Աստուածաշունչ Աստուածաշունչ

Աստուածաշունչ

Kutsal Kitap, İsa'dan önce yaklaşık 14. yüzyıldan başlayarak İsa'dan sonraki yüzyıl sonuna kadar olan bir süre içerisinde yazıya geçirilmiştir. Bu yazılar Tanrı'nın görevlendirdiği insanlar tarafından yine Tanrı'nın kendi Ruhu'yla esinlenerek yazdırılmıştır. Kutsal Kitap; tarihsel olaylar, kutsal şiirler, peygamberlik yazıları ve esinlemelerden oluşan kitapçıkların bir araya toplanmasından meydana gelmiştir. Yazılar, dünyanın ve insanın yaratılışından başlayarak, dünyanın son günlerinde olacak olaylar ve Tanrı'nın yargısını baştan sona ve belli bir düzen içerisinde anlatır.

Kutsal Kitap'ın içeriği

Kutsal Kitap, Eski ve Yeni Antlaşma olmak üzere iki kısımdan oluşur. Eski Antlaşma, İbranice ve Aramice olarak yazılmıştır ve 39 kitaptan oluşmaktadır. Yeni Antlaşma, Kutsal Kitap'ın ikinci kısmıdır ve halk arasında İncil diye bilinir. İncil, Grekçe yazılmıştır ve 27 kitaptan oluşur. İncil kelimesi arapça olup "Müjde" ya da "İyi Haber" anlamına gelmektedir.

Kutsal Kitap, içerik ve metinsel biçim açısından 9 temel sınıfa ayrılır:


Eski Antlaşma (Tevrat-Zebur) (39 kitap)

  • Yasa kitapları(5): Yahudiler'in "Tora" diye tanımladığı bu kitaplar, Kutsal Kitap'ın ilk beş kitabıdır. Genelde Musa'nın beş kitabı olarak bilinir. Bunlar, Kutsal Kitap'taki sırasıyla: Yaratılış, Mısır'dan Çıkış, Levililer, Çölde Sayım ve Yasa'nın Tekrarı'dır.
  • Tarihsel kitaplar(12): Yeşu, Hakimler, Rut, I. ve II. Samuel, I. ve II. Krallar, I. ve II. Tarihler, Ezra, Nehemya, Ester'dir.
  • Özdeyiş ve şiir kitapları(5): Eyüp, Zebur (Mezmurlar), Süleyman'ın Özdeyişleri, Vaiz, Ezgiler Ezgisi.
  • Peygamberlik kitapları(17): Yeşaya, Yeremya, Ağıtlar, Hezekiel, Daniel, Hoşea, Yoel, Amos, Ovadya, Yunus, Mika, Nahum, Habakkuk, Sefanya, Hagay, Zekeriya ve Malaki'dir.

Yeni Antlaşma (İncil) (27 kitap)

  • İncil'in ilk dört kitabı(4): Yazarların adlarıyla anılır. Bunlar Matta, Markos, Luka ve Yuhanna'dır. Yazarların her biri, İsa'nın yaşamını ve öğretisini dikkatli, ayrıntılı ve değişik açılardan ele alır.
  • Elçilerin İşleri(1): İlk dört kitabı izleyen Elçilerin işleri başlıklı kitap, İsa'nın seçtiği ilk öğrencilerin etkinliklerini, birçoğu Anadolu'da olmak üzere, ilk kilise topluluklarının nasıl kurulduğunu anlatır. Bu kitabın yazarı, İncil'in üçüncü kitabını da yazan Luka'dır.
  • Pavlus'un Mektupları(13): İsa'nın göğe alınmasından sonra mucizevi bir şekilde İsa'yla karşılaşan ve iman eden Pavlus, kurtuluş müjdesini Yahudi olmayan uluslara iletmek görevini almış olarak Kutsal Ruh'un esiniyle değişik kişi ve topluluklara mektuplar yazdı. Kutsal Yazılar listesinde yer alan Pavlus'un 13 mektubu, İncil'in büyük bir bölümünü oluşturur. Bu mektuplar sırasıyla, Romalılar, I. ve II. Korintliler, Galatyalılar, Efesliler, Filipililer, Kolo-seliler, I. ve II. Selanikliler, I. ve II. Timoteos, Titus ve Filimon'dur.
  • Diğer Mektuplar(8): İbraniler, Yakup, Petrus'un Mektupları, Yuhanna'nın Mektupları ve Yahuda'nın Mektubu.
  • Peygamberlik kitabı-Vahiy(1): İncil'in son kitabıdır; gelecekteki olayları haber veren peygamberlikleri, insanın ve dünyanın sonuna ilişkin öngörüleri içerir.

Eski ve Yeni Antlaşma, İsa Mesih'in doğumuna göre ikiye ayrılmaktadır. İsa Mesih'in doğumundan önce insanlara bildirilen Eski Antlaşma, kitabın birinci kısmını oluşturur. İkinci kısım, Yeni Antlaşma ise İsa Mesih'in doğumundan O'nun ikinci kez gelişine kadar sürecek olan dönemi anlatır.

Bu iki kısım içerisinde yer alan kitapları iki raflı bir kütüphane benzetmesiyle açıklayabiliriz:

Eski Antlaşma
Yeni Antlaşma
Vahiy
Yahuda
3.Yuhanna
2.Yuhanna
1.Yuhanna
2.Petrus
1.Petrus
Yakup
İbraniler
Filimon
Titus
2.Timoteos
1.Timoteos
2.Selanikliler
1.Selanikliler
Koloseliler
Filipililer
Efesliler
Galatyalılar
2.Korintliler
1.Korintliler
Romalılar
Elçilerin İşleri
Yuhanna
Luka
Markos
Matta
Malaki
Zekeriya
Hagay
Sefanya
Habakkuk
Nahum
Mika
Yunus
Ovadya
Amos
Yoel
Hoşea
Daniel
Hezekiel
Ağıtlar
Yeremya
Yeşaya
Ezgiler Ezgisi
Vaiz
S. Özdeyişleri
Mezmurlar
Eyüp
Ester
Nehemya
Ezra
2.Tarihler
1.Tarihler
2.Krallar
1.Krallar
2.Samuel
1.Samuel
Rut
Hakimler
Yeşu
Yasanın Tekrarı
Çölde Sayım
Levililer
Mısırdan Çıkış
Yaratılış
Vahiy
Vahiy, Yuhanna'nın görümlerinden oluşuyor. Kendini «sıkıntıda, tanrısal egemenlikte ve sabırda ortağınız ve kardeşiniz» (1:9) diye tanıtan Yuhanna, kitaba kaynaklık eden görümleri, inanlıların baskı altında olduğu bir dönemde, ya Roma İmparatoru Neron'un (İ.S. 54-68) son yıllarında, ya da Domitian zamanında (İ.S. 81-96) almıştır.
Yahuda
Bu mektup oldukça kısadır, kime ve ne zaman yazıldığı açıkça belirtilmez. Kendini «Yakup'un kardeşi» diye tanıtan yazarın İsa'ya ihanet eden Yahuda İskariot'la ilgisi yoktur. Mektubun, inananları, aralarına sızıp yanlış öğreti yayanlara karşı uyarmak için yazıldığı anlaşılıyor (4). Söz konusu uyarılarla Petrus'un İkinci Mektubu'nda geçen uyarılar arasında benzerlikler var (2Pe.2).
3.Yuhanna
Yuhanna'nın seslendiği kişi Gayus'tur. Onu çocuklarından biri olarak nitelerken, büyük olasılıkla kendisinin aracılığıyla iman ettiğini anlatmak istiyor. Yuhanna çok geçmeden Gayus'u ziyaret etmek umudundadır.
2.Yuhanna
Bu mektupla İncil'in Yuhanna kısmı ve Yuhanna'nın birinci ve üçüncü mektupları arasında yakın benzerlikler var. Mektupta seslenilen «hanımefendi ve çocukları», büyük olasılıkla bir inanlılar topluluğunu simgeliyor. Her kim ise, Yuhanna onları yakında ziyaret etmek umudundadır (12).
1.Yuhanna
Yuhanna, bu mektupta İsa Mesih'le ilgili kişisel deneyimlerini vurguluyor. Elimizdeki kanıtlara göre mektup önceleri Asya İli'ndeki (bugünkü Ege Bölgesi) topluluklar arasında okunuyordu. Onlara yazılmış olabilir. Dili oldukça yumuşaktır. Yuhanna okuyucularına, «sevgili kardeşlerim», «yavrularım», «çocuklar» diye seslenir.
2.Petrus
Elçi Petrus'un İkinci Mektubu'nu alanlar, Birinci Mektubu'nu alan Anadolu'daki inanlılarla aynı kişiler olabilir. Petrus mektubunu yazdığında yakında öleceğini biliyordu. Mektubu ruhsal gerçekleri arkadaşlarına anımsatmak için yazıyor. Amacı, öğretisini yazıya dökmektir. Böylelikle arkadaşları ölümünden sonra da bunu anımsayabilecekler.
1.Petrus
Petrus mektubun amacını 5:12'de şöyle özetliyor: «Sizi yüreklendiriyor ve sözünü ettiğim lütfun, Tanrı'nın gerçek lütfu olduğuna tanıklık ediyorum. Buna bağlı kalın.» İnanlıları, özellikle karşılaştıkları baskı ve sıkıntılar karşısında dimdik ayakta durmaya ve doğru olanı yapmaya özendiriyor. Baskı, mektup boyunca işlenen bir konudur. Tanrı kutsal olduğu için, Petrus inanlıları da kutsal olmaya çağırıyor. İnanlılar bunu özel yaşamlarında, yetkililere (2:13-17) ve efendilerine (2:18) bağımlılıkta, eşleriyle (3:1-7) ve birbirleriyle (4:8-11) olan ilişkilerinde göstermelidirler.
Yakup
Mektup, öteki uluslar arasında «dağılmış olan on iki oymağa» hitaben yazıldı (1:1). Büyük olasılıkla bunlar o çağda bilinen dünyaya dağılmış Yahudi kökenli inanlılardı. Elçilerin İşleri Kitabı'nda, Yahudi inanlıların, İstefanos'un ölümüyle başlayan baskılardan sonra Yeruşalim'den ayrılarak geniş bir alana dağıldıklarını okuruz (Elç.8:1; 11:19-21). Ayrıca Pentikost Günü İsa'ya iman edenlerin bir kısmının uzak ülkelerden geldikleri anlaşılıyor (Elç.2:9-11).
İbraniler
Yazar ne kendi kimliğini, ne de mektubu kime yazdığını açıklıyor. Böylece işimiz, metinde verilen ipuçlarından bazı sonuçlar çıkarmaya kalıyor. Yazarın kendisi, İsa'nın on iki elçisi arasında yer almaz; ama İsa'nın öğretilerini ilk izleyicilerinden duymuştur (2:2-3). Eski Antlaşma'yı iyi bildiği apaçık; Eski Antlaşma'dan yaptığı 29 aktarmanın yanısıra, 50'nin üzerinde bölümden de söz eder. Geleneksel başlıkla (İbraniler'e) içeriğin tamamı, mektubun Yahudi asıllı Mesih inanlılarına yazıldığını gösteriyor.
Filimon
Pavlus bu mektubu Filimon, Afiya, Arhippus ve Filimon'un evinde toplanan imanlılara yazmakla birlikte, seslenmek istediği esas kişi, büyük olasılıkla Kolose'deki kilisenin önderlerinden biri olan Filimon'dur. Pavlus ondan övgüyle söz ediyor (4-7), onu «sevgili emektaşımız» diye adlandırıyor ve hapisten salıverildikten sonra onun yanına gitmeyi umuyor (22).
Titus
Grek asıllı olan Titus, uzun süre Pavlus'la çok yakın bir işbirliği yapmıştır (1:4, 2Ko.8:23). Pavlus, yaymakta olduğu öğretiyi ileri gelen inanlılarla gözden geçirmek için Yeruşalim'e gittiğinde Titus'u birlikte götürür (Gal.2:1-3). Titus, bir kez de Korint'te (2Ko.7:6-8:24), Pavlus'un temsilcisi olarak karşımıza çıkar. Bu mektubun yazıldığı tarihlerde ise Girit'teydi. Bu yöredeki kiliselerin ortaya çıkışında Pavlus'la yakın işbirliği içinde olduğu anlaşılıyor.
2.Timoteos
Pavlus bu mektubu yaşamının sonuna doğru, yıllarca yakın işbirliği içinde olduğu genç çömezi Timoteos'a yazmıştır (bkz. 1.Timoteos'a Giriş). Mektubu, Müjde'yi yaymak ve öğretmekten ötürü tutuklu bulunduğu Roma'dan gönderiyor. İlk savunmasından (4:16-17) sonra, ölüme mahkûm olacağını biliyordur (4:6-8). Tarihi kaynaklar, çok geçmeden de kafasının kesilerek öldürüldüğünü yazar.
1.Timoteos
Pavlus ve Timoteos: Timoteos, Konya İli'nin sınırları içinde kalan bugünkü Hatunsaray'a yakın Listra Kenti'ndendi. Çocukluğundan beri Kutsal Yazılar'ı bilen biriydi. Pavlus Müjde'yi yaymak için çıktığı ilk yolculuğu sırasında Timoteos'la karşılaştı. İkinci yolculuğu sırasında Timoteos'u da ekibine kattı. Bundan sonra sık sık birlikte çalıştılar. Böylece İncil'de bulunan altı mektup hem Pavlus'un hem de Timoteos'un adını taşıyor.
2.Selanikliler
İşlenen konuların benzerliği gözönüne alındığında, Pavlus'un 2.Selanikliler Mektubu'nu 1.Selanikliler Mektubu'ndan kısa bir süre sonra kaleme aldığı anlaşılıyor (her iki mektuba genel bir bakış için 1.Selanikliler'e Giriş bölümüne bakınız).
Pavlus, Selanikli inanlılar ve onların sevgide ve imanda gösterdikleri sürekli gelişmeler için Tanrı'ya şükreder durur (1:3-4). Bir taraftan onlar için hep dua eder (1:11-12); öbür taraftan, çektikleri zulüm ve sıkıntılara dayanabilmeleri için onları yüreklendirir (1:4-8; 2:15).
1.Selanikliler
Pavlus Müjde'yi yaymak için yaptığı ikinci yolculukta Selanik Kenti'ne uğradı. Bu işlek liman kenti, Roma İmparatorluğu'nun Makedonya eyaletinin de başkentiydi. Pavlus'un ziyareti oldukça kısa sürdü. O kadar çok kişiyi İsa'ya döndürdü ki, Yahudi önderler halkı ayaklandırarak onu kenti terk edip yoluna devam etmeye zorladı. Pavlus, ayrılışından sonra çeşitli sıkıntılarla karşılaşan yeni inanlılar için çok kaygı çekiyordu. Durumlarını öğrenmek ve onları yüreklendirmek için Timoteos'u Atina'dan Selanik'e gönderdi.
Koloseliler
Kolose, Denizli'nin 16 km. doğusunda bulunuyordu. Pavlus, oraya henüz gitmemişti; ama Epafras, büyük olasılıkla Pavlus Efes'teyken, onun temsilcisi olarak Müjde'yi Kolose'ye ulaştırmıştı. Bu arada, «Asya İli'nde yaşayan herkes Rab'bin sözünü işitti». Kolose'deki inanlıların gösterdiği gelişmeleri Pavlus'a bildiren de Epafras'tı. Pavlus, bundan sonra Tihikos ve Onisimos'u bu mektupla birlikte Kolose'ye gönderir.
Filipililer
Bugünkü Yunanistan'ın Kavala Kenti'ne yakın olan Filipi, ilk yüzyılda Makedonya'nın en önemli kentlerinden biriydi. Pavlus burada bir inanlılar topluluğu oluşturmuştu. Bu mektubu, büyük olasılıkla İ.S. 61 yılında Roma'da tutukluyken yazıyor. O sırada Pavlus evde göz hapsindeydi. Durumu öğrenen Filipili inanlılar, bağışlarını Epafroditus'un eliyle ona gönderirler. Pavlus ise ölüm derecesinde hastalanıp iyileşen Epafroditus'u övgülerle ve kendisine ulaştırılan bağışlar için sunduğu candan teşekkürlerle Filipi'ye geri gönderir.
Efesliler
Bu mektup Pavlus'un hapishaneden yazdığı mektuplardan biridir. Mektubu götürmek görevi Tihikos'a verilir. Tihikos, bu yolculuğu sırasında Kolose'yi de ziyaret etmiş olabilir. Pavlus daha önce Efes'i iki kez ziyaret etmiş, ikinci ziyaretinde orada iki yıldan fazla kalmıştı.
Galatyalılar
Pavlus bu mektubu Galatya'da (İç Anadolu) kurduğu kiliselere yazdı. Orada Müjde'ye inananların birçoğu Yahudi değildi. Galatya'ya gelen bazı Yahudiler, Yahudi olmayanların sünnet olmaları ve Kutsal Yasa'ya uymaları gerektiğini savunuyorlardı. Elçilerin İşleri'nden anlaşılacağı gibi, ilk inanlı toplulukları için duyarlı bir konuydu bu. O yıllarda İncil henüz yazılmamıştır. İnananların sahip olduğu kaynaklar, İsa'nın öğretisinden ve sünneti öngören Eski Antlaşma'dan oluşuyordu. Pavlus'un en önemli görevlerinden biri de Eski Antlaşma'nın, İsa'nın öğretisi ışığında nasıl anlaşılması gerektiğini göstermekti.
2.Korintliler
Pavlus'un Korintliler'e yazdığı birinci mektuptan sonra neler olup bittiğini ayrıntılarıyla bilmiyoruz. Yalnızca ikinci mektuba bakarak durumu anlamaya çalışıyoruz. Pavlus, Korintliler'e yazdığı ilk mektupta onları bazı günahlarından ötürü azarlamıştı (1. Korintliler'e Giriş bölümüne bkz.). Ama sonuç alamayınca onları doğru yola döndürmek için ikinci ziyarette bulunuyor (2:1; 13:1-2). Umduğu sonucu vermeyen bu ziyareti «keder dolu» bir ziyaret diye niteliyor. Üçüncü bir ziyaret tasarlar; ama aynı durumla karşılaşmamak için bundan vazgeçer (1:15-2:3). Sonunda «büyük bir sıkıntı ve yürek acısıyla» başka bir mektup yazar (2:4), Titus'un eliyle Korint'e gönderir. Korintliler mektubu alınca tövbe ederler. Titus bu haberle döner ve Pavlus'u sevince boğar (7:5-16).
1.Korintliler
Korint, orta Yunanistan ile Mora Yarımadası arasındaki körfezin ağzında kalan, kuzey-güney ve doğu-batı ticaret yollarını denetimi altında tutan önemli bir kentti. (Deniz yüklerinin büyük bölümü, fırtınalı bir yol olan Mora Yarımadası'nın güneyinden değil de körfezden geçirilirdi.) Korint Kenti fuhuş yapmakla ün salmıştı. Eski Grek tanrılarına ait en az on iki tapınağın bulunduğu bu kent alabildiğine putperestliğin pençesindeydi. Örneğin, putlara sunulan adakların sadece belirli bölümleri yakılır, geri kalanı yenir ya da kasaplarda satılırdı. Bunun yanısıra felsefe ve bilgelik büyük değer taşırdı. Hem Yahudi, hem Yahudi olmayanlardan oluşan inanlılar topluluğu böyle bir ortamda belirli bazı kültürel sorunlarla karşı karşıya kaldı.
Romalılar
Elçi Pavlus bu mektubu Yeruşalim'e yaptığı bir yolculuk sırasında yazmıştır. Toplanan bağışları oradaki yoksul inanlılara iletmekle görevlendirilmişti (15:25-27). Bu da İ.S. 57-59 yılları arasında, Müjde'yi yaymak için çıktığı üçüncü yolculuğun sonlarında olabilir. Büyük olasılıkla Korint'ten yazmaktadır (Elç.20:1-3). Bundan sonra Yeruşalim'e, Yeruşalim'den de İspanya'ya gitmeyi, yol üzerinde de Roma'ya uğramayı tasarlar (1:9-15; 15:22-32).
Elçilerin İşleri
Eski çağlarda yazılmış olan birçok yapıtın yazarı gibi, bu kitabın yazarı da kendini doğrudan bize tanıtmıyor. Bununla birlikte, ikinci yüzyılda yaşamış ve bir kısmı İsa'nın elçilerini bizzat tanımış inanlı yazarların hepsi, bu kitabı Luka'nın yazdığında birleşiyorlar. Kitabın yakından incelenmesi halinde «sevgili hekim» Luka'nın (Kol.4:14) elinden çıktığına dair ipuçları görülebilir.
Yuhanna
Yuhanna, Matta'dan, Markos'tan ve Luka'dan farklı konuları vurgular. İsa'nın doğumunu anlatarak başlayacağına, İsa'nın başlangıçtan beri Tanrı'yla birlikte bulunmuş, beden alıp aramızda yaşamış olan Tanrı Sözü olduğunu açıklamakla başlar (1:1-18). Kitapta daha az sayıda mucizeden söz edilir ve bunlar İsa'nın bildirisini doğrulayan belirtiler diye anılır.
Luka
Luka, daha kitabın başında amacının, İsa'nın yaşamını doğru ve ayrıntılı bir biçimde anlatmak olduğunu açıkça ortaya koyuyor (1:1-4). Luka, Elçilerin İşleri Kitabı'nda da Müjde'nin o çağda bilinen dünyanın merkezi durumundaki Roma'ya kadar nasıl yayıldığını anlatır. O devirde yazarların, yapıtlarını ileri gelen kişilere adamaları bir gelenek haline gelmişti. Nitekim Luka da her iki kitabı, adı Teofilos -«Tanrı'yı seven» anlamında- olan bir kişiye hitaben kaleme almıştır. Kuşkusuz Luka bu adamın kişiliğinde geniş bir kitleye seslenmeyi amaçlamıştır.
Markos
Markos, İsa'nın yaşamını anlatan İncil'in ilk dört kısmı arasında en kısa olanıdır. İsa'nın ne doğumundan, ne soyağacından, ne de çocukluğundan söz eder. Öğretiye daha az ağırlık verir. Örneğin Matta'da 21, Luka'da 26 benzetmeye karşılık Markos'ta sadece 9 benzetme vardır. Markos daha çok İsa'nın yaptıklarını yazıyor. Kısa ve öz yazar (birinci bölümde ne denli çok sayıda olayın anlatıldığına bakın). Anlatım canlı ve hareketlidir. Markos, öbür yazarlara oranla belirli bazı olayları daha ayrıntılı yazar. Dikkatini, özellikle insanların İsa'ya gösterdiği ilginin üzerinde yoğunlaştırır.
Matta
Matta'nın amacı, İsa'nın yaşamını, öğretisini, ölümünü ve dirilişini anlatmaktır. Özellikle İsa'nın peygamberlerce geleceği bildirilen ve Yahudilerce uzun zamandır beklenen Mesih olduğunu göstermek ister. Bunun için İsa'nın gelişiyle gerçekleşen peygamberlik sözlerinden alıntılara yer verir. İsa'nın kurtuluş Müjdesi'nin bütün uluslar için olduğunu ayrıca vurgular.
Malaki
Malaki Kitabı'nda geçen olaylar, Yeruşalim'de tapınak kurulduktan sonra İ.Ö. 5. yüzyılda yazıldı. Peygamber Malaki'nin çağrısı, kâhinlerle halkın Tanrı'ya olan sadakatlerini yinelemeleridir.
Zekeriya
Zekeriya Kitabı iki ana bölümden oluşur:
  1. 1-8 bölümleri İ.Ö. 520-518 yılları arasında Peygamber Zekeriya'nın Tanrı'dan aldığı peygamberlikleri içerir. Bu peygamberliklerin çoğu görüm şeklindedir. Yeruşalim'de düzenin yeniden kurulacağını, tapınağın yeniden yapılacağını, Tanrı halkının kutsanacağını dile getirir.
  2. 9-14 bölümleri beklenen Mesih'in geleceğinden ve son yargıdan söz eder.
Hagay
Hagay Kitabı Rab'bin Peygamber Hagay aracılığıyla İ.Ö. 520 yılında ilettiği bildirileri içerir. İsrail halkı sürgünden dönüp Yeruşalim'e yerleşerek kendi evlerini kurmuşlardı. Ama tapınak hâlâ yıkık durumdaydı. Bildiriler halkın önderlerini tapınağı yeniden kurmaları için göreve çağırıyordu. Rab de yenilenmiş ve kutsanmış halk için gönenç ve barış dolu bir gelecek vaat ediyor.
Sefanya
Peygamber Sefanya İ.Ö. 7. yüzyılın ikinci yarısında, büyük olasılıkla Kral Yoşiya'nın İ.Ö. 621 yılında yaptığı dinsel reformlardan önceki yıllarda Yahuda ve çevresindeki halklara seslendi. Kitap şu peygamberlik konularını içeriyor: Başka ilahlara tapan Yahuda'nın korkunç şekilde cezalandırılacağı gün gelecek. Tanrı öteki ulusları da cezalandıracaktır. Yeruşalim kötü sona uğrasa bile, zamanla kent onarılacak, orada yaşayan alçakgönüllü ve doğru insanlar rahata kavuşacak.
Habakkuk
Peygamber Habakkuk İ.Ö. 7. yüzyılın sonlarına doğru, Babilliler'in Ortadoğu'da egemen olduğu dönemde yaşadı. Bu acımasız insanların zorbalığından çok derin rahatsızlık duyan Habakkuk Rab'be şunu sordu: "Doğrular kötülere yem olurken neden susuyorsun?" (1:13). Rab uygun bulduğu zamanda harekete geçeceğini söyledi. Aynı zamanda, "Doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır" dedi (2:4).
Nahum
Nahum, İsrailliler'in güçlü düşmanı Asur'un başkenti Ninova'nın düşüşünü önceden bildiren bir kitaptır. Ninova'nın İ.Ö. 612 yılında yıkılması, Tanrı'nın acımasız ve gururlu bir ulusu yargılaması olarak görülmektedir.
Mika
Peygamber Mika, Yeşaya'yla aynı dönemde yaşadı. Yahuda'nın kırsal bir kentinde doğmuştu. Amos'un kuzey krallığına bildirdiği ulusal felaketin bir benzerinin aynı nedenle güney krallığı Yahuda'nın da başına geleceğinden emindi. Tanrı adaletsizlikten ötürü halkı cezalandıracaktı. Buna karşın Mika'nın peygamberliği geleceğe ilişkin açık ve net bir umut vaat ediyordu.
Yunus
Yunus Kitabı Kutsal Kitap'taki öbür peygamberlik kitaplarından farklılık göstermektedir. Tanrı'nın buyruğuna uymamaya çalışan bir peygamberin başından geçen olayları anlatan bir öyküdür.
Ovadya
Kitap, Babilliler'in İ.Ö. 586'da Yeruşalim'i ele geçirmesinden sonra yazıldı. Yahuda'nın düşmanı Esav soyundan gelen Edomlular Yeruşalim'in düşmesine sevinmekle kalmadılar, Yahuda'nın kötü durumunu kullanarak kenti yağmalayıp işgalcilere yardım ettiler. Ovadya İsrail'in öteki düşmanları tarafından Edom'un bozguna uğratılıp cezalandırılacağına ilişkin peygamberlik etti.
Amos
Amos Kutsal Kitap'ta sözleri ayrıntılarıyla kaydedilen ilk peygamberdir. Yahudalı olmasına karşın, İ.Ö. 8. yüzyılın ortalarında daha çok İsrail'in kuzey krallığında yaşayan insanlara seslendi.
Yoel
Peygamber Yoel korkunç bir çekirge belasından ve İsrail'deki kuraklıktan söz etmektedir. Bu olayları Rab'bin gününün –adil iradesine karşı olanları cezalandıracağı zamanın– belirtisi olarak görmektedir. Rab'bin halkını eski haline döndürmek, kutsamak için verdiği sözü, tövbe etmeleri için yaptığı çağrıyı halka iletmektedir. Önemli bir nokta da Tanrı'nın Ruhu'nu kadın erkek, genç yaşlı herkese göndereceğine ilişkin verdiği sözdür.
Hoşea
Efrayim diye bilinen İsrail'in kuzey krallığının başkenti Samiriye İ.Ö. 722 yılında Asurlular tarafından ele geçirildi. Peygamber Hoşea bu olaydan önceki sıkıntılı günlerde ortaya çıktı. Özellikle putperestlik ve Tanrı'ya sadakatsizlik konusuna değindi.
Daniel
Daniel Kitabı'nın iki temel noktası vardır:
  1. Kitap, Babil Kralı Nebukadnessar tarafından sürgün edilen Daniel'le üç Yahudi genç arkadaşının büyük zorluklar karşısında Tanrı'ya nasıl sadık kaldıklarını anlatır. İmanları ve Tanrı'ya bağlılıkları sayesinde düşmanlarından üstün oldular. Bu olaylar hem Babil hem de Pers krallıkları döneminde gelişti.
  2. Daniel tarafından görülen görümler: Bu görümlerde Babil'den başlayarak birçok krallıkların yükselip düşeceği, Tanrı'ya karşı gelen baskıcı kralın yıkıma uğrayacağı, Tanrı'nın halkının zafere ulaşacağı açıklanıyor.
Hezekiel
Peygamber Hezekiel İ.Ö. 586 yılında Yeruşalim'in düşüşünden önce ve sonra Babil'de sürgünde yaşadı. Sürgünde olanlara da, Yeruşalim halkına da seslendi Hezekiel.
Ağıtlar
Ağıtlar Kitabı İ.Ö. 586'da Yeruşalim'in yıkılışı, sürgün ve bu yıkımın sonuçları üzerine yakılan beş ağıttan oluşmaktadır.
Yeremya
Peygamber Yeremya İ.Ö. 7. yüzyılın sonuyla 6. yüzyılın başlarında yaşadı. Uzun hizmeti sırasında Tanrı'nın halkını uyardı, yaptıkları günah ve putperestlik yüzünden başlarına gelecek büyük felaketi önceden bildirdi. Peygamberliğin yerine geldiğini -Yeruşalim'in Babil Kralı Nebukadnessar'ın eline geçtiğini, kentin ve tapınağın yıkıldığını, Yahuda Kralı'yla birçok kişinin Babil'e sürgüne gittiğini- gördü. Halkın sürgünden geri dönüp eski gönencine kavuşacağını da bildirdi.
Yeşaya
Yeşaya İbranice'de "Rab kurtarır" anlamına gelir. Kitabın adı olan bu ifade bir bakıma kitabın özetidir. Peygamber Yeşaya İ.Ö. 8. yüzyılın ikinci yarısında Yeruşalim'de yaşadı.
Ezgiler Ezgisi
Ezgiler Ezgisi aşk şiirleridir. Büyük bir çoğunluğu iki sevgilinin, yani erkekle kadının, karşılıklı olarak söylediği şiirlerden oluşur. Kitap "Süleyman'ın Ezgiler Ezgisi" diye başladığına için "Süleyman'ın Ezgisi" olarak da bilinir.
Vaiz
Vaiz Kitabı insan ömrünün ne kadar kısa ve çelişkilerle dolu olduğunu, nedeni belirsiz haksızlık ve umutsuzluğu, sonuç olarak da yaşamın "boş" olduğunu içtenlikle anlatan bir vaizin düşüncelerine yer veriyor.
S. Özdeyişleri
Özdeyişler Kitabı deyimler ve özdeyişler biçiminde anlatılan ahlaksal ve dinsel öğretişlerin toplamıdır. Büyük bölümü günlük yaşamla ilgili konuları içerir.
Mezmurlar
Mezmurlar (Zebur diye de bilinir) ilahi ve dua kitabıdır. Uzun bir süre içinde farklı yazarlar tarafından yazılmıştır. İsrailliler bu dua ve ilahileri kendi tapınmalarında kullanıyorlardı.
Eyüp
Eyüp Kitabı büyük felakete uğrayan doğru bir adamın çektiği acıları anlatır. Eyüp bütün çocuklarını, malını mülkünü yitirir, korkunç bir hastalığa yakalanır. Kitap, Eyüp ve üç arkadaşının bu felaketlere karşı gösterdikleri tepkiyi karşılıklı üç konuşmayla açıklamaktadır. İnsanlara yaklaşımı tartışılan Tanrı'nın bizzat kendisi sonunda Eyüp'e görünüyor.
Ester
Ester Kitabı'nda anlatılan olaylar İ.Ö. 5. yüzyılın başlarında Pers Kralı olan Ahaşveroş'un kışlık sarayında geçer. Olayların merkezinde Ester adlı Yahudi kraliçe yer alır. Kraliçe Ester cesareti sayesinde İsrail halkının düşmanlarının tasarladığı büyük bir katliamdan kurtulmasına önayak olur. Ardından akrabası Mordekay kralın başbakanı olur. Kitap, Purim adlı Yahudi bayramının temelindeki olayları ve anlamını anlatır.
Nehemya
Nehemya Kitabı'ndaki olaylar, İ.Ö. 5. yüzyılda yer alıyor. Bu dönemde Yahudiler'in çoğu Babil'de sürgündeydi.
Ezra
Ezra Kitabı Tarihler kitaplarının devamıdır. İ.Ö. 538 yıllarında Babil'den dönen ve Yeruşalim'de tapınmayı yeniden başlatan Yahudiler'in yaptıklarını açıklıyor.
2.Tarihler
1.Tarihler'in devamı olan 2.Tarihler Kral Süleyman'ın yaptığı işleri ve dönemindeki olayları anlatır. Yarovam önderliğindeki kuzey oymakları Kral Süleyman'ın yerine geçen oğlu Rehavam'a karşı ayaklanır ve krallık ikiye bölünür. İ.Ö. 586 yılında Yeruşalim'in düşüşüne ve Babil sürgününe dek olaylar güneydeki Yahuda krallığı etrafında gelişir. Kitap Pers Kralı Koreş'in Yahudiler'in Babil'den Yeruşalim'e dönmelerine izin vermesiyle son bulur.
1.Tarihler
Tarihler diye bilinen kitaplar Samuel ve Krallar kitaplarında geçen olayların başka bir görüş açısından tekrarıdır. Tarihler kitaplarında İsrail'in krallık tarihinin öyküsü gerisinde önemli bir amaç vardır: İsrail ve Yahuda üzerine gelen felaketlere karşın Tanrı kendi halkına olan vaatlerini koruyor ve onları reddetmiyor.
2.Krallar
2.Krallar Kitabı İsrail ve Yahuda krallıklarının tarihine 1.Krallar Kitabı'nda kaldığı yerden devam eder.
1.Krallar
İsrail'de Samuel kitaplarıyla başlayan krallığın tarihine 1.Krallar Kitabı'nda devam edilir.
2.Samuel
1. Samuel'in devamı olan 2. Samuel Kitabı Kral Davut'un krallığının bir tarihçesidir. Davut önce Yahuda oymağının (1-4 bölümleri), sonra bütün İsrail'in kralı oldu (5-24 bölümleri).
1.Samuel
Bu kitap adını, ilk bölümlerinde konu edilen Peygamber Samuel'den alır. İsrail'in "Hakimler" döneminden krallığa geçiş olaylarını konu eder. İsrail yönetiminde meydana gelen bu değişiklik üç kişinin çevresinde yoğunlaşır: Hakimlerin sonuncusu Samuel, İsrail'in ilk kralı Saul ve Davut.
Rut
Rut'un öyküsü, hakimler zamanında hüküm süren şiddet döneminde geçer. Rut, Tanrı halkından sayılmayan Moavlılar'dandı. Kıtlık sonucu Moav'a yerleşen bir İsrailli'yle evlenir. Kocası ölünce Rut, görülmemiş bir sadakatle İsrailli kaynanası Naomi'ye, derin bir adanma duygusuyla da İsrail'in Tanrısı'na bağlanır. Sonunda kocasının akrabalarından biriyle evlenerek İsrail'in en büyük kralı Davut'un dedesinin annesi olur.
Hakimler
Hakimler Kitabı, İsrail halkının çoğu Kenan topraklarını ele geçirdiği tarihle İsrail krallığının kurulduğu tarih arasında kalan düzensiz dönemin olaylarından oluşur. Bu olaylar "Hakimler" diye adlandırılan, halk önderlerinden oluşan kahramanların yaptıklarını yansıtır.
Yeşu
Bu kitap Musa'nın yerine geçen Yeşu'nun önderliğinde çoğu Kenan topraklarının İsrailliler tarafından ele geçirilişinin tarihidir. Kitapta sözü edilen önemli olaylar arasında Şeria Irmağı'nın geçilmesi, Eriha'nın düşüşü, Ay Kenti'nin ele geçirilmesi, Tanrı ile İsrail arasındaki antlaşmanın yenilenmesi sayılabilir.
Yasanın Tekrarı
İsrail halkı Kenan topraklarına girmeden önce Moav'da konakladı. Bu kitap Musa'nın halka birkaç kez seslenişini içerir.
Çölde Sayım
Çölde Sayım Kitabı, İsrail halkının Sina Dağı'ndan göç edip Tanrı'nın vaat ettiği Kenan topraklarının doğu sınırına ulaşana dek başlarından geçen olayları anlatır.
Levililer
Levililer Kitabı eski İsrail'deki tapınma düzeni ve bunu yöneten Levi oymağından gelen kâhinlerle ilgili kuralları içerir.
Mısırdan Çıkış
Mısır'dan Çıkış Kitabı, İsrail halkının yaklaşık 3500 yıl önce köle oldukları Mısır'dan ayrılmalarını anlatır.
Yaratılış
Yaratılış Kitabı bize evrenin ve insanın yaratılışını, günahın ve dünyada çekilen acıların başlangıcını, Tanrı'nın insanlığa yaklaşım biçimini anlatmaktadır.

İki Antlaşma ikişer ana kısma ayrılır ("ilahi tarih" ve "ilahi yorum" diye alt ve üst raflar) ve genellikle kronolojik bir sıra izler (soldan sağa doğru). Eski Antlaşma, Tanrı'nın, kendi içlerinden çıkacak Kurtarıcı Mesih'i dünyaya göndereceği halkı (İsrail ulusu) oluşturup eğiterek zemini nasıl hazırladığını kaydeder. Yeni Antlaşma ise Tanrı'nın, Mesih aracılığıyla bütün uluslardan Kendisine iman eden insanları nasıl günahtan kurtarıp sevgiyle kabul ettiğini açıklar.

İşte Eski Antlaşma'yı oluşturan ilk bölümler yani Yaratılış'tan Ester'e kadar olan kısım, dünyanın yaratılışından, Kurtarıcı İsa Mesih'in gelişine dek geçen süre içinde Tanrı'nın insanlarla olan tarihsel ilişkilerini kaydeder. Belirli bazı önemli noktalarda Tanrı, bu tarihin arkasındaki ve ilerisindeki amaçlarını daha da ayrıntılı bir biçimde bildirir. Nitekim, Eyüp'ten Malaki'ye kadar olan kısım, Tanrı'nın bu özel yorumlarını kaydeder. Böylece alt rafta "ilahi tarih" kitapçıkları, üst rafta da "ilahi yorum" kitapçıkları yer almaktadır. Bu düzen aynı şekilde Yeni Antlaşma'da da görülür; önce Matta'dan Elçilerin İşleri bölümüne kadar olan kısımda Tanrı'nın Mesih'i dünyaya göndererek meydana getirdiği tarihsel oluşum anlatılır. Bunun ardından bu yeni oluşumun esas gerçekleri, düzeni ve iç yaşamı Elçilerin Mektupları'nda açıklanır. En son olarak Esinleme bölümünde, Mesih'in ikinci gelişi ve dünyanın sonuyla ilgili gelecekte olacaklar açıklanır.

Kutsal Kitap günümüze nasıl ulaştı?

Eski Antlaşma (Tevrat-Zebur)

Bin beş yüz yıla yaklaşan bir süre içinde İbranice ve Aramice olarak kaleme alınan Eski Antlaşma, Tanrı halkının tarihini anlatır. Tanrı esiniyle yazan Eski Antlaşma yazarları, Tanrı'nın tüm insanlık tarihini kutsamak amacıyla seçtiği İsrail halkı için yaptıklarını, buna karşılık halkın Tanrı'ya nasıl tapınması gerektiğini anlatır. Tanrı, peygamberleri aracılığıyla insanlara seslenmekte ve tarihteki etkinliğini sürdürmektedir. Musa aracılığıyla verdiği On Buyrukla insanlık tarihine kayıtsız olmadığını göstermiştir.


Lut Gölü yakınlarında bulunan Kumran mağaralarında 1947 yılında ortaya çıkarılan deri üzerine elle yazılmış Eski Antlaşma - Mezmurlar Kitabı metinden bir kesit. (Kumran El Yazmaları, İ.S. 100).


On Buyruk ve Kutsal Yasa'nın bazı bölümleri taş levhalar üzerine kazınmıştı. Mısır'dan Çıkış kitabının 19, 20 ve 31 no'lu bölümlerinde bundan söz ediliyor. Eski Antlaşma'nın ilk kopyaları, rulo haline getirilen ve genellikle 'tomar' diye tabir edilen deri parçaları üzerine yazılmıştır. Bu tomarların çoğu 1 metre eninde ve 10 metre uzunluğundaydı. Genelde bir tomar bir kitap içerirdi; ancak uzun kitaplar iki tomara sığdırılırdı. Kopyalama işini yapan yazmanlar çok katı kurallara uymak zorundaydı. Örneğin kopyalamada tek bir harf bile eksik kalmasın diye deri üzerine kopyaladıkları kitabın bütün harflerini tek tek sayarlardı. Bir yanlışlık yapıldığı görüldüğünde bütün nüsha yok edilir ve yeniden başlanırdı. Bu titiz kopyalama sayesinde özgün metinlerin bütünlüğü günümüze kadar korunabildi.

Ölü Deniz tomarları olarak bilinen Kutsal Kitap'a ait bazı bölümlerin elyazmaları, İbranice Kutsal Kitap'ın bugüne dek elimize geçen en eski elyazmalarıdır. Bunların çoğu kısa parçalar halindedir. Bugün elimizde bulunan Eski Antlaşma el yazmaları, İ.Ö. 1500 İ.S. 100 yılları arasında, uzun bir zaman dilimi içinde kaleme alınmış yazıların nüshalarıdır.

Kutsal Kitap'ın tamamını içeren ve günümüze ulaşan en eski nüshalar, ad ve tarihleriyle şöyle sıralanabilir;


  1. Codex Vaticanus: İ.S. 340 yıllarına ait olup Roma'da, Vatikan Kütüphanesi'nde korunmaktadır. Başlangıçta bütün Kutsal Kitap'ı içeriyordu; ama zamana dayanamayıp yıpranmış ve günümüze ulaşamamış bazı bölümleri eksiktir.
  2. Codex Sinaitacus: İ.S. 400 yıllarına aittir. Kitap formunda ciltlenmiş bu Kutsal Kitap nüshası, 1933'te İngiltere tarafından Rusya'dan satın alınarak British Museum'da koruma altına alındı.
  3. Codex Alexsandrinus: İ.S. 400 yıllarına aittir. Kayıp 40 sayfa dışında tüm Kutsal Kitap'ı içerir. Bu nüshada Londra'daki British Museum'da bulunmaktadır.

Yeni Antlaşma (İncil)

Kutsal Kitap'ın ikinci yarısı Yeni Ahit, ya da Yeni Antlaşma'dır. Genelde İncil diye bilinir, İncil'in ilk nüshaları, İsa'nın yaşadığı dönemde en yaygın dil olan Grekçe'de elle yazıldı. Bugün hala bazı kentlerimizde resmi binaların önünde görmeye alışık olduğumuz arzuhalciler gibi, ilk çağlarda da yazarların yanı başında her söylediklerini yazan yazıcılar vardı. Örneğin, Pavlus'un ünlü Romalılar Mektubu'nda şunu okuruz:


22Mektubu yazıya geçiren ben Tertius, Rab'be ait biri olarak size selamlarımı gönderirim.

Romalılar 16:22


İncil, İsa'nın, Tanrı'yı bize açıklamak için dünyaya gelen "Tanrı Sözü" olduğunu belirtir. İbraniler Mektubu'nun yazarı aynı konuya değinirken şöyle der:


1Tanrı eski zamanlarda peygamberler aracılığıyla birçok kez çeşitli yollardan atalarımıza seslendi. 2Bu son çağda da her şeye mirasçı kıldığı ve aracılığıyla evreni yarattığı kendi Oğlu'yla bize seslenmiştir.

İbraniler 1:1-2


'Tanrı Sözü' olan İsa Mesih'in yaptıklarını ve öğrettiklerini yazılı olarak bizlere aktarma görevi İsa'nın ilk öğrencilerine verildi. Bunlardan biri olan Yuhanna, kendi adıyla anılan üç mektubun ilkinde görevini şöyle tanımlar:


1Yaşam Sözü'yle ilgili olarak başlangıçtan beri var olanı, işittiğimizi, gözlerimizle gördüğümüzü, seyredip ellerimizle dokunduğumuzu duyuruyoruz. 2Yaşam açıkça göründü, O'nu gördük ve O'na tanıklık ediyoruz...

1.Yuhanna 1:1-2


Pavlus'un yakın arkadaşlarından biri olan Luka, kendi adıyla anılan İncil kısmını yazmasının nedenlerini şöyle açıklar:


1-3Sayın Teofilos,

Birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişti. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkârı olanlar bunları bize ilettiler. Ben de bütün bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm. 4Öyle ki, sana verilen bilgilerin doğruluğunu bilesin.

Luka 1:1-4


Peki, bu amaçla yazılan metinler elimize nasıl ulaştı?

Basım araçlarının kullanılmaya başlandığı 15. yüzyıla kadar İncil'in sadece ilk nüshaları değil, diğer tüm nüshaları da elle yazılageldi. Başlangıçta, genellikle yazı için kamıştan yapılan ve papirüs diye adlandırılan bir çeşit kağıt kullanılırdı. Papirüs zamanla yerini daha dayanıklı olan parşömene bıraktı. Parşömen, yüzeyi temizlenip kireç taşıyla doyurulmuş deriydi; adını, imal edildiği yer olan Bergama'dan almıştır.


Dublin'deki Chester Beatty Kütüphanesinde korunan ve İ.S. 200 yıllarına ait olan İncil metninden bir kesit. (2.Korintliler 11:33-12:9).


Dokuzuncu yüzyıla kadar metinler genellikle ayrık yazılan majüskül harflere benzer ve ünsiyal diye nitelendirilen harflerle yazılırdı. Dokuzuncu yüzyıldan itibaren bu harflerin yerini minüskül denen ve birleşik yazılan küçük harfler aldı. Daha az yer kaplayan bu harfler, yazımda da önemli bir hız sağladı. Sonuç olarak kitaplar ucuzladı ve daha çok sayıda yazılmaya başlandı.

İncil'in ilk nüshalarının önemli bir bölümü hala elimizdedir, ilk yüzyıllarda metinler narin yapılı papirüslerin üzerine yazıldı; bunların çoğu ancak yıpranmış olarak günümüze ulaşabildi. Bununla birlikte Mısır çöllerinde yüzlerce yıl insan eli değmeden saklı kalmış, yapılan kazılar sonucu gün ışığına çıkarılmış doksan kadar papirüs bugün elimizde bulunuyor. Bunların en eskisi, 2. yüzyılın ilk yarısına ait olup Manchester Üniversitesi'nin John Rylands Kütüphanesinde korunmaktadır. Yan sayfada gördüğünüz elyazması örneği, İ.S. 200 yıllarına ait olup Dublin'deki Chester Beatty Kütüphanesinde korunan metinden alınmıştır. Üçüncü ve sonraki yüzyıllardan günümüze ulaşan elyazması parşömenlerin sayısı ise 3000'i geçiyor. Elimizde bulunan elyazmaların ancak 100 kadarı papirüstür.

Antik çağa ait diğer kitaplarla karşılaştırıldığında İncil metnine ışık tutan bunca kanıt, İncil'in günümüze sağlıklı bir biçimde ulaştığının güvenli göstergeleridir, İncil'den sonra ikinci sırada 647 elyazmasıyla desteklenen Homeros'un İlyada Destanı bulunmaktadır.

İncil'in ilk yüzyıllara ait metinlerine güvenilir kanıtlar sunan önemli sayıda başka kaynaklar da vardır. Bunların içinde kilise ayinlerinde okunan ve İncil'den ayetler içeren 2200'den fazla ayin kitabı sayılabilir. Son olarak İncil'in çeşitli dillere yapılmış çevirilerini de anmak gerekir, ikinci ve üçüncü yüzyıllara dayanan ilk İncil çevirileri Süryani, Latin ve Kıpti dillerinde çıkar karşımıza. Bu metinler, İncil'in İ.S. 300 yılından önceki metnine tarafsız kanıtlar teşkil ettikleri için önemlidirler.

Kutsal yazıların dili ve antik çeviriler

Eski Antlaşma (Tevrat-Zebur)

Eski Antlaşma İbranice yazıldı. Sadece Ezra, Daniel ve Yeremya kitaplarındaki birkaç bölüm (Daniel 2:4-7:28; Ezra 4:8-6:18; 7:12-26; Yeremya 10:11) Aramice olarak yazıldı. Bu da Yahudilerin Babil'e sürgün edildiği zamana rastlar (İ.Ö 587-539). Aramice, Babil'de konuşulan dil olduğu için sürgünden sonra Yahudilerin yaygın biçimde kullandığı dillerden biri haline gelmişti.

İbranice, İsraillilerin gelmesinden önce Kenan halkının kullandığı ağzın gelişmiş biçimidir. Anlaşılan İbrahim ve oğulları, Kenan diyarına yerleştikten sonra yerli halkın dili olan İbranice'yi kullanmaya başladılar. Bunu, Yaratılış Kitabı'nın 31:47 ayetinden anlıyoruz. Yakup'la Lavan arasındaki antlaşmanın anısına dikilen taşlara Yakup, İbranicesi "Tanıklık Yığını" anlamına gelen Galed adını verirken, Lavan, aynı yere, "Yegar Sahaduta" biçiminde Aramice bir ad verir.

İbranice'nin tarihi genellikle dört döneme ayrılır: 1.Eski İbranice, yani Klasik ya da Kutsal Kitap İbranicesi; 2.Mişna İbranicesi; 3.Ortaçağ İbranicesi; 4.Modern ve güncel İbranice.

Eski İbranice, Eski Antlşma'yı (Tevrat, Zebur ve Peygamberlikler) oluşturan kitapların dilidir. Eski Antlaşma, eski İbrani edebiyatının da en seçkin yapıtıdır. Hıristiyanlığın yayılmaya başlamasından sonra Klasik İbranice'nin tüm Hıristiyan dünyasında temel ilahiyat dillerinden biri haline geldiğini görüyoruz.

17. yüzyıldan sonra hızlanan çeviri uğraşları, İbranice'yi dilbilim ve çeviri bilim alanında ön sıraya çıkardı, İbranice, Kutsal Kitap'ın temel dillerinden biri olarak bugünkü dünyanın belli başlı Hıristiyan ilahiyat fakültelerinde öğretilen antik diller arasında önemli bir yere sahiptir.

Yeni Antlaşma (İncil)

İsa'nın yakın öğrencileri hayatta olduğu sürece öğretilerini ve O'nunla ilgili deneyimlerini çevrelerindeki insanlara sözlü olarak aktardılar. Ancak çok geçmeden İsa'nın yaşam öyküsünü yazıya geçirmeye başladılar, İncil'in ilk dört kısmı, yani Matta, Markos, Luka ve Yuhanna bölümleri Grekçe olarak kaleme alındı. Bu arada Pavlus ve arkadaşları, doğu Akdeniz yöresindeki kiliselere yazdıkları mektuplarda yine Grekçe'yi kullandılar.

Peki, Yahudi kökenli olan bu adamlar neden Grekçe yazdılar? Sorunun yanıtı oldukça basittir: Grekçe o çağda Akdeniz bölgesinde en yaygın biçimde kullanılan ticaret ve edebiyat diliydi. Yani Büyük İskender'in fetihlerinden sonra Grekçe, doğu Akdeniz ülkelerinin ortak dili olmuştu. O kadar ki, İ.Ö. 3. yüzyıla gelindiğinde Kutsal Kitap'ın İbranice Eski Antlaşma kısmı, Filistin dışında yaşayan Yahudiler için Grekçe'ye çevrildi. 70 kişi tarafından yapılan bu çeviri, 'Yetmişli' anlamına gelen Septuaginta olarak bilinir.

Sıra İsa'nın Kurtuluş Müjdesi'ne geldiğinde de çoğunluğun konuştuğu dilde yazmak en akıllıca seçim olacaktı. Bunu açıkça gören İsa'nın öğrencileri de aynı dili seçmekte tereddüt etmedi.


İbranice yazı

Eski Antlaşma'nın büyük bir kısmının yazıldığı dil olan İbranice'den bir yazı örneği

Aramice yazı

Eski Antlaşma'daki Daniel Kitabı'nın bazı bölümlerinin yazımında kullanılan Aramice'den bir örnek

Grekçe yazı

İsa döneminde en yaygın dil olan Grekçe'den bir yazı örneği


Müjdeleme faaliyetleri sonucunda İncil'in ulaştığı diğer Ortadoğu ulusları Kutsal Yazılar'ı kendi dillerine çevirmek için yoğun bir çaba içine girdiler. Bunların başında o çağda bölgenin en yaygın dillerinden birini konuşan Süryaniler gelir. Süryani geleneğine bağlı tüm kiliselerin ortaklaşa kabul ettikleri Süryani Kutsal Kitap metni, Pşitto diye bilinen metindir. Pşitto, 'doğru, basit' anlamına gelir. Pşitto Eski Antlaşma, doğrudan özgün İbranice metinden; Pşitto Yeni Antlaşma da doğrudan özgün Grekçe metinden çevrildi. Süryani topluluklarının yaklaşık dördüncü yüzyılın sonlarından itibaren kabul ettiği resmi Süryanice çeviri -Pşitto- hem Eski hem de Yeni Antlaşma'yı içerir. Derleme ve gözden geçirme işini Metropolit Rabula gerçekleştirdi. Pşitto'da yer alan Eski Antlaşma kitaplarının çoğu, birinci ile üçüncü yüzyıllar arasında yapılan çevirilerin güncelleştirilmiş nüshalarıdır. Yeni Antlaşma kısmı ise, Evangeliyon Damferşe diye bilinen eski Süryanice çevirinin güncelleştirilmiş şeklidir. Bu güncelleştirme süreci dördüncü yüzyılın sonlarına doğru tamamlandı.

Pşitto'nun günümüze kadar gelen çok sayıda elyazması vardır; bunların en eskileri beşinci yüzyıla aittir.


5. yüzyıla ait Süryanice çeviriden -Pşitto- bir kesit.
The Bible in Syriac, Amid, Turkey, 463/4. Genesis 29:25-30:2, BL Add. MS 14425, f. 31
Copyright © The British Library Board


Kutsal Kitap'ın dünya dillerine çevrilmesi

Eski Antlaşma, Babil Sürgünü'nü izleyen dönemde İsrail halkı arasında ikinci yaygın dil konumuna giren Aramice'ye çevrildi. Sinagoglarda düzenlenen ayinlerde kullanılmak üzere yapılan bu eski çeviri, İbranice'de "çeviri" anlamına gelen Targum adıyla biliniyor, İsa'dan sonra ortaya çıkan ve yayılan kiliseler, çeviri işini büyük oranda Yahudiler'den devraldı ve günümüze dek sürdüregeldi.

Kutsal Kitap'ın bazı bölümlerinin yine Yahudilerce, Aramice'ye çok benzeyen Süryanice'ye çevrildiği sanılıyor. Daha sonra bu çalışmalar, Pşitto Eski Antlaşma'nın ilk temelini oluşturmak amacıyla Süryanice konuşan ilk Hıristiyan topluluğu tarafından devralındı. Eski Antlaşma'nın tamamını içeren en eski Süryanice elyazmaları beşinci yüzyıla aittir.

Kutsal Kitap'ın çağdaş çevirileri, İbranice Eski Antlaşma ve Grekçe Yeni Antlaşma'nın tüm Hıristiyan dünyasının kabul ettiği nüshalarından yapılmaktadır. Bugün kullanılan temel İbranice metin, dokuzuncu yüzyıldan kalma elyazmalarına dayanır. Bu elyazmalarına kaynaklık eden papirüs ve parşömen elyazmalarıysa büyük olasılıkla İ.S. birinci yüzyılın sonlarına doğru bir araya getirilen güvenilir elyazmalarıdır.

Kuşkusuz matbaanın icadıyla Kutsal Kitap eskisinden daha yaygın hale geldi; bu da çeviri anlayışındaki değişim sürecini hızlandırdı. Matbaanın sağladığı olanaklar, Hıristiyan Reformcuları Tanrı Sözü'nü herkese kendi dilinde ulaştırmaya yöneltti, insanlar o güne dek Kutsal Kitap'ın halk dilinde yayınlanması gibi bir düşünceye çok yabancıydı. Ama Luther'in Kutsal Kitap'ı gibi çalışmalar, hem bu düşünceleri değiştirdi hem de Avrupa dillerinin gelişmesine büyük katkıda bulundu. Luther'in çevirisini diğer Avrupa ülkelerindeki çeviri çabaları izledi.

Fransa, İngiltere, Hollanda, İtalya ve diğer Avrupa ülkeleri matbaanın sağladığı olanaklarla birlikte çağdaş çeviri işine büyük hız verdiler.

Kutsal Kitap çevirilerinde yöntem ve şekil zamanla değişikliğe uğramıştır. Yirminci yüzyıl çevirmenleriyle eski, orta ve yeni çağ çevirmenlerinin olaya yaklaşımları ve izledikleri yollar önemli farklılıklar gösterir. Bunu kısaca anlatmak gerekirse, antik, orta ve yeni çağ çevirmenlerinin metne yönelik (literal ve biçime sadık), çağdaş çevirmenlerinse okuyucuya yönelik (özgün metnin mesajına sadık) çeviri yaptıklarını söyleyebiliriz. Hangi dilde olursa olsun, Kutsal Kitap'ın eski çevirilerinin çoğu okuyucudan çok metne yöneliktir ve literaldir. Peki, okuyucuya yönelik çeviri süreci ne zaman başladı?


1Азалда Калом бор эди. Калом Худо узурида эди, Калом – Худо эди. 2Азалданоқ У Худо узурида эди. 3Борлиқ У орқали бор бўлган, Усиз ҳеч нарса бор бўлган эмас. Неки бор бўлган бўлса, У орқали бор бўлган. 4Унда ҳаёт бор эди, Ҳаёт инсонларнинг нури эди. 5Нур зулматда порлайди, Зулмат эса нурни қоплай олмади.

6Худо томонидан юборилган бир одам бор эди, унинг исми Яҳё эди. 7У шоҳидлик қилгани, нур ҳақида шоҳидлик қилгани келган эди, токи ҳамма унинг шаҳодати орқали имон келтирсин. 8Унинг ўзи нур эмас эди, у фақат нур ҳақида шаҳодат беришга юборилган эди.

1Başlanğıcda Kәlam var idi. Kәlam Allahla birlikdә idi. Kәlam Allah idi. 2O, başlanğıcda Allahla birlikdә idi. 3Hәr şey Onun vasitәsilә yarandı vә yaranan şeylәrdәn heç biri Onsuz yaranmadı. 4Hәyat Onda idi vә bu hәyat insanların nuru idi. 5Nur qaranlıqda parlayır, qaranlıq isә onu bürüyә bilmәdi.

6Allahın göndәrdiyi bir adam ortaya çıxdı, onun adı Yәhya idi. 7O, şәhadәt üçün gәldi ki, Nur barәdә şәhadәt etsin vә hamı onun vasitәsilә iman etsin. 8O özü Nur deyildi, amma Nur barәdә şәhadәt etmәk üçün gәldi.

Özbekçe, Yuhanna 1:1-8

Azerice, Yuhanna 1:1-8


Avrupa'da ondokuzuncu yüzyılın sonlarına kadar literal çeviri, standart çeviri olarak kaldı. Bu çeviri tekniği yirminci yüzyılda değişmeye başladı. Bunu, çeviri teorisi ve çeviri eleştirisi sürecine bağlamak mümkündür. Yirminci yüzyılın başına kadar metne sadakati, biçime sadakat şeklinde yorumlayan çeviri anlayışı, bundan sonra yerini Kutsal Kitap'ın içeriğine, yani bildirisine sadakat anlayışına bıraktı.

Geride bıraktığımız yüzyılda çeviri alanında kazanılan başarılar, Hıristiyanlık tarihinin en parlak başarılarından sayılır. 1900 yılında Kutsal Kitap'ın kısmen veya tamamen çevrildiği dil sayısı 517 iken, bu sayı 1975'te 1577'ye, 31 Aralık 2000 itibariyle de 2261'e ulaştı. 1900'de Kutsal Kitap'ın tamamının çevrildiği dil sayısı 118'di; 2000'in sonunda bu sayı 383'e çıktı. Protestan topluluklarının yanısıra son elli yıl içinde Katolikler de Kutsal Kitap ve özellikle İncil çevirilerine büyük önem verdiler. Bu kısa çalışmamızda değişik toplulukların çeviri alanındaki çabalarını ayrıntılarıyla veremeyeceğimizi anlayışla karşılayacaklarını umarız.

Kutsal Kitap'ın dünya dillerine çevrilmesinde büyük bir yere sahip olan Kitab-ı Mukaddes Şirketi'nin yanı sıra, Wycliffe Bible Translators gibi vakıfların çabaları sayesinde, henüz alfabeden yoksun olan diller bile alfabeye ve Kutsal Kitap'ın bazı bölümlerinin çevirisine kavuşturuldu. Bu alandaki yoğun çabalar, çeviri tekniği ve teorisi konularında da yeni gelişmelere yol açtı. Bunlardan en önemlisi, Kutsal Kitap'ın çevirisinde her dile eşit şekilde uygulanabilen temel çeviri ilkeleri üzerinde uzmanlaşmış kişi ve ekiplerin yetişmesi oldu. Yaygın ve büyük ulusların konuştuğu dillerdeki çeviri birikimi, başlayan, başlayacak her dildeki yeni çeviri kadrolarına rahatlıkla aktarılmaktadır. Bu sayede hem daha hızlı, hem de daha sadık ve akıcı çeviriler yapmak olanaklı kılınıyor. Sonuç olarak çağdaş çeviriler, müjdeleme faaliyetlerinde ve ruhsal uyanışta önemli bir işlevi yerine getirmektedir. Bu faaliyetlerin 31 Aralık 2000 tarihi itibariyle ortaya çıkardığı istatistiksel sonuçları aşağıdaki çizelgede özetledik.


Kutsal Kitap çeviri raporu - 2013


Kıta veya bölge adı Kısmi çeviri yapılan diller İncil çevirisi yapılan diller Tam çeviri yapılan diller Bibles with DC* Çeviri dilleri toplamı
Afrika 212 340 196 43 748
Asya 206 267 146 28 619
Avustralya 135 273 40 10 448
Avrupa 110 41 63 51 214
Kuzey Amerika 40 41 8 0 79
Orta ve Güney Amerika 98 305 37 12 440
Yeni diller 2 0 1 0 3
Toplam 2013 803 1257 491 144* 2551
Toplam 2012 810 1257 484 141* 2551
Değişim -7 - +7 +3 -

*Bibles with Deuterocanon included within the 491 Bibles total – this appears as a subcategory only


Türkçe çevirisi

Kutsal Kitap'ın ilk Türkçe çevirisi, Padişah 4. Mehmet'in baş çevirmeni Ali Bey'in de katkısıyla 1666'larda sonuçlandı. Çeviri basılmak üzere Hollanda'daki Leyden Üniversitesi'ne götürüldü; çeşitli nedenlerle üniversitenin kütüphanesinde 160 yıl bekledikten sonra 19. yüzyıl başlarında bir ekip tarafından gözden geçirildi ve nihayet 1827'de o günün Osmanlı yönetiminin onayıyla Paris'te ilk basımı Arapça harflerle yapıldı.

Çevirisi 17. yüzyılda yapılan, 19. yüzyılın ilk yarısında basılan bir metnin gerek üslup, gerekse dil açısından Osmanlıca'nın etkisinde olması kaçınılmazdı. Bu nedenle 1928'lerde başlayan Harf Devrimi, ardından gelen dildeki özleştirme çalışmaları, Kutsal Kitap çevirisinin gözden geçirilmesini zorunlu kılmıştır. Bu amaçla metin üzerinde yapılan Türkçeleştirme çalışmaları 1941'de sonuçlanmış ve yeni metin aynı yıl ilk kez Latin harfleriyle basılmıştır.

Gerek Türk yazınındaki gelişmeler, gerekse hız kazanan dildeki özleştirme çalışmaları 1970'lerin sonlarında hem Kitabı Mukaddes Şirketin'i hem de diğer Hıristiyan topluluklarını daha çağdaş bir çeviri yapmaya zorladı. Kutsal Kitap çevirisinde birçok ülkede karşılaşılan durum Türkiye'de de tekrarlandı ve çeviri çabaları önce İncil üzerinde yoğunlaştı. Çeviri Vakfı'nın 1979 yılında başlatıp 1986'da sonuçlandırdığı yeni çeviriyle Kitabı Mukaddes Şirketi'nin 1980'de başlatıp 1988'de sonuçlandırdığı yeni İncil çevirisinin yanı sıra yarım kalan başka çeviri girişimleri de oldu. Bugün elimizde 1941'de gözden geçirilen İncil çevirisinin dışında 1986 ve 1988'de sonuçlanan iki çağdaş Türkçe İncil çevirisi bulunmaktadır.

1989'a gelindiğinde, bu iki çeviriyi gerçekleştirmiş olan Kitabı Mukaddes Şirketi ile Çeviri Vakfı, Eski Antlaşma'nın çevirisi için ekiplerini birleştirmeye ve tek bir Eski Antlaşma çevirisi yapmaya karar verdi. 39 kitaptan oluşan Eski Antlaşma'nın çevirisi, üç çevirmen tarafından yapıldı ve 12 yılda tamamlandı. Bu arada İncil metni, terminoloji ve üslup açısından gözden geçirilerek Eski ve Yeni Antlaşma metinleri arasında üslup ve terim birliği sağlandı.

Yeni Türkçe çeviride izlenen yöntem

Kutsal Kitap'ın diğer dillerde yapılan çevirileri gibi, bu çeviri de yakın işbirliği içinde çalışan bir kurul tarafından gerçekleştirilmiştir. Kurulun öncelikli amacı, Türkçe'nin doğal anlatımından uzaklaşmadan İbranice ve Grekçe metinlere sadık bir çeviri yapmaktı. 20 yıl süren titiz bir çalışmanın sonunda bu amaca ulaşıldığı kanısındayız.

Çeviride izlenen yöntemi kısaca açıklamak istiyoruz:

Çevirmenlerin geliştirdiği ilk taslaklar İbranice, Aramice ve Grekçe uzmanları tarafından özgün metne uygunluğu yönünden sıkı bir incelemeden geçirildi. Bu işlemlerden sonraki yeni metinler, düzeltmenler ve üslup uzmanlarınca iki üç kez gözden geçirildi. Düzeltmenlerle üslupçuların son önerileri, çevirmen, Grekçe, İbranice ya da Aramice uzmanıyla düzeltmen üslupçuların da katıldığı Çeviri Kurulu'nda görüşülüp sonuçlandırıldı. Çeviri Kurulu, yılda üç dört kez toplanarak yukarıda sözü edilen işlemlerden geçen metindeki son pürüzleri giderdi. Çeviri Kurulu'nda son kez görüşülen çeviri metni, Kurul üyelerinin görüş birliğiyle onaylanıp yayına hazır hale getirildi.

Çeviri Kurulu, bu çalışmanın sonuçlandırılmasında emeği geçen herkese teşekkürü borç bilir. Kurul üyeleri, kendileri gibi, okuyucuların da Kutsal Kitap'ın her satır ve sayfasında Tanrı'nın sesini duymalarını ve bunun aracılığıyla yaşamlarının ruhsal bir boyut kazanmasını içtenlikle dilemektedir.

Özgün metinden örnekler ve çağdaş Türkçe çevirileri


1בְּרֵאשִׁ֖ית בָּרָ֣א אֱלֹהִ֑ים אֵ֥ת הַשָּׁמַ֖יִם וְאֵ֥ת הָאָֽרֶץ׃ 2וְהָאָ֗רֶץ הָיְתָ֥ה תֹ֙הוּ֙ וָבֹ֔הוּ וְחֹ֖שֶׁךְ עַל־פְּנֵ֣י תְהֹ֑ום וְר֣וּחַ אֱלֹהִ֔ים מְרַחֶ֖פֶת עַל־פְּנֵ֥י הַמָּֽיִם׃

3וַיֹּ֥אמֶר אֱלֹהִ֖ים יְהִ֣י אֹ֑ור וַֽיְהִי־אֹֽור׃ 4וַיַּ֧רְא אֱלֹהִ֛ים אֶת־הָאֹ֖ור כִּי־טֹ֑וב וַיַּבְדֵּ֣ל אֱלֹהִ֔ים בֵּ֥ין הָאֹ֖ור וּבֵ֥ין הַחֹֽשֶׁךְ׃ 5וַיִּקְרָ֨א אֱלֹהִ֤ים׀ לָאֹור֙ יֹ֔ום וְלַחֹ֖שֶׁךְ קָ֣רָא לָ֑יְלָה וַֽיְהִי־עֶ֥רֶב וַֽיְהִי־בֹ֖קֶר יֹ֥ום אֶחָֽד׃

6וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֔ים יְהִ֥י רָקִ֖יעַ בְּתֹ֣וךְ הַמָּ֑יִם וִיהִ֣י מַבְדִּ֔יל בֵּ֥ין מַ֖יִם לָמָֽיִם׃ 7וַיַּ֣עַשׂ אֱלֹהִים֮ אֶת־הָרָקִיעַ֒ וַיַּבְדֵּ֗ל בֵּ֤ין הַמַּ֙יִם֙ אֲשֶׁר֙ מִתַּ֣חַת לָרָקִ֔יעַ וּבֵ֣ין הַמַּ֔יִם אֲשֶׁ֖ר מֵעַ֣ל לָרָקִ֑יעַ וַֽיְהִי־כֵֽן׃ 8וַיִּקְרָ֧א אֱלֹהִ֛ים לָֽרָקִ֖יעַ שָׁמָ֑יִם וַֽיְהִי־עֶ֥רֶב וַֽיְהִי־בֹ֖קֶר יֹ֥ום שֵׁנִֽי׃

1Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı. 2Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı'nın Ruhu suların üzerinde hareket ediyordu.

3Tanrı, "Işık olsun" diye buyurdu ve ışık oldu. 4Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı. 5Işığa "Gündüz", karanlığa "Gece" adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ilk gün oluştu.

6Tanrı, "Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın" diye buyurdu. 7Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı. 8Kubbeye "Gök" adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ikinci gün oluştu.

İbranice, Yaratılış 1:1-8

Türkçe, Yaratılış 1:1-8




1ἐν ἀρχῇ ἦν ὁ λόγος, καὶ ὁ λόγος ἦν πρὸς τὸν θεόν, καὶ θεὸς ἦν ὁ λόγος. 2οὖτος ἦν ἐν ἀρχῇ πρὸς τὸν θεόν. 3πάντα δι᾽ αὐτοῦ ἐγένετο, καὶ χωρὶς αὐτοῦ ἐγένετο οὐδὲ ἕν. ὃ γέγονεν 4ἐν αὐτῶ ζωὴ ἦν, καὶ ἡ ζωὴ ἦν τὸ φῶς τῶν ἀνθρώπων· 5καὶ τὸ φῶς ἐν τῇ σκοτίᾳ φαίνει, καὶ ἡ σκοτία αὐτὸ οὐ κατέλαβεν.

6ἐγένετο ἄνθρωπος ἀπεσταλμένος παρὰ θεοῦ, ὄνομα αὐτῶ ἰωάννης· 7οὖτος ἦλθεν εἰς μαρτυρίαν, ἵνα μαρτυρήσῃ περὶ τοῦ φωτός, ἵνα πάντες πιστεύσωσιν δι᾽ αὐτοῦ. 8οὐκ ἦν ἐκεῖνος τὸ φῶς, ἀλλ᾽ ἵνα μαρτυρήσῃ περὶ τοῦ φωτός.

1Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı'yla birlikteydie ve Söz Tanrı'ydı. 2Başlangıçta O, Tanrı'yla birlikteydi. 3Her şey O'nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O'nsuz olmadı. 4Yaşam O'ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı. 5Işık karanlıkta parlar. Karanlık onu alt edemedi.

6Tanrı'nın gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı. 7Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi. 8Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.

Grekçe, Yuhanna 1:1-8

Türkçe, Yuhanna 1:1-8