Loading...

Eyüp

GİRİŞ

Eyüp Kitabı büyük felakete uğrayan doğru bir adamın çektiği acıları anlatır. Eyüp bütün çocuklarını, malını mülkünü yitirir, korkunç bir hastalığa yakalanır. Kitap, Eyüp ve üç arkadaşının bu felaketlere karşı gösterdikleri tepkiyi karşılıklı üç konuşmayla açıklamaktadır. İnsanlara yaklaşımı tartışılan Tanrı'nın bizzat kendisi sonunda Eyüp'e görünüyor.

Arkadaşları Eyüp'ün çektiği acıyı geleneksel dini kavramlarla açıklıyor. Tanrı'nın her zaman iyiliği ödüllendirip kötülüğü cezalandırdığını varsayıyor, Eyüp'ün günah işlediği için bu acıları çektiğini düşünüyorlar. Ama bu düşünce Eyüp'ün durumunu açıklamak için çok yetersiz kalıyor. Eyüp bu acımasız cezayı hak etmemiştir. Çünkü alışılmışın ötesinde iyi ve doğru bir insandır. Kendisi gibi birisinin başına bu denli kötülük gelmesine Tanrı'nın nasıl izin verdiğini anlayamıyor, Tanrı'ya cesurca meydan okuyor. İmanını yitirmiyor, ama Tanrı'nın önünde aklanıp yeniden iyi insan olarak onuruna kavuşmak istiyor.

Tanrı Eyüp'ün sorularına yanıt vermez, ama ilahi güç ve bilgeliğinin şiirselliğiyle imanına karşılık verir. O zaman Eyüp Tanrı'nın yücelik ve bilgeliğini kabul eder, öfkeli ve kaba sözlerden ötürü tövbe eder.

Kitap, sonuç olarak Eyüp'ün eski gönencine nasıl kavuştuğunu, hatta daha da zengin olduğunu anlatır. Tanrı Eyüp'ün çektiği acıların nedenini anlamayan arkadaşlarını azarlar. Yalnız Eyüp Tanrı'nın üstünlüğünü sezebilmiştir.

Ana Hatlar:

1:1-2:13 Öndeyiş

3:1-31:40 Eyüp ve üç arkadaşı

a. 3:1-26 Eyüp'ün yakınması

b. 4:1-14:22 İlk karşılıklı konuşma

c. 15:1-21:34 İkinci karşılıklı konuşma

ç. 22:1-27:23 Üçüncü karşılıklı konuşma

d. 28:1-28 Bilgeliğe övgü

e. 29:1-31:40 Eyüp'ün son söyledikleri

32:1-37:24 Elihu'nun konuşması

38:1-42:6 Tanrı'nın Eyüp'e yanıtı

42:7-17 Sonsöz

1

1Ûs ülkesinde Eyüp adında bir adam yaşardı. Kusursuz, doğru bir adamdı. Tanrı'dan korkar, kötülükten kaçınırdı. 2Yedi oğlu, üç kızı vardı. 3Yedi bin koyuna, üç bin deveye, beş yüz çift öküze, beş yüz çift eşeğe ve pek çok köleye sahipti. Doğudaki insanların en zengini oydu.

4Oğulları sırayla evlerinde şölen verir, birlikte yiyip içmek için üç kızkardeşlerini de çağırırlardı. 5Bu şölen dönemi bitince Eyüp onları çağırtıp kutsardı. Sabah erkenden kalkar, “Çocuklarım günah işlemiş, içlerinden Tanrı'ya sövmüş olabilirler” diyerek her biri için yakmalık sunu* sunardı. Eyüp hep böyle yapardı.

Eyüp'ün İlk Sınavı

6Bir gün ilahi varlıklarz RAB'bin huzuruna çıkmak için geldiklerinde, Şeytan da onlarla geldi. 7RAB Şeytan'a, “Nereden geliyorsun?” dedi.

Şeytan, “Dünyada gezip dolaşmaktan” diye yanıtladı.

8RAB, “Kulum Eyüp'e bakıp da düşündün mü?” dedi, “Çünkü dünyada onun gibisi yoktur. Kusursuz, doğru bir adamdır. Tanrı'dan korkar, kötülükten kaçınır.”

9*Şeytan, “Eyüp Tanrı'dan boşuna mı korkuyor?” diye yanıtladı. 10“Onu, ev halkını, sahip olduğu her şeyi sen çitle çevirip korumadın mı? Elleriyle yaptığı her şeyi bereketli kıldın. Sürüleri bütün ülkeye yayıldı. 11Ama elini uzatır da sahip olduğu her şeyi yok edersen, yüzüne karşı sövecektir.”

12RAB Şeytan'a, “Peki” dedi, “Sahip olduğu her şeyi senin eline bırakıyorum, yalnız kendisine dokunma.” Böylece Şeytan RAB'bin huzurundan ayrıldı.

13Bir gün Eyüp'ün oğullarıyla kızları ağabeylerinin evinde yemek yiyip şarap içerken 14bir ulak gelip Eyüp'e şöyle dedi: “Öküzler çift sürüyor, eşekler onların yanında otluyordu. 15Sabalılar baskın yaptı, hepsini alıp götürdü. Uşakları kılıçtan geçirdiler. Yalnız ben kaçıp kurtuldum sana durumu bildirmek için.”

16O daha sözünü bitirmeden başka bir ulak gelip, “Tanrı ateş yağdırdı” dedi, “Koyunlarla uşakları yakıp küle çevirdi. Yalnızca ben kaçıp kurtuldum durumu sana bildirmek için.”

17O daha sözünü bitirmeden başka bir ulak gelip, “Kildaniler* üç bölük halinde develere saldırdı” dedi, “Hepsini alıp götürdüler, uşakları kılıçtan geçirdiler. Yalnızca ben kurtuldum durumu sana bildirmek için.”

18O daha sözünü bitirmeden başka bir ulak gelip, “Oğullarınla kızların ağabeylerinin evinde yemek yiyip şarap içerken 19ansızın çölden şiddetli bir rüzgar esti” dedi, “Evin dört köşesine çarptı; ev gençlerin üzerine yıkıldı, hepsi öldü. Yalnız ben kurtuldum durumu sana bildirmek için.”

20Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı. 21Dedi ki,

“Bu dünyaya çıplak geldim, çıplak gideceğim.

RAB verdi, RAB aldı,

RAB'bin adına övgüler olsun!”

22Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.

2

Eyüp'ün İkinci Sınavı

1Başka bir gün ilahi varlıklar RAB'bin huzuruna çıkmak için geldiklerinde Şeytan da RAB'bin huzuruna çıkmak için onlarla gelmişti. 2RAB Şeytan'a, “Nereden geliyorsun?” dedi.

Şeytan, “Dünyada gezip dolaşmaktan” diye yanıtladı.

3RAB, “Kulum Eyüp'e bakıp da düşündün mü?” dedi, “Çünkü dünyada onun gibisi yoktur. Kusursuz, doğru bir adamdır. Tanrı'dan korkar, kötülükten kaçınır. Senin kışkırtmaların sonucunda onu boş yere yıkıma uğrattım, ama o doğruluğunu hâlâ sürdürüyor.”

4“Cana can!” diye yanıtladı Şeytan, “İnsan canı için her şeyini verir. 5Elini uzat da, onun etine, kemiğine dokun, yüzüne karşı sövecektir.”

6RAB, “Peki” dedi, “Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.”

7Böylece Şeytan RAB'bin huzurundan ayrıldı. Eyüp'ün bedeninde tepeden tırnağa kadar kötü çıbanlar çıkardı. 8Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.

9Karısı, “Hâlâ doğruluğunu sürdürüyor musun?” dedi, “Tanrı'ya söv de öl bari!”

10Eyüp, “Aptal kadınlar gibi konuşuyorsun” diye karşılık verdi, “Nasıl olur? Tanrı'dan gelen iyiliği kabul edelim de kötülüğü kabul etmeyelim mi?”

Bütün bu olaylara karşın Eyüp'ün ağzından günah sayılabilecek bir söz çıkmadı.

Eyüp'ün Üç Arkadaşı

11Eyüp'ün üç dostu –Temanlı Elifaz, Şuahlı Bildat, Naamalı Sofar– Eyüp'ün başına gelen bunca kötülüğü duyunca kalkıp bir araya geldiler. Acısını paylaşmak, onu avutmak için yanına gitmek üzere anlaştılar. 12Uzaktan onu tanıyamadılar; yüksek sesle ağlayıp kaftanlarını yırtarak başlarına toprak saçtılar. 13Yedi gün yedi gece onunla birlikte yere oturdular. Kimse ağzını açmadı, çünkü ne denli acı çektiğini görüyorlardı.

3

Eyüp Konuşuyor

1-2*Sonunda Eyüp ağzını açtı ve doğduğu güne lanet edip şöyle dedi:

 

 3“Doğduğum gün yok olsun,

‘Bir oğul doğdu’ denen gece yok olsun!

 4Karanlığa bürünsün o gün,

Yüce Tanrı onunla ilgilenmesin,

Üzerine ışık doğmasın.

 5Karanlık ve ölüm gölgesi sahip çıksın o güne,

Bulut çöksün üzerine;

Işığını karanlık söndürsün.

 6Zifiri karanlık yutsun o geceyi,

Yılın günleri arasında sayılmasın,

Aylardan hiçbirine girmesin.

 7Kısır olsun o gece,

Sevinç sesi duyulmasın içinde.

 8Günleri lanetleyenler,

Livyatan'ı* uyandırmaya hazır olanlar,

O günü lanetlesin.

 9Akşamının yıldızları kararsın,

Boş yere aydınlığı beklesin,

Tan atışını görmesin.

 10Çünkü sıkıntı yüzü görmemem için

Anamın rahminin kapılarını üstüme kapamadı.

 

 11“Neden doğarken ölmedim,

Rahimden çıkarken son soluğumu vermedim?

 12Neden beni dizler,

Emeyim diye memeler karşıladı?

 13Çünkü şimdi huzur içinde yatmış,

Uyuyup dinlenmiş olurdum;

 14Yaptırdıkları kentler şimdi viran olan

Dünya kralları ve danışmanlarıyla birlikte,

 15Evlerini gümüşle dolduran

Altın sahibi önderlerle birlikte.

 16Neden düşük bir çocuk gibi,

Gün yüzü görmemiş yavrular gibi toprağa gömülmedim?

 17Orada kötüler kargaşayı bırakır,

Yorgunlar rahat eder.

 18Tutsaklar huzur içinde yaşar,

Angaryacının sesini duymazlar.

 19Küçük de büyük de oradadır,

Köle efendisinden özgürdür.

 

 20“Niçin sıkıntı çekenlere ışık,

Acı içindekilere yaşam verilir?

 21*Oysa onlar gelmeyen ölümü özler,

Onu define arar gibi ararlar;

 22Mezara kavuşunca

Neşeden coşar, sevinç bulurlar.

 23Neden yaşam verilir nereye gideceğini bilmeyen insana,

Çevresini Tanrı'nın çitle çevirdiği kişiye?

 24Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor,

Su gibi dökülmekte feryadım.

 25Korktuğum,

Çekindiğim başıma geldi.

 26Huzur yok, sükûnet yok, rahat yok,

Yalnız kargaşa var.”

4

Elifaz

 1Temanlı Elifaz şöyle yanıtladı:

 

 2“Biri sana bir şey söylemeye çalışsa gücenir misin?

Kim konuşmadan durabilir?

 3Evet, pek çoklarına sen ders verdin,

Zayıf elleri güçlendirdin,

 4Tökezleyeni senin sözlerin ayakta tuttu,

Titreyen dizleri sen pekiştirdin.

 5Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor,

Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.

 6Senin güvendiğin Tanrı'dan korkun değil mi,

Umudun kusursuz yaşamında değil mi?

 

 7“Düşün biraz: Hangi suçsuz yok oldu,

Nerede doğrular yıkıma uğradı?

 8Benim gördüğüm kadarıyla, fesat sürenler,

Kötülük tohumu ekenler ektiklerini biçiyor.

 9Tanrı'nın soluğuyla yok oluyor,

Öfkesinin rüzgarıyla tükeniyorlar.

 10Aslanın kükremesi, homurtusu kesildi,

Dişleri kırıldı genç aslanların.

 11Aslan av bulamadığı için yok oluyor,

Dişi aslanın yavruları dağılıyor.

 

 12“Bir söz gizlice erişti bana,

Fısıltısı kulağıma ulaştı.

 13Gece rüyaların doğurduğu düşünceler içinde,

İnsanları ağır uyku bastığı zaman,

 14Beni dehşet ve titreme aldı,

Bütün kemiklerimi sarstı.

 15Önümden bir ruh geçti,

Tüylerim ürperdi.

 16Durdu, ama ne olduğunu seçemedim.

Bir suret duruyordu gözümün önünde,

Çıt çıkmazken bir ses duydum:

 17‘Tanrı karşısında insan doğru olabilir mi?

Kendisini yaratanın karşısında temiz çıkabilir mi?

 18Bakın, Tanrı kullarına güvenmez,

Meleklerinde hata bulur da,

 19Çamur evlerde oturanlara,

Mayası toprak olanlara,

Güveden kolay ezilenlere mi güvenir?

 20Ömürleri sabahtan akşama varmaz,

Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar.

 21İçlerindeki çadır ipleri çekilince,

Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.’

 

5

 1“Haydi çağır, seni yanıtlayan çıkacak mı?

Meleklerin hangisine yöneleceksin?

 2Aptalı üzüntü öldürür,

Budalayı kıskançlık bitirir.

 3Ben aptalın kök saldığını görünce,

Hemen yurduna lanet ettim.

 4Çocukları güvenlikten uzak,

Mahkeme kapısında ezilir,

Savunan çıkmaz.

 5Ürününü açlar yer,

Dikenler arasındakini bile toplarlar;

Mallarını susamışlara yutmak ister.

 6Çünkü dert topraktan çıkmaz,

Sıkıntı yerden bitmez.

 7Havaya uçuşan kıvılcımlar gibi

Sıkıntı çekmek için doğar insan.

 

 8“Oysa ben Tanrı'ya yönelir,

Davamı O'na bırakırdım.

 9Anlayamadığımız büyük işler,

Sayısız şaşılası işler yapan O'dur.

 10Yeryüzüne yağmur yağdırır,

Tarlalara sular gönderir.

 11Düşkünleri yükseltir,

Yaslıları esenliğe çıkarır.

 12Kurnazların oyununu bozar,

Düzenlerini gerçekleştiremesinler diye.

 13*Bilgeleri kurnazlıklarında yakalar,

Düzenbazların oyunu son bulur.

 14Gündüz karanlığa toslar,

Öğlen, geceymiş gibi el yordamıyla ararlar.

 15Yoksulu onların kılıç gibi ağzından

Ve güçlünün elinden O kurtarır.

 16Yoksul umutlanır,

Haksızlık ağzını kapar.

 

 17*“İşte, ne mutlu Tanrı'nın eğittiği insana!

Bu yüzden Her Şeye Gücü Yeten'in yola getirişini küçümseme.

 18Çünkü O hem yaralar hem sarar,

O incitir, ama elleri sağaltır.

 19Altı kez sıkıntıya düşsen seni kurtarır,

Yedinci kez de sana zarar vermez.

 20Kıtlıkta ölümden,

Savaşta kılıçtan seni O koruyacak.

 21Kamçılayan dillerden uzak kalacak,

Yıkım gelince korkmayacaksın.

 22Yıkıma, açlığa gülüp geçecek,

Yabanıl hayvanlardan ürkmeyeceksin.

 23Çünkü tarladaki taşlarla anlaşacaksın,

Yabanıl hayvanlar seninle barışacak.

 24Çadırının güvenlik içinde olduğunu bilecek,

Yurdunu yoklayınca eksik bulmayacaksın.

 25Çocuklarının çoğalacağını bileceksin,

Soyun ot gibi bitecek.

 26Zamanında toplanan demetler gibi,

Mezara dinç gireceksin.

 

 27“İşte araştırdık, doğrudur,

Onun için bunu dinle ve belle.”

6

Eyüp

 1Eyüp şöyle yanıtladı:

 

 2“Keşke üzüntüm tartılabilse,

Acım teraziye konabilseydi!

 3Denizlerin kumundan ağır gelirdi,

Bu yüzden abuk sabuk konuştum.

 4Çünkü Her Şeye Gücü Yeten'in okları içimde,

Ruhum onların zehirini içiyor,

Tanrı'nın dehşetleri karşıma dizildi.

 5Otu olan yaban eşeği anırır mı,

Yemi olan öküz böğürür mü?

 6Tatsız bir şey tuzsuz yenir mi,

Yumurta akında tat bulunur mu?

 7Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum,

Beni hasta ediyorlar.

 

 8“Keşke dileğim yerine gelse,

Tanrı özlediğimi bana verse!

 9Kerem edip beni ezse,

Elini çabuk tutup yaşam bağımı kesse!

 10Yine avunur,

Amansız derdime karşın sevinirdim,

Çünkü Kutsal Olan'ın sözlerini yadsımadım.

 11Gücüm nedir ki, bekleyeyim?

Sonum nedir ki, sabredeyim?

 12Taş kadar güçlü müyüm,

Etim tunçtan* mı?

 13Çaresiz kalınca

Kendimi kurtaracak gücüm mü olur?

 

 14“Kederli insana dost sevgisi gerekir,

Her Şeye Gücü Yeten'den korkmaktan vazgeçse bile.

 15Kardeşlerim kuru bir dere gibi beni aldattı;

Hani gürül gürül akan dereler vardır,

 16Eriyen buzlarla taşan,

Kar sularıyla beslenen,

 17Ama kurak mevsimde akmayan,

Sıcakta yataklarında tükenen dereler...

İşte öyle aldattılar beni.

 18-19O dereler için kervanlar yolundan sapar,

Çöle çıkıp yok olurlar.

Tema'nın kervanları su arar,

Saba'dan gelen yolcular umutla bakar.

 20Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır,

Hayal kırıklığına uğrarlar.

 21Artık siz de bir hiç oldunuz,

Dehşete kapılıp korkuyorsunuz.

 22-23‘Benim için bir şey verin’

Ya da, ‘Rüşvet verip

Beni düşmanın elinden kurtarın,

Acımasızların elinden alın’ dedim mi?

 

 24“Bana öğretin, susayım,

Yanlışımı gösterin.

 25Doğru söz acıdır!

Ama tartışmalarınız neyi kanıtlıyor?

 26Sözlerimi düzeltmek mi istiyorsunuz?

Çaresizin sözlerini boş laf mı sayıyorsunuz?

 27Öksüzün üzerine kura çeker,

Arkadaşınızın üzerine pazarlık ederdiniz.

 

 28“Şimdi lütfedip bana bakın,

Yüzünüze karşı yalan söyleyecek değilim ya.

 29Bırakın artık, haksızlık etmeyin,

Bir daha düşünün, davamda haklıyım.

 30Ağzımdan haksız bir söz çıkıyor mu,

Damağım kötü niyeti ayırt edemiyor mu?

 

7

 1“Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu,

Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?

 2Gölgeyi özleyen köle,

Ücretini bekleyen gündelikçi gibi,

 3Miras olarak bana boş aylar verildi,

Payıma sıkıntılı geceler düştü.

 4Yatarken, ‘Ne zaman kalkacağım’ diye düşünüyorum,

Ama gece uzadıkça uzuyor,

Gün doğana dek dönüp duruyorum.

 5Bedenimi kurt, kabuk kaplamış,

Çatlayan derimden irin akıyor.

 

 6“Günlerim dokumacının mekiğinden hızlı,

Umutsuz tükenmekte.

 7Ey Tanrı, yaşamımın bir soluk olduğunu anımsa,

Gözüm bir daha mutluluk yüzü görmeyecek.

 8Şu anda bana bakan gözler bir daha beni görmeyecek,

Senin gözlerin üzerimde olacak,

Ama ben yok olacağım.

 9Bir bulutun dağılıp gitmesi gibi,

Ölüler diyarına inen bir daha çıkmaz.

 10Bir daha evine dönmez,

Bulunduğu yer artık onu tanımaz.

 

 11“Bu yüzden sessiz kalmayacak,

İçimdeki sıkıntıyı dile getireceğim;

Canımın acısıyla yakınacağım.

 12Ben deniz ya da deniz canavarı mıyım ki,

Başıma bekçi koydun?

 13Yatağım beni rahatlatır,

Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,

 14Beni düşlerle korkutuyor,

Görümlerle yıldırıyorsun.

 15Öyle ki, boğulmayı,

Ölmeyi şu yaşama yeğliyorum.

 16Yaşamımdan tiksiniyor,

Sonsuza dek yaşamak istemiyorum;

Çek elini benden, çünkü günlerimin anlamı kalmadı.

 

 17*“İnsan ne ki, onu büyütesin,

Üzerinde kafa yorasın,

 18Her sabah onu yoklayasın,

Her an onu sınayasın?

 19Gözünü üzerimden hiç ayırmayacak mısın,

Tükürüğümü yutacak kadar bile beni rahat bırakmayacak mısın?

 20Günah işledimse, ne yaptım sana,

Ey insan gözcüsü?

Niçin beni kendine hedef seçtin?

Sana yük mü oldum?

 21Niçin isyanımı bağışlamaz,

Suçumu affetmezsin?

Çünkü yakında toprağa gireceğim,

Beni çok arayacaksın, ama ben artık olmayacağım.”

8

Bildat

 1Şuahlı Bildat şöyle yanıtladı:

 

 2“Ne zamana dek böyle konuşacaksın?

Sözlerin sert rüzgar gibi.

 3Tanrı adaleti saptırır mı,

Her Şeye Gücü Yeten doğru olanı çarpıtır mı?

 4Oğulların ona karşı günah işlediyse,

İsyanlarının cezasını vermiştir.

 5Ama sen gayretle Tanrı'yı arar,

Her Şeye Gücü Yeten'e yalvarırsan,

 6Temiz ve doğruysan,

O şimdi bile senin için kolları sıvayıp

Seni hak ettiğin yere geri getirecektir.

 7Başlangıcın küçük olsa da,

Sonun büyük olacak.

 

 8“Lütfen, önceki kuşaklara sor,

Atalarının neler öğrendiğini iyice araştır.

 9Çünkü biz daha dün doğduk, bir şey bilmeyiz,

Yeryüzündeki günlerimiz sadece bir gölge.

 10Onlar sana anlatıp öğretmeyecek,

İçlerindeki sözleri dile getirmeyecek mi?

 

 11“Bataklık olmayan yerde kamış biter mi?

Susuz yerde saz büyür mü?

 12Henüz yeşilken, kesilmeden,

Otlardan önce kururlar.

 13Tanrı'yı unutan herkesin sonu böyledir,

Tanrısız insanın umudu böyle yok olur.

 14Onun güvendiği şey kırılır,

Dayanağı ise bir örümcek ağıdır.

 15Örümcek ağına yaslanır, ama ağ çöker,

Ona tutunur, ama ağ taşımaz.

 16Tanrısızlar güneşte iyi sulanmış bitkiyi andırır,

Dalları bahçenin üzerinden aşar;

 17Kökleri taş yığınına sarılır,

Çakılların arasında yer aranır.

 18Ama yerinden sökülürse,

Yeri, ‘Seni hiç görmedim’ diyerek onu yadsır.

 19İşte sevinci böyle son bulur,

Yerinde başka bitkiler biter.

 

 20“Tanrı kusursuz insanı reddetmez,

Kötülük edenlerin elinden tutmaz.

 21O senin ağzını yine gülüşle,

Dudaklarını sevinç haykırışıyla dolduracaktır.

 22Düşmanlarını utanç kaplayacak,

Kötülerin çadırı yok olacaktır.”

9

Eyüp

 1Eyüp şöyle yanıtladı:

 

 2“Biliyorum, gerçekten öyledir,

Ama Tanrı'nın önünde insan nasıl haklı çıkabilir?

 3Biri O'nunla tartışmak istese,

Binde bir bile O'na yanıt veremez.

 4O'nun bilgisi derin, gücü eşsizdir,

Kim O'na direndi de ayakta kaldı?

 5O dağları yerinden oynatır da,

Dağlar farkına varmaz,

Öfkeyle altüst eder onları.

 6Dünyayı yerinden oynatır,

Direklerini titretir.

 7Güneşe buyruk verir, doğmaz güneş,

Yıldızları mühürler.

 8O'dur tek başına gökleri geren,

Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.

 9*Büyük Ayı'yı, Oryon'u, Ülker'i,

Güney takımyıldızlarını yaratan O'dur.

 10Anlayamadığımız büyük işler,

Sayısız şaşılası işler yapan O'dur.

 11İşte, yanımdan geçer, O'nu göremem,

Geçip gider, farkına bile varmam.

 12Evet, O avını kaparsa, kim O'nu durdurabilir?

Kim O'na, ‘Ne yapıyorsun’ diyebilir?

 13Tanrı öfkesini dizginlemez,

Rahav'ınb yardımcıları bile

O'nun ayağına kapanır.

 

 14“Nerde kaldı ki, ben O'na yanıt vereyim,

O'nunla tartışmak için söz bulayım?

 15Haklı olsam da O'na yanıt veremez,

Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.

 16O'nu çağırsam, O da bana yanıt verseydi,

Yine de inanmazdım sesime kulak verdiğine.

 17O beni kasırgayla eziyor,

Nedensiz yaralarımı çoğaltıyor.

 18Soluk almama izin vermiyor,

Ancak beni acıya doyuruyor.

 19Sorun güç sorunuysa, O güçlüdür!

Adalet sorunuysa, kim O'nu mahkemeye çağırabilir?

 20Suçsuz olsam ağzım beni suçlar,

Kusursuz olsam beni suçlu çıkarır.

 

 21“Kusursuz olsam da kendime aldırdığım yok,

Yaşamımı hor görüyorum.

 22Hepsi bir, bu yüzden diyorum ki,

‘O suçluyu da suçsuzu da yok ediyor.’

 23Kırbaç ansızın ölüm saçınca,

O suçsuzların sıkıntısıyla eğlenir.

 24Dünya kötülerin eline verilmiş,

Yargıçların gözünü kapayan O'dur.

O değilse, kimdir?

 

 25“Günlerim koşucudan çabuk,

İyilik görmeden geçmekte.

 26Kamış sandal gibi kayıp gidiyor,

Avının üstüne süzülen kartal gibi.

 27‘Acılarımı unutayım,

Üzgün çehremi değiştirip gülümseyeyim’ desem,

 28Bütün dertlerimden yılarım,

Çünkü beni suçsuz saymayacağını biliyorum.

 29Madem suçlanacağım,

Neden boş yere uğraşayım?

 30Sabun otuyla yıkansam,

Ellerimi kül suyuyla temizlesem,

 31Beni yine pisliğe batırırsın,

Giysilerim bile benden tiksinir.

 32O benim gibi bir insan değil ki,

O'na yanıt vereyim,

Birlikte mahkemeye gideyim.

 33Keşke aramızda bir hakem olsa da,

Elini ikimizin üstüne koysa!

 34Tanrı sopasını üzerimden kaldırsın,

Dehşeti beni yıldırmasın.

 35O zaman konuşur, O'ndan korkmazdım,

Ama bu durumda bir şey yapamam.

 

10

 1“Yaşamımdan usandım,

Özgürce yakınacak,

İçimdeki acıyla konuşacağım.

 2Tanrı'ya: Beni suçlama diyeceğim,

Ama söyle, niçin benimle çekişiyorsun.

 3Hoşuna mı gidiyor gaddarlık etmek,

Kendi ellerinin emeğini reddedip

Kötülerin tasarılarını onaylamak?

 4Sende insan gözü mü var?

İnsanın gördüğü gibi mi görüyorsun?

 5Günlerin ölümlü birinin günleri gibi,

Yılların insanın yılları gibi mi ki,

 6Suçumu arıyor,

Günahımı araştırıyorsun?

 7Kötü olmadığımı,

Senin elinden beni kimsenin kurtaramayacağını biliyorsun.

 

 8“Senin ellerin bana biçim verdi, beni yarattı,

Şimdi dönüp beni yok mu edeceksin?

 9Lütfen anımsa, balçık gibi bana sen biçim verdin,

Beni yine toprağa mı döndüreceksin?

 10Beni süt gibi dökmedin mi,

Peynir gibi katılaştırmadın mı?

 11Bana et ve deri giydirdin,

Beni kemiklerle, sinirlerle ördün.

 12Bana yaşam verdin, sevgi gösterdin,

İlgin ruhumu korudu.

 

 13“Ama bunları yüreğinde gizledin,

Biliyorum aklındakini:

 14Günah işleseydim, beni gözlerdin,

Suçumu cezasız bırakmazdın.

 15Suçluysam, vay başıma!

Suçsuzken bile başımı kaldıramıyorum,

Çünkü utanç doluyum, çaresizim.

 16Başımı kaldırsam, aslan gibi beni avlar,

Şaşılası gücünü yine gösterirsin üstümde.

 17Bana karşı yeni tanıklar çıkarır,

Öfkeni artırırsın.

Orduların dalga dalga üzerime geliyor.

 

 18“Niçin doğmama izin verdin?

Keşke ölseydim, hiçbir göz beni görmeden!

 19Hiç var olmamış olurdum,

Rahimden mezara taşınırdım.

 20Birkaç günlük ömrüm kalmadı mı?

Beni rahat bırak da biraz yüzüm gülsün;

 21Dönüşü olmayan yere gitmeden önce,

Karanlık ve ölüm gölgesi diyarına,

 22Zifiri karanlık diyarına,

Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına,

Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.”

11

Sofar

 1Naamalı Sofar şöyle yanıtladı:

 

 2“Bunca söz yanıtsız mı kalsın?

Çok konuşan haklı mı sayılsın?

 3Saçmalıkların karşısında sussun mu insanlar?

Sen alay edince kimse seni utandırmasın mı?

 4Tanrı'ya, ‘İnancım arıdır’ diyorsun,

‘Senin gözünde temizim.’

 5Ama keşke Tanrı konuşsa,

Sana karşı ağzını açsa da,

 6Bilgeliğin sırlarını bildirse!

Çünkü bilgelik çok yönlüdür.

Bil ki, Tanrı günahlarından bazılarını unuttu bile.

 

 7“Tanrı'nın derin sırlarını anlayabilir misin?

Her Şeye Gücü Yeten'in sınırlarına ulaşabilir misin?

 8Onlar gökler kadar yüksektir, ne yapabilirsin?

Ölüler diyarından derindir, nasıl anlayabilirsin?

 9Ölçüleri yeryüzünden uzun,

Denizden geniştir.

 

 10“Gelip seni hapsetse, mahkemeye çağırsa,

Kim O'na engel olabilir?

 11Çünkü O yalancıları tanır,

Kötülüğü görür de dikkate almaz mı?

 12Ne zaman yaban eşeği insan doğurursa,

Aptal da o zaman sağduyulu olur.

 

 13“O'na yüreğini adar,

Ellerini açarsan,

 14İşlediğin günahı kendinden uzaklaştırır,

Çadırında haksızlığa yer vermezsen,

 15Utanmadan başını kaldırır,

Sağlam ve korkusuz olabilirsin.

 16Sıkıntılarını unutur,

Akıp gitmiş sular gibi anarsın onları.

 17Yaşamın öğlen güneşinden daha parlak olur,

Karanlık sabaha döner.

 18Güven duyarsın, çünkü umudun olur,

Çevrene bakıp güvenlik içinde yatarsın.

 19Uzanırsın, korkutan olmaz,

Birçokları senden lütuf diler.

 20Ama kötülerin gözlerinin feri sönecek,

Kaçacak yer bulamayacaklar,

Tek umutları son soluklarını vermek olacak.”

12

Eyüp

 1Eyüp şöyle yanıtladı:

 

 2“Kendinizi bir şey sandığınız belli,

Ama bilgelik de sizinle birlikte ölecek!

 3Sizin kadar benim de aklım var,

Sizden aşağı kalmam.

Kim bilmez bunları?

 

 4“Gülünç oldum dostlarıma,

Ben ki, Tanrı'ya yakarırdım, yanıtlardı beni.

Doğru ve kusursuz adam gülünç oldu.

 5Kaygısızlar felaketi küçümser,

Ayağı kayanı umursamaz.

 6Soyguncuların çadırlarında rahatlık var,

Tanrı'yı gazaba getirenler güvenlik içinde,

Tanrı'ya değil, kendi bileklerine güveniyorlar.

 

 7“Ama şimdi sor hayvanlara, sana öğretsinler,

Gökte uçan kuşlara sor, sana anlatsınlar,

 8Toprağa söyle, sana öğretsin,

Denizdeki balıklara sor, sana bilgi versinler.

 9Hangisi bilmez

Bunu RAB'bin yaptığını?

 10Her yaratığın canı,

Bütün insanlığın soluğu O'nun elindedir.

 11Damağın yemeği tattığı gibi

Kulak da sözleri denemez mi?

 12Bilgelik yaşlılarda,

Akıl uzun yaşamdadır.

 

 13“Bilgelik ve güç Tanrı'ya özgüdür,

O'ndadır öğüt ve akıl.

 14O'nun yıktığı onarılamaz,

O'nun hapsettiği kişi özgür olamaz.

 15Suları tutarsa, kuraklık olur,

Salıverirse dünyayı sel götürür.

 16Güç ve zafer O'na aittir,

Aldanan da aldatan da O'nundur.

 17Danışmanları çaresiz kılar,

Yargıçları çıldırtır.

 18Kralların bağladığı bağı çözer,

Bellerine kuşak bağlar.

 19Kâhinleri* çaresiz kılar,

Koltuklarında yıllananları devirir.

 20Güvenilir danışmanları susturur,

Yaşlıların aklını alır.

 21*Rezalet saçar soylular üzerine,

Güçlülerin kuşağını gevşetir.

 22Karanlıkların derin sırlarını açar,

Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.

 23Ulusları büyütür, ulusları yok eder,

Ulusları genişletir, ulusları sürgün eder.

 24Dünya önderlerinin aklını başından alır,

Yolu izi belirsiz bir çölde dolaştırır onları.

 25Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler;

Sarhoş gibi dolaştırır onları.

 

13

 1“İşte, gözlerim her şeyi gördü,

Kulağım duydu, anladı.

 2Sizin bildiğinizi ben de biliyorum,

Sizden aşağı kalmam.

 3Ama ben Her Şeye Gücü Yeten'le konuşmak,

Davamı Tanrı'yla tartışmak istiyorum.

 4Sizlerse yalan düzüyorsunuz,

Hepiniz değersiz hekimlersiniz.

 5Keşke büsbütün sussanız!

Sizin için bilgelik olurdu bu.

 6Şimdi davamı dinleyin,

Yakınmama kulak verin.

 7Tanrı adına haksızlık mı edeceksiniz?

O'nun adına yalan mı söyleyeceksiniz?

 8O'nun tarafını mı tutacaksınız?

Tanrı'nın davasını mı savunacaksınız?

 9Sizi sorguya çekerse, iyi mi olur?

İnsanları aldattığınız gibi O'nu da mı aldatacaksınız?

 10Gizlice O'nun tarafını tutarsanız,

Kuşkusuz sizi azarlar.

 11O'nun görkemi sizi yıldırmaz mı?

Dehşeti üzerinize düşmez mi?

 12Anlattıklarınız kül kadar değersizdir,

Savunduklarınızsa çamurdan farksız.

 

 13“Susun, bırakın ben konuşayım,

Başıma ne gelirse gelsin.

 14Hayatım tehlikeye girecekse girsin,

Canım zora düşecekse düşsün.

 15Beni öldürecek, umudum kalmadıc,

Hiç olmazsa yürüdüğüm yolun doğruluğunu yüzüne karşı savunayım.

 16Aslında bu benim kurtuluşum olacak,

Çünkü tanrısız bir adam O'nun karşısına çıkamaz.

 17Sözlerimi iyi dinleyin,

Kulaklarınızdan çıkmasın söyleyeceklerim.

 18İşte davamı hazırladım,

Haklı çıkacağımı biliyorum.

 19Kim suçlayacak beni?

Biri varsa susar, son soluğumu veririm.

 

 20“Yalnız şu iki şeyi lütfet, Tanrım,

O zaman kendimi senden gizlemeyeceğim:

 21Elini üstümden çek

Ve dehşetinle beni yıldırma.

 22Sonra beni çağır, yanıtlayayım,

Ya da bırak ben konuşayım, sen yanıtla.

 23Suçlarım, günahlarım ne kadar?

Bana suçumu, günahımı göster.

 24Niçin yüzünü gizliyorsun,

Beni düşmanç gibi görüyorsun?

 25Rüzgarın sürüklediği yaprağa dönmüşüm,

Beni mi korkutacaksın?

Kuru samanı mı kovalayacaksın?

 26Çünkü hakkımda acı şeyler yazıyor,

Gençliğimde işlediğim günahları bana miras veriyorsun.

 27Ayaklarımı tomruğa vuruyor,

Yollarımı gözetliyor,

İzimi sürüyorsun.

 

 28“Oysa insan telef olmuş, çürük bir şey,

Güve yemiş giysi gibidir.

 

14

 1“İnsanı kadın doğurur,

Günleri sayılı ve sıkıntı doludur.

 2Çiçek gibi açıp solar,

Gölge gibi gelip geçer.

 3Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun,

Yargılamak için önüne çağırıyorsun?

 4Kim temizi kirliden çıkarabilir?

Hiç kimse!

 5Madem insanın günleri belirlenmiş,

Aylarının sayısı saptanmış,

Sınır koymuşsun, öteye geçemez;

 6Gözünü ondan ayır da,

Çalışma saatini dolduran gündelikçi gibi rahat etsin.

 

 7“Oysa bir ağaç için umut vardır,

Kesilse, yeniden sürgün verir,

Eksilmez filizleri.

 8Kökü yerde kocasa,

Kütüğü toprakta ölse bile,

 9Su kokusu alır almaz filizlenir,

Bir fidan gibi dal budak salar.

 10İnsan ise ölüp yok olur,

Son soluğunu verir ve her şey biter.

 11Suyu akıp giden göl

Ya da kuruyan ırmak nasıl çöle dönerse,

 12İnsan da öyle, yatar, bir daha kalkmaz,

Gökler yok oluncaya dek uyanmaz,

Uyandırılmaz.

 

 13“Keşke beni ölüler diyarına gizlesen,

Öfken geçinceye dek saklasan,

Bana bir süre versen de, beni sonra anımsasan.

 14İnsan ölür de dirilir mi?

Başka biri nöbetimi devralıncaya dek

Savaş boyunca umutla beklerdim.

 15Sen çağırırdın, ben yanıtlardım,

Ellerinle yaptığın yaratığı özlerdin.

 16O zaman adımlarımı sayar,

Günahımın hesabını tutmazdın.

 17İsyanımı torbaya koyup mühürler,

Suçumu örterdin.

 

 18“Ama dağın yıkılıp çöktüğü,

Kayanın yerinden taşındığı,

 19Suyun taşı aşındırdığı,

Selin toprağı sürükleyip götürdüğü gibi,

İnsanın umudunu yok ediyorsun.

 20Onu hep yenersin, yok olup gider,

Çehresini değiştirir, uzağa gönderirsin.

 21Oğulları saygı görür, onun haberi olmaz,

Aşağılanırlar, anlamaz.

 22Ancak kendi canının acısını duyar,

Yalnız kendisi için yas tutar.”

15

Elifaz

 1Temanlı Elifaz şöyle yanıtladı:

 

 2“Bilge kişi boş sözlerle yanıtlar mı,

Karnını doğu rüzgarıyla doldurur mu?

 3Boş sözlerle tartışır,

Yararsız söylevler verir mi?

 4Tanrı korkusunu bile ortadan kaldırıyor,

Tanrı'nın huzurunda düşünmeyi engelliyorsun.

 5Çünkü suçun ağzını kışkırtıyor,

Hilekârların diliyle konuşuyorsun.

 6Kendi ağzın seni suçluyor, ben değil,

Dudakların sana karşı tanıklık ediyor.

 

 7“İlk doğan insan sen misin?

Yoksa dağlardan önce mi var oldun?

 8Tanrı'nın sırrını mı dinledin de,

Yalnız kendini bilge görüyorsun?

 9Senin bildiğin ne ki, biz bilmeyelim?

Senin anladığın ne ki, bizde olmasın?

 10Bizde ak saçlı da yaşlı da var,

Babandan bile yaşlı.

 11Az mı geliyor Tanrı'nın avutması sana,

Söylediği yumuşak sözler?

 12Niçin yüreğin seni sürüklüyor,

Gözlerin parıldıyor,

 13Tanrı'ya öfkeni gösteriyorsun,

Ağzından böyle sözler dökülüyor?

 

 14“İnsan gerçekten temiz olabilir mi?

Kadından doğan biri doğru olabilir mi?

 15Tanrı meleklerine güvenmiyorsa,

Gökler bile O'nun gözünde temiz değilse,

 16Haksızlığı su gibi içen

İğrenç, bozuk insana mı güvenecek?

 

 17“Dinle beni, sana açıklayayım,

Gördüğümü anlatayım,

 18Bilgelerin atalarından öğrenip bildirdiği,

Gizlemediği gerçekleri;

 19O atalar ki, ülke yalnız onlara verilmişti,

Aralarına henüz yabancı girmemişti.

 20Kötü insan yaşamı boyunca kıvranır,

Zorbaya ayrılan yıllar sayılıdır.

 21Dehşet sesleri kulağından eksilmez,

Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.

 22Karanlıktan kurtulabileceğine inanmaz,

Kılıç onu gözler.

 23‘Nerede?’ diyerek ekmek ardınca dolaşır,

Karanlık günün yanıbaşında olduğunu bilir.

 24Acı ve sıkıntı onu yıldırır,

Savaşa hazır bir kral gibi onu yener.

 25Çünkü Tanrı'ya el kaldırmış,

Her Şeye Gücü Yeten'e meydan okumuş,

 26Kalın, yumrulu kalkanıyla

O'na inatla saldırmıştı.

 

 27“Yüzü semirdiği,

Göbeği yağ bağladığı halde,

 28Yıkılmış kentlerde,

Taş yığınına dönmüş oturulmaz evlerde oturacak,

 29Zengin olmayacak, serveti tükenecek,

Malları ülkeye yayılmayacaktır.

 30Karanlıktan kaçamayacak,

Filizlerini alev kurutacak,

Tanrı'nın ağzından çıkan solukla yok olacaktır.

 31Boş şeye güvenerek kendini aldatmasın,

Çünkü ödülü de boş olacaktır.

 32Gününden önce işi tamamlanacak,

Dalı yeşermeyecektir.

 33Asma gibi koruğunu dökecek,

Zeytin ağacı gibi çiçeğini dağıtacaktır.

 34Çünkü tanrısızlar sürüsü kısır olur,

Rüşvetçilerin çadırlarını ateş yakıp yok eder.

 35*Fesada gebe kalıp kötülük doğururlar,

İçleri yalan doludur.”

16

Eyüp

 1Eyüp şöyle yanıtladı:

 

 2“Buna benzer çok şey duydum,

Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.

 3Boş sözleriniz hiç sona ermeyecek mi?

Nedir derdiniz, boyuna karşılık veriyorsunuz?

 4Yerimde siz olsaydınız,

Ben de sizin gibi konuşabilirdim;

Size karşı güzel sözler dizer,

Başımı sallayabilirdim.

 5Ağzımdan çıkan sözlerle yüreklendirir,

Dudaklarımdan dökülen avutucu sözlerle yatıştırırdım sizi.

 

 6“Konuşsam bile acım dinmez,

Sussam ne değişir?

 7Ey Tanrı, beni tükettin,

Bütün ev halkımı dağıttın.

 8Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu;

Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.

 9Tanrı öfkeyle saldırıp parçalıyor beni,

Dişlerini gıcırdatıyor bana,

Düşmanım gözlerini üzerime dikiyor.

 10İnsanlar bana dudak büküyor,

Aşağılayarak tokat atıyor,

Birleşiyorlar bana karşı.

 11Tanrı haksızlara teslim ediyor beni,

Kötülerin kucağına atıyor.

 12Ben rahat yaşıyordum, ama Tanrı paraladı beni,

Boynumdan tutup yere çaldı.

Beni hedef yaptı kendine.

 13Okçuları beni kuşatıyor,

Acımadan böbreklerimi deşiyor,

Ödümü yerlere döküyor.

 14Bedenimde gedik üstüne gedik açıyor,

Dev gibi üzerime saldırıyor.

 

 15“Giymek için çul diktim,

Gururumu ayak altına aldım.

 16Ağlamaktan yüzüm kızardı,

Gözlerimin altı morardı.

 17Yine de ellerim şiddetten uzak,

Duam içtendir.

 

 18“Ey toprak, kanımı örtme,

Feryadım asla dinmesin.

 19Daha şimdiden tanığım göklerde,

Beni savunan yücelerdedir.

 20Dostlarım benimle eğleniyor,

Gözlerim Tanrı'ya yaş döküyor;

 21Tanrı kendisiyle insan arasında

İnsanoğluyla komşusu arasında hak arasın diye.

 

 22“Çünkü birkaç yıl sonra,

Dönüşü olmayan yolculuğa çıkacağım.

 

17

 1“Yaşama gücüm tükendi, günlerim kısaldı,

Mezar gözlüyor beni.

 2Çevremi alaycılar kuşatmış,

Gözümü onların aşağılamasıyla açıp kapıyorum.

 

 3“Ey Tanrı, kefilim ol kendine karşı,

Başka kim var bana güvence verecek?

 4Çünkü onların aklını anlayışa kapadın,

Bu yüzden onları zafere kavuşturmayacaksın.

 5Para için dostlarını satan adamın

Çocuklarının gözünün feri söner.

 

 6“Tanrı beni insanların diline düşürdü,

Yüzüme tükürmekteler.

 7Kederden gözümün feri söndü,

Kollarım bacaklarım çırpı gibi.

 8Dürüst insanlar buna şaşıyor,

Suçsuzlar tanrısızlara saldırıyor.

 9Doğrular kendi yolunu tutuyor,

Elleri temiz olanlar gittikçe güçleniyor.

 

 10“Ama siz, hepiniz gelin yine deneyin!

Aranızda bir bilge bulamayacağım.

 11Günlerim geçti, tasarılarım,

Dileklerim suya düştü.

 12Bu insanlar geceyi gündüze çeviriyorlar,

Karanlığa ‘Işık yakındır’ diyorlar.

 13Ölüler diyarını evim diye gözlüyorsam,

Yatağımı karanlığa seriyorsam,

 14Çukura ‘Babam’,

Kurda ‘Annem, kızkardeşim’ diyorsam,

 15Umudum nerede?

Kim benim için umut görebilir?

 16Umut benimle ölüler diyarına mı inecek?

Toprağa birlikte mi gireceğiz?”

18

Bildat

 1Şuahlı Bildat şöyle yanıtladı:

 

 2“Ne zaman bitecek bu sözler?

Biraz anlayışlı olun da konuşalım.

 3Niçin hayvan yerine konuyoruz,

Gözünüzde aptal sayılıyoruz?

 4Sen kendini öfkenle paralıyorsun,

Senin uğruna dünyadan vaz mı geçilecek?

Kayalar yerini mi değiştirecek?

 

 5“Evet, kötünün ışığı sönecek,

Ateşinin alevi parlamayacak.

 6Çadırındaki ışık karanlığa dönecek,

Yanındaki kandil sönecek.

 7Adımlarının gücü zayıflayacak,

Kurduğu düzene kendi düşecek.

 8Ayakları onu ağa götürecek,

Kendi ayağıyla tuzağa basacak.

 9Topuğu kapana girecek,

Tuzak onu kapacak.

 10Toprağa gizlenmiş bir ilmek,

Yoluna koyulmuş bir kapan bekliyor onu.

 11Dehşet saracak onu her yandan,

Her adımında onu kovalayacak.

 12Gücünü kıtlık kemirecek,

Tökezleyince, felaket yanında bitiverecek.

 13Derisini hastalık yiyecek,

Kollarıyla bacaklarını ölüm yutacak.

 14Güvenli çadırından atılacak,

Dehşet kralının önüne sürüklenecek.

 15Çadırında ateş oturacakd,

Yurdunun üzerine kükürt saçılacak.

 16Kökleri dipten kuruyacak,

Dalları üstten solacak.

 17Ülkede anısı yok olacak,

Adı dünyadan silinecek.

 18Işıktan karanlığa sürülecek,

Dünyadan kovulacak.

 19Ne çocuğu ne torunu kalacak halkı arasında,

Yaşadığı yerde kimsesi kalmayacak.

 20Batıdakiler onun yıkımına şaşacak,

Doğudakiler dehşet içinde bakacak.

 21Evet, kötülerin yaşamı işte böyle son bulur,

Tanrı'yı tanımayanların varacağı yer budur.”

19

Eyüp

 1Eyüp şöyle yanıtladı:

 

 2“Ne zamana dek beni üzecek,

Sözlerinizle ezeceksiniz?

 3On kez oldu beni aşağılıyor,

Hiç utanmadan saldırıyorsunuz.

 4Yanlış yola sapmışsam,

Bu benim suçum.

 5Kendinizi gerçekten benden üstün görüyor,

Utancımı bana karşı kullanıyorsanız,

 6Bilin ki, Tanrı bana haksızlık yaptı,

Beni ağıyla kuşattı.

 

 7“İşte, ‘Zorbalık bu!’ diye haykırıyorum, ama yanıt yok,

Yardım için bağırıyorum, ama adalet yok.

 8Yoluma set çekti, geçemiyorum,

Yollarımı karanlığa boğdu.

 9Üzerimden onurumu soydu,

Başımdaki tacı kaldırdı.

 10Her yandan yıktı beni, tükendim,

Umudumu bir ağaç gibi kökünden söktü.

 11Öfkesi bana karşı alev alev yanıyor,

Beni hasım sayıyor.

 12Orduları üstüme üstüme geliyor,

Bana karşı rampalar yapıyor,

Çadırımın çevresinde ordugah kuruyorlar.

 

 13“Kardeşlerimi benden uzaklaştırdı,

Tanıdıklarım bana büsbütün yabancılaştı.

 14Akrabalarım uğramaz oldu,

Yakın dostlarım beni unuttu.

 15Evimdeki konuklarla hizmetçiler

Beni yabancı sayıyor,

Garip oldum gözlerinde.

 16Kölemi çağırıyorum, yanıtlamıyor,

Dil döksem bile.

 17Soluğum karımı tiksindiriyor,

Kardeşlerim benden iğreniyor.

 18Çocuklar bile beni küçümsüyor,

Ayağa kalksam benimle eğleniyorlar.

 19Bütün yakın dostlarım benden iğreniyor,

Sevdiklerim yüz çeviriyor.

 20Bir deri bir kemiğe döndüm,

Ölümün eşiğine geldim.

 

 21“Ey dostlarım, acıyın bana, siz acıyın,

Çünkü Tanrı'nın eli vurdu bana.

 22Neden Tanrı gibi siz de beni kovalıyor,

Etime doymuyorsunuz?

 

 23“Keşke şimdi sözlerim yazılsa,

Kitaba geçseydi,

 24Demir kalemle, kurşunla

Sonsuza dek kalsın diye kayaya kazılsaydı!

 25Oysa ben kurtarıcımın yaşadığını,

Sonunda yeryüzüne geleceğini biliyorum.

 26Derim yok olduktan sonra,

Yeni bedenimlee Tanrı'yı göreceğim.

 27O'nu kendim göreceğim,

Kendi gözlerimle, başkası değil.

Yüreğim bayılıyor bağrımda!

 28Eğer, ‘Sıkıntının kökü onda olduğu için

Onu kovalım’ diyorsanız,

 29Kılıçtan korkmalısınız,

Çünkü kılıç cezası öfkeli olur,

O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.”

20

Sofar

 1Naamalı Sofar şöyle yanıtladı:

 

 2“Sıkıntılı düşüncelerim beni yanıt vermeye zorluyor,

Bu yüzden çok heyecanlıyım.

 3Beni utandıran bir azar işitiyorum,

Anlayışım yanıt vermemi gerektiriyor.

 

 4“Bilmiyor musun eskiden beri,

İnsan dünyaya geldiğinden beri,

 5Kötünün zafer çığlığı kısadır,

Tanrısızın sevinciyse bir anlıktır.

 6Boyu göklere erişse,

Başı bulutlara değse bile,

 7Sonsuza dek yok olacak, kendi pisliği gibi;

Onu görmüş olanlar, ‘Nerede o?’ diyecekler.

 8Düş gibi uçacak, bir daha bulunamayacak,

Gece görümü gibi yok olacak.

 9Kendisini görmüş olan gözler bir daha onu görmeyecek,

Yaşadığı yerde artık görünmeyecektir.

 10Çocukları yoksulların lütfunu dileyecek,

Malını kendi eliyle geri verecektir.

 11Kemiklerini dolduran gençlik ateşi

Kendisiyle birlikte toprakta yatacak.

 

 12“Kötülük ağzında tatlı gözükse,

Onu dilinin altına gizlese bile,

 13Tutsa, bırakmasa,

Damağının altına saklasa bile,

 14Yediği yiyecek midesinde ekşiyecek,

İçinde kobra zehirine dönüşecek.

 15Yuttuğu servetleri kusacak,

Tanrı onları midesinden çıkaracak.

 16Kobra zehiri emecek,

Engereğin zehir dişi onu öldürecek.

 17Akarsuların, bal ve ayran akan derelerin

Sefasını süremeyecek.

 18Zahmetle kazandığını

Yemeden geri verecek,

Elde ettiği kazancın tadını çıkaramayacak.

 19Çünkü yoksulları ezip yüzüstü bıraktı,

Kendi yapmadığı evi zorla aldı.

 

 20“Hırsı yüzünden rahat nedir bilmedi,

Serveti onu kurtaramayacak.

 21Yediğinden artakalan olmadı,

Bu yüzden bolluğu uzun sürmeyecek.

 22Varlık içinde yokluk çekecek,

Sıkıntı tepesine binecek.

 23Karnını tıka basa doyurduğunda,

Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak,

Üzerine gazap yağdıracak.

 24Demir silahtan kaçacak olsa,

Tunç* ok onu delip geçecek.

 25Çekilince ok sırtından,

Parıldayan ucu ödünden çıkacak,

Dehşet çökecek üzerine.

 26Koyu karanlık onun hazinelerini gözlüyor.

Körüklenmemiş ateş onu yiyip bitirecek,

Çadırında artakalanı tüketecek.

 27Suçunu gökler açığa çıkaracak,

Yeryüzü ona karşı ayaklanacak.

 28Varlığını seller,

Azgın sular götürecek Tanrı'nın öfkelendiği gün.

 29Budur kötünün Tanrı'dan aldığı pay,

Budur Tanrı'nın ona verdiği miras.”

21

Eyüp

 1Eyüp şöyle yanıtladı:

 

 2“Sözümü dikkatle dinleyin,

Bana verdiğiniz avuntu bu olsun.

 3Bırakın ben de konuşayım,

Ben konuştuktan sonra alay edin.

 

 4“Yakınmam insana mı karşı?

Niçin sabırsızlanmayayım?

 5Bana bakın da şaşın,

Elinizi ağzınıza koyun.

 6Bunu düşündükçe içimi korku sarıyor,

Bedenimi titreme alıyor.

 7Kötüler niçin yaşıyor,

Yaşlandıkça güçleri artıyor?

 8Çocukları sapasağlam çevrelerinde,

Soyları gözlerinin önünde.

 9Evleri güvenlik içinde, korkudan uzak,

Tanrı'nın sopası onlara dokunmuyor.

 10Boğalarının çiftleşmesi hiç boşa çıkmaz,

İnekleri hep doğurur, hiç düşük yapmaz.

 11Çocuklarını sürü gibi salıverirler,

Yavruları oynaşır.

 12Tef ve lir eşliğinde şarkı söyler,

Ney sesiyle eğlenirler.

 13Ömürlerini bolluk içinde geçirir,

Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.

 14Tanrı'ya, ‘Bizden uzak dur!’ derler,

‘Yolunu öğrenmek istemiyoruz.

 15Her Şeye Gücü Yeten kim ki, O'na kulluk edelim?

Ne kazancımız olur O'na dua etsek?’

 16Ama zenginlikleri kendi ellerinde değil.

Kötülerin öğüdü benden uzak olsun.

 

 17“Kaç kez kötülerin kandili söndü,

Başlarına felaket geldi,

Tanrı öfkelendiğinde paylarına düşen kederi verdi?

 18Kaç kez rüzgarın sürüklediği saman gibi,

Kasırganın uçurduğu saman çöpü gibi oldular?

 19‘Tanrı babaların cezasını çocuklarına çektirir’ diyorsunuz,

Kendilerine çektirsin de bilsinler nasıl olduğunu.

 20Yıkımlarını kendi gözleriyle görsünler,

Her Şeye Gücü Yeten'in gazabını içsinler.

 21Çünkü sayılı ayları sona erince

Geride bıraktıkları aileleri için niye kaygı çeksinler?

 

 22“En yüksektekileri bile yargılayan Tanrı'ya

Kim akıl öğretebilir?

 23Biri gücünün doruğunda ölür,

Büsbütün rahat ve kaygısız.

 24Bedeni iyi beslenmiş,

İlikleri dolu.

 25Ötekiyse acı içinde ölür,

İyilik nedir hiç tatmamıştır.

 26Toprakta birlikte yatarlar,

Üzerlerini kurt kaplar.

 

 27“Bakın, düşüncelerinizi,

Bana zarar vermek için kurduğunuz düzenleri biliyorum.

 28‘Büyük adamın evi nerede?’ diyorsunuz,

‘Kötülerin çadırları nerede?’

 29Yolculara hiç sormadınız mı?

Anlattıklarına kulak asmadınız mı?

 30Felaket günü kötü insan esirgenir,

Gazap günü ona kurtuluş yolu gösterilir.

 31Kim davranışını onun yüzüne vurur?

Kim yaptığının karşılığını ona ödetir?

 32Mezarlığa taşınır,

Kabri başında nöbet tutulur.

 33Vadi toprağı tatlı gelir ona,

Herkes ardından gider,

Önüsıra gidenlerse sayısızdır.

 

 34“Boş laflarla beni nasıl avutursunuz?

Yanıtlarınızdan çıkan tek sonuç yalandır.”

22

Elifaz

 1Temanlı Elifaz şöyle yanıtladı:

 

 2*“İnsan Tanrı'ya yararlı olabilir mi?

Bilge kişinin bile O'na yararı dokunabilir mi?

 3Doğruluğun Her Şeye Gücü Yeten'e ne zevk verebilir,

Kusursuz yaşamın O'na ne kazanç sağlayabilir?

 4Seni azarlaması, dava etmesi

O'ndan korktuğun için mi?

 5Kötülüğün büyük,

Günahların sonsuz değil mi?

 6Çünkü kardeşlerinden nedensiz rehin alıyor,

Onları soyuyordun.

 7Yorguna su içirmedin,

Açtan ekmeği esirgedin;

 8Ülkeye bileğinle sahip oldun,

Saygın biri olarak orada yaşadın.

 9Dul kadınları eli boş çevirdin,

Öksüzlerin kolunu kanadını kırdın.

 10Bu yüzden her yanın tuzaklarla çevrili,

Ansızın gelen korkuyla yılıyorsun,

 11Her şey kararıyor, göremez oluyorsun,

Seller altına alıyor seni.

 

 12“Tanrı göklerin yükseklerinde değil mi?

Yıldızlara bak, ne kadar yüksekteler!

 13Sen ise, ‘Tanrı ne bilir?’ diyorsun,

‘Zifiri karanlığın içinden yargılayabilir mi?

 14Koyu bulutlar O'na engeldir, göremez,

Gökkubbenin üzerinde dolaşır.’

 15Kötülerin yürüdüğü

Eski yolu mu tutacaksın?

 16Onlar ki, vakitleri gelmeden çekilip alındılar,

Temellerini sel bastı.

 17Tanrı'ya, ‘Bizden uzak dur!’ dediler,

‘Her Şeye Gücü Yeten bize ne yapabilir?’

 18Ama onların evlerini iyilikle dolduran O'ydu.

Bunun için kötülerin öğüdü benden uzak olsun.

 

 19“Doğrular onların yıkımını görüp sevinir,

Suçsuzlar şöyle diyerek eğlenir:

 20‘Düşmanlarımız yok edildi,

Malları yanıp kül oldu.’

 

 21“Tanrı'yla dost ol, barış ki,

Bolluğa eresin.

 22Ağzından çıkan öğretiyi benimse,

Sözlerini yüreğinde tut.

 23Her Şeye Gücü Yeten'e dönersen, eski haline kavuşursun.

Kötülüğü çadırından uzak tutar,

 24Altınını yere,

Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,

 25Her Şeye Gücü Yeten senin altının,

Değerli gümüşün olur.

 26O zaman Her Şeye Gücü Yeten'den zevk alır,

Yüzünü Tanrı'ya kaldırırsın.

 27O'na dua edersin, dinler seni,

Adaklarını yerine getirirsin.

 28Neye karar verirsen yapılır,

Yollarını ışık aydınlatır.

 29İnsanlar seni alçaltınca, güvenini yitirme,

Çünkü Tanrı alçakgönüllüleri kurtarır.

 30O suçsuz olmayanı bile kurtarır,

Senin ellerinin temizliği sayesinde kurtulur suçlu.”

23

Eyüp

 1Eyüp şöyle yanıtladı:

 

 2“Bugün de acı acı yakınacağım,

İniltime karşın Tanrı'nın üzerimdeki eli ağırdır.

 3Keşke O'nu nerede bulacağımı bilseydim,

Tahtına varabilseydim!

 4Davamı önünde dile getirir,

Kanıtlarımı art arda sıralardım.

 5Bana vereceği yanıtı öğrenir,

Ne diyeceğini anlardım.

 6Eşsiz gücüyle bana karşı mı çıkardı?

Hayır, yalnızca dinlerdi beni.

 7Haklı kişi davasını oraya, O'nun önüne getirebilirdi,

Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.

 

 8“Doğuya gitsem orada değil,

Batıya gitsem O'nu bulamıyorum.

 9Kuzeyde iş görse O'nu seçemiyorum,

Güneye dönse O'nu göremiyorum.

 10Ama O tuttuğum yolu biliyor,

Beni sınadığında altın gibi çıkacağım.

 11Adımlarını yakından izledim,

Sapmadan yolunu tuttum.

 12Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım,

Günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.

 

 13“O tek başınadır, kim O'nu caydırabilir?

Canı ne isterse onu yapar.

 14Benimle ilgili kararını yerine getirir,

Daha nice tasarısı vardır.

 15Bu yüzden dehşete düşerim huzurunda,

Düşündükçe korkarım O'ndan.

 16Tanrı cesaretimi kırdı,

Her Şeye Gücü Yeten beni yıldırdı.

 17Karanlık beni susturamadı,

Yüzümü örten koyu karanlık.

 

24

 1“Niçin Her Şeye Gücü Yeten yargı için vakit saptamıyor?

Neden O'nu tanıyanlar bu günleri görmesin?

 2İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor,

Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.

 3Öksüzlerin eşeğini kovuyor,

Dul kadının öküzünü rehin alıyorlar.

 4Yoksulları yoldan saptırıyor,

Ülkenin düşkünlerini gizlenmeye zorluyorlar.

 5Bakın, yoksullar çöldeki yaban eşekleri gibi

Yiyecek bulmak için erkenden işe çıkıyorlar,

Çocuklarına yiyeceği kırlar sağlıyor.

 6Yemlerini tarlalardan topluyor,

Kötülerin bağındaki artıkları eşeliyorlar.

 7Geceyi giysisiz, çıplak geçiriyorlar,

Örtünecek şeyleri yok soğukta.

 8Dağlara yağan sağanaktan ıslanıyor,

Sığınakları olmadığı için kayalara sarılıyorlar.

 9Öksüz memeden uzaklaştırılıyor,

Düşkünün bebeği rehin alınıyor.

 10Giysisiz, çıplak dolaşıyor,

Aç karnına demet taşıyorlar.

 11Teraslar arasında zeytin eziyor,

Susuzluktan kavrulurken

Şarap için üzüm sıkıyorlar.

 12Kentlerden insan iniltileri yükseliyor,

Yaralı canlar feryat ediyor,

Ama Tanrı haksızlığı önemsemiyor.

 

 13“Bunlar ışığa başkaldıranlardır;

Onun yolunu tanımaz,

İzinde yürümezler.

 14Gün ağarıncaf katil kalkar,

Düşkünü, yoksulu öldürür,

Hırsız gibi sıvışır geceleyin.

 15Zina edenin gözü alaca karanlıktadır,

‘Beni kimse görmez’ diye düşünür,

Yüzünü örtüyle gizler.

 16Hırsızlar karanlıkta evleri deler,

Gündüz gizlenir, ışık nedir bilmezler.

 17Çünkü zifiri karanlık, sabahıdır onların,

Karanlığın dehşetiyle dostturlar.

 

 18“Diyorsunuz ki, ‘Suyun üstündeki köpüktür onlar,

Lanetlidir ülkedeki payları,

Kimse bağlara gitmez.

 19Kuraklık ve sıcağın eriyen karı alıp götürdüğü gibi

Ölüler diyarı da günahlıları alıp götürür.

 20Rahim onları unutacak,

Kurtlara yem olacak,

Bir daha anılmayacaklar.

Haksızlık bir ağaç gibi kırılacak.

 21Onlar çocuğu olmayan kısır kadınları yolar,

Dul kadına iyilik etmezler.

 22Tanrı, gücüyle zorbaları yok eder,

Harekete geçince zorbaların yaşama umudu kalmaz.

 23Tanrı onlara güven verir, O'na güvenirler,

Ama gözü yürüdükleri yoldadır.

 24Kısa süre yükselir, sonra yok olurlar,

Düşerler, tıpkı ötekiler gibi alınıp götürülür,

Başak başı gibi kesilirler.’

 

 25“Böyle değilse, kim beni yalancı çıkarabilir,

Söylediklerimin boş olduğunu gösterebilir?”

25

Bildat

 1Şuahlı Bildat şöyle yanıtladı:

 

 2“Egemenlik ve heybet Tanrı'ya özgüdür,

Yüce göklerde düzen kuran O'dur.

 3Orduları sayılabilir mi?

Işığı kimin üzerine doğmaz?

 4İnsan Tanrı'nın önünde nasıl doğru olabilir?

Kadından doğan biri nasıl temiz olabilir?

 5O'nun gözünde ay parlak,

Yıldızlar temiz değilse,

 6Nerede kaldı bir kurtçuk olan insan,

Bir böcek olan insanoğlu!”

26

Eyüp

 1Eyüp şöyle yanıtladı:

 

 2“Çaresize nasıl yardım ettin!

Güçsüz pazıyı nasıl kurtardın!

 3Bilge olmayana ne öğütler verdin!

Sağlam bilgiyi pek güzel öğrettin!

 4Bu sözleri kime söyledin?

Senin ağzından konuşan ruh kimin?

 

 5“Suların ve sularda yaşayanların altında

Ölüler titriyor.

 6Tanrı'nın önünde ölüler diyarı çıplaktır,

Yıkım diyarı örtüsüz.

 7O boşluğun üzerine kuzey göklerini yayar,

Hiçliğin üzerine dünyayı asar.

 8Bulutların içine suları sarar,

Bulutlar yırtılmaz onların ağırlığı altında.

 9Dolunayın yüzünü örter,

Üstüne bulutlarını serper.

 10Suların yüzeyine sınır çizer

Işıkla karanlığın ayrıldığı yerde.

 11Göklerin direkleri sarsılır,

Şaşkına dönerler O azarlayınca.

 12Gücüyle denizi çalkalar,

Ustaca Rahav'ıg vurur.

 13Gökler O'nun soluğuyla açılır,

O'nun eli parçalar kaçan yılanı.

 14Bunlar yaptıklarının küçücük parçaları,

O'ndan duyduğumuz hafif bir fısıltıdır.

Gürleyen gücünü kim anlayabilir?”h

 

27

 1Eyüp anlatmaya devam etti:

 

 2“Hakkımı elimden alan Tanrı'nın varlığı hakkı için,

Bana acı çektiren Her Şeye Gücü Yeten'in hakkı için,

 3İçimde yaşam belirtisi olduğu sürece,

Tanrı'nın soluğu burnumda olduğu sürece,

 4Ağzımdan kötü söz çıkmayacak,

Dilimden yalan dökülmeyecek.

 5Size asla hak vermeyecek,

Son soluğumu verene dek suçsuz olduğumu söyleyeceğim.

 6Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım,

Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.

 

 7“Düşmanlarım kötüler gibi,

Bana saldıranlar haksızlar gibi cezalandırılsın.

 8Tanrısız insanın umudu nedir

Tanrı onu yok ettiğinde, canını aldığında?

 9Başına sıkıntı geldiğinde,

Tanrı feryadını duyar mı?

 10Her Şeye Gücü Yeten'den zevk alır mı?

Her zaman Tanrı'ya yakarır mı?

 

 11“Tanrı'nın gücünü size öğreteceğim,

Her Şeye Gücü Yeten'in tasarısını gizlemeyeceğim.

 12Aslında siz, hepiniz gördünüz bunu,

Öyleyse ne diye boş boş konuşuyorsunuz?

 

 13“Kötünün Tanrı'dan alacağı pay,

Zorbanın Her Şeye Gücü Yeten'den alacağı miras şudur:

 14Çocukları ne kadar çok olursa olsun, kılıçla öldürülecek,

Soyu yeterince ekmek bulamayacaktır.

 15Sağ kalanlar hastalıktan ölüp gömülecek,

Dul karıları ağlamayacaktır.

 16Kötü insan kum gibi gümüş yığsa,

Yığınla giysi biriktirse,

 17Onun biriktirdiğini doğru insan giyecek,

Gümüşü suçsuz paylaşacak.

 18Evini güve kozası gibi inşa eder,

Bekçinin kurduğu çardak gibi.

 19Zengin olarak yatar, ama bu öyle sürmez,

Gözlerini açtığında hepsi yok olup gitmiştir.

 20Dehşet onu sel gibi basar,

Kasırga gece kapar götürür.

 21Doğu rüzgarı onu uçurup götürür,

Yerinden silip süpürür.

 22Acımasızca üzerine eser,

Elinden kaçmaya çalışırken.

 23Onunla alay ederek el çırpar,

Yerinden ıslık çalar.”ı

28

Bilgelik Üzerine

 1Gümüş maden ocağından elde edilir,

Altını arıtmak için de bir yer vardır.

 2Demir topraktan çıkarılır,

Bakırsa taştan.

 3İnsan karanlığa son verir,

Koyu karanlığın, ölüm gölgesinin taşlarını

Son sınırına kadar araştırır.

 4Maden kuyusunu insanların oturduğu yerden uzakta açar,

İnsan ayağının unuttuğu yerlerde,

Herkesten uzak iplere sarılıp sallanır.

 5Ekmek topraktan çıkar,

Toprağın altı ise yanmış, altüst olmuştur.

 6Kayalarından laciverttaşı çıkar,

Yüzeyi altın tozunu andırır.

 7Yırtıcı kuş yolu bilmez,

Doğanın gözü onu görmemiştir.

 8Güçlü hayvanlar oraya ayak basmamış,

Aslan oradan geçmemiştir.

 9Madenci elini çakmak taşına uzatır,

Dağları kökünden altüst eder.

 10Kayaların içinden tüneller açar,

Gözleri değerli ne varsa görür.

 11Irmakların kaynağını tıkar,

Gizli olanı ışığa çıkarır.

 

 12Ama bilgelik nerede bulunur?

Aklın yeri neresi?

 13İnsan onun değerini bilmez,

Yaşayanlar diyarında ona rastlanmaz.

 14Engin, “Bende değil” der,

Deniz, “Yanımda değil.”

 15Onun bedeli saf altınla ödenmez,

Değeri gümüşle ölçülmez.

 16Ona Ofir altınıyla, değerli oniksle,

Laciverttaşıyla değer biçilmez.

 17Ne altın ne cam onunla karşılaştırılabilir,

Saf altın kaplara değişilmez.

 18Yanında mercanla billurun sözü edilmez,

Bilgeliğin değeri mücevherden üstündür.

 19Kûş* topazı onunla denk sayılmaz,

Saf altınla ona değer biçilmez.

 

 20Öyleyse bilgelik nereden geliyor?

Aklın yeri neresi?

 21O bütün canlıların gözünden uzaktır,

Gökte uçan kuşlardan bile saklıdır.

 22Yıkım'la Ölüm:

“Kulaklarımız ancak fısıltısını duydu” der.

 

 23Onun yolunu Tanrı anlar,

Yerini bilen O'dur.

 24Çünkü O yeryüzünün uçlarına kadar bakar,

Göklerin altındaki her şeyi görür.

 25Rüzgara güç verdiği,

Suları ölçtüğü,

 26Yağmura kural koyduğu,

Yıldırıma yol açtığı zaman,

 27Bilgeliği görüp değerini biçti,

Onu onaylayıp araştırdı.

 28*İnsana, “İşte Rab korkusu, bilgelik budur” dedi,

“Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.”

29

Eyüp

 1Eyüp yine anlatmaya başladı:

 

 2“Keşke geçen aylar geri gelseydi,

Tanrı'nın beni kolladığı,

 3Kandilinin başımın üstünde parladığı,

Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,

 4Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi,

Tanrı'nın çadırımı dostça koruduğu,

 5Her Şeye Gücü Yeten'in henüz benimle olduğu,

Çocuklarımın çevremde bulunduğu,

 6Yollarımın sütle yıkandığı,

Yanımdaki kayanın zeytinyağı akıttığı günler!

 

 7“Kent kapısına gidip

Kürsümü meydana koyduğumda,

 8Gençler beni görüp gizlenir,

Yaşlılar kalkıp ayakta dururlardı;

 9Önderler konuşmaktan çekinir,

Elleriyle ağızlarını kaparlardı;

 10Soyluların sesi kesilir,

Dilleri damaklarına yapışırdı.

 11Beni duyan kutlar,

Beni gören överdi;

 12Çünkü yardım isteyen yoksulu,

Desteği olmayan öksüzü kurtarırdım.

 13Ölmekte olanın hayır duasını alır,

Dul kadının yüreğini sevinçten coştururdum.

 14Doğruluğu giysi gibi giyindim,

Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.

 15Körlere göz,

Topallara ayaktım.

 16Yoksullara babalık eder,

Garibin davasını üstlenirdim.

 17Haksızın çenesini kırar,

Avını dişlerinin arasından kapardım.

 

 18“ ‘Son soluğumu yuvamda vereceğim’ diye düşünüyordum,

‘Günlerim kum taneleri kadar çok.

 19Köküm sulara erişecek,

Çiy geceyi dallarımda geçirecek.

 20Aldığım övgüler tazelenecek,

Elimdeki yay yenilenecek.’

 

 21“İnsanlar beni saygıyla dinler,

Öğüdümü sessizce beklerlerdi.

 22Ben konuştuktan sonra onlar konuşmazdı,

Sözlerim üzerlerine damlardı.

 23Yağmuru beklercesine beni bekler,

Son yağmurları içercesine sözlerimi içerlerdi.

 24Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı,

Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.

 25Onların yolunu ben seçer, başlarında dururdum,

Askerlerinin ortasında kral gibi otururdum,

Yaslıları avutan biri gibiydim.

 

30

 1“Ama şimdi, yaşı benden küçük olanlar

Benimle alay etmekte,

Oysa babalarını sürümün köpeklerinin

Yanına koymaya tenezzül etmezdim.

 2Çünkü güçleri tükenmişti,

Bileklerinin gücü ne işime yarardı?

 3Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler,

Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.

 4Çalılıklarda karapazı topluyor,

Retem kökü yiyorlardı.

 5Toplumdan kovuluyorlardı,

İnsanlar hırsızmışlar gibi onlara bağırıyordu.

 6Korkunç vadilerde, yerdeki deliklerde,

Kaya kovuklarında yaşıyorlardı.

 7Çalıların arasında anırır,

Çalı altında birbirine sokulurlardı.

 8Aptalların, adı sanı belirsiz insanların çocuklarıydılar,

Ülkeden kovulmuşlardı.

 

 9“Şimdiyse destan oldum dillerine,

Ağızlarına doladılar beni.

 10Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar,

Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.

 11Tanrı ipimi çözüp beni alçalttığı için

Dizginsiz davranmaya başladılar bana.

 12Sağımdaki ayak takımı üzerime yürüyor,

Ayaklarımı kaydırıyor,

Bana karşı rampalar kuruyorlar.

 13Yolumu kesiyor,

Kimseden yardım görmeden

Beni yok etmeye çalışıyorlar.

 14Koca bir gedikten girer gibi ilerliyor,

Yıkıntılar arasından üzerime yuvarlanıyorlar.

 15Dehşet çöktü üzerime,

Onurum rüzgara kapılmış gibi uçtu,

Mutluluğum bulut gibi geçip gitti.

 

 16“Şimdi tükeniyorum,

Acı günler beni ele geçirdi.

 17Geceleri kemiklerim sızlıyor,

Beni kemiren acılar hiç durmuyor.

 18Tanrı'nın şiddeti

Üzerimdeki giysiye dönüştü,

Gömleğimin yakası gibi beni sıkıyor.

 19Beni çamura fırlattı,

Toza, küle döndüm.

 

 20“Sana yakarıyorum, ama yanıt vermiyorsun,

Ayağa kalktığımda gözünü bana dikiyorsun.

 21Bana acımasız davranıyor,

Bileğinin gücüyle beni eziyorsun.

 22Beni kaldırıp rüzgara bindiriyorsun,

Fırtınanın içinde darma duman ediyorsun.

 23Biliyorum, beni ölüme,

Bütün canlıların toplanacağı yere götüreceksin.

 

 24“Kuşkusuz düşenin dostu olmaz,

Felakete uğrayıp yardım istediğinde.

 25Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım?

Yoksullar için üzülmez miydim?

 26Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi,

Işık umarken karanlık geldi.

 27İçim kaynıyor, rahatım yok,

Önümde acı günler var.

 28Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok,

Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.

 29Çakallarla kardeş,

Baykuşlarla arkadaş oldum.

 30Derim karardı, soyuluyor,

Kemiklerim ateşten yanıyor.

 31Lirimin sesi yas feryadına,

Neyimin sesi ağlayanların sesine döndü.

 

31

 1“Gözlerimle antlaşma yaptım

Şehvetle bir kıza bakmamak için.

 2Çünkü insanın yukarıdan, Tanrı'dan payı nedir,

Yücelerden, Her Şeye Gücü Yeten'den mirası ne?

 3Kötüler için felaket,

Haksızlık yapanlar için bela değil mi?

 4Yürüdüğüm yolları görmüyor mu,

Attığım her adımı saymıyor mu?

 

 5“Eğer yalan yolunda yürüdümse,

Ayağım hileye seğirttiyse,

 6–Tanrı beni doğru teraziyle tartsın,

Kusursuz olduğumu görsün–

 7Adımım yoldan saptıysa,

Yüreğim gözümü izlediyse,

Ellerim pisliğe bulaştıysa,

 8Ektiğimi başkaları yesin,

Ekinlerim kökünden sökülsün.

 

 9“Eğer gönlümü bir kadına kaptırdıysam,

Komşumun kapısında pusuya yattıysam,

 10Karım başkasının buğdayını öğütsün,

Onunla başka erkekler yatsın.

 11Çünkü bu utanç verici,

Yargılanması gereken bir suç olurdu.

 12Yıkım diyarına dek yakan bir ateştir o,

Bütün ürünümü kökünden kavururdu.

 

 13“Benimle ters düştüklerinde

Kölemin ve hizmetçimin hakkını yemişsem,

 14Tanrı yargıladığında ne yaparım?

Hesap sorduğunda ne yanıt veririm?

 15Beni ana karnında yaratan onu da yaratmadı mı?

Rahimde bize biçim veren O değil mi?

 

 16“Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse,

Dul kadının umudunu kırdımsa,

 17Ekmeğimi yalnız yedim,

Öksüzle paylaşmadımsa,

 18Gençliğimden beri öksüzü baba gibi büyütmedimse,

Doğduğumdan beri dul kadına yol göstermedimse,

 19Giysisi olmadığı için can çekişen birini

Ya da örtüsü olmayan bir yoksulu gördüm de,

 20Koyunlarımın yünüyle ısıtmadıysam,

O da içinden beni kutsamadıysa,

 21Mahkemede sözümün geçtiğini bilerek

Öksüze el kaldırdımsa,

 22Kolum omuzumdan düşsün,

Kol kemiğim kırılsın.

 23Çünkü Tanrı'dan gelecek beladan korkarım,

O'nun görkeminden ötürü böyle bir şey yapamam.

 

 24“Eğer umudumu altına bağladımsa,

Saf altına, ‘Güvencim sensin’ dedimse,

 25Servetim çok,

Varlığımı bileğimle kazandım diye sevindimse,

 26Işıldayan güneşe,

Parıldayarak hareket eden aya bakıp da,

 27İçimden ayartıldımsa,

Elim onlara taptığımı gösteren bir öpücük yolladıysa,

 28Bu da yargılanacak bir suç olurdu,

Çünkü yücelerdeki Tanrı'yı yadsımış olurdum.

 

 29“Eğer düşmanımın yıkımına sevindim,

Başına kötülük geldi diye keyiflendimse,

 30–Kimsenin canına lanet ederek

Ağzımın günah işlemesine izin vermedim–

 31Evimdeki insanlar, ‘Eyüp'ün verdiği etle

Karnını doyurmayan var mı?’ diye sormadıysa,

 32–Hiçbir yabancı geceyi sokakta geçirmezdi,

Çünkü kapım her zaman yolculara açıktı–

 33-34Kalabalıktan çok korktuğum,

Boyların aşağılamasından yıldığım,

Susup dışarı çıkmadığım için

Suçumu bağrımda gizleyip

Adem gibi isyanımı örttümse,

 

 35-“Keşke beni dinleyen biri olsa!

İşte savunmamı imzalıyorum,

Her Şeye Gücü Yeten bana yanıt versin!

Hasmımın yazdığı tomar elimde olsa,

 36Kuşkusuz onu omuzumda taşır,

Taç gibi başıma koyardım.

 37Attığım her adımı ona bildirir,

Kendisine bir önder gibi yaklaşırdım.–

 

 38“Toprağım bana feryat ediyorsa,

Sabanın açtığı yarıklar bir ağızdan ağlıyorsa,

 39Ürününü para ödemeden yedimse

Ya da üzerinde oturanların kalbini kırdımsa,

 40Orada buğday yerine diken,

Arpa yerine delice bitsin.”

 

Eyüp'ün konuşması sona erdi.

32

Elihu

1Böylece bu üç kişi Eyüp'e yanıt vermekten vazgeçti, çünkü Eyüp kendi doğruluğundan emindi. 2Ram ailesinden Bûzlu Barakel oğlu Elihu Eyüp'e çok öfkelendi. Çünkü Eyüp kendini Tanrı'dan haklı görüyordu. 3Elihu Eyüp'ün üç arkadaşına da öfkelendi, çünkü Eyüp'üi suçlamalarına karşın sağlam bir yanıt bulamamışlardı. 4Elihu Eyüp'le konuşmak için sırasını beklemişti, çünkü ötekiler yaşça kendisinden büyüktü. 5Bu üç kişinin başka bir şey söyleyemeyeceğini görünce öfkesi alevlendi.

 

 6Bûzlu Barakel oğlu Elihu şöyle konuştu:

 

“Ben yaşça küçüğüm, sizse yaşlısınız.

Bu yüzden çekindim, bildiğimi söylemekten korktum.

 7‘Çok gün görenler konuşsun’ dedim,

‘Çok yıl yaşayanlar bilgeliği öğretsin.’

 8Oysa insana ruh,

Her Şeye Gücü Yeten'in soluğu akıl verir.

 9Akıl yaşta değil baştadır.

Adaleti anlamak yaşa bakmaz.

 

 10“Bu yüzden, ‘Beni dinleyin’ diyorum,

Ben de bildiğimi söyleyeyim.

 11Siz konuşurken ben bekledim,

Siz ne diyeceğinizi araştırırken

Düşüncelerinizi dinledim.

 12Bütün dikkatimi size çevirdim.

Ama hiçbiriniz Eyüp'ün haksızlığını kanıtlayamadı,

Onun söylediklerine karşılık veremedi.

 13‘Biz bilgeliğe eriştik,

Bırakın Tanrı onu haksız çıkarsın, insan değil’ demeyin.

 14Ama Eyüp'ün sözlerinin hedefi ben değildim,

Bu yüzden onu sizin sözlerinizle yanıtlamayacağım.

 

 15“Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık,

Söyleyecek şeyleri kalmadı.

 16Onlar konuşmuyor diye ben beklemeli miyim,

Duruyor, yanıt vermiyorlar diye?

 17Benim de söyleyecek sözüm var,

Ben de bildiğimi söyleyeceğim.

 18Çünkü içim dolu,

İçimdeki ruh beni zorluyor.

 19İçim açılmamış şarap gibi,

Yeni şarap tulumları gibi patlamak üzere.

 20Konuşup rahatlamalıyım,

Ağzımı açıp yanıtlamalıyım.

 21Kimseye ayrıcalık göstermeyecek,

Kimseye yaltaklanmayacağım.

 22Çünkü yaltaklanmayı bilsem,

Yaratıcım beni hemen yok ederdi.

 

33

 1“Ama şimdi lütfen sözümü dinle, Eyüp,

Söyleyeceğim her şeye kulak ver.

 2Ağzımı açtım açacağım,

Söyleyeceklerim dilimin ucunda.

 3Sözlerim temiz bir yürekten çıkıyor,

Dudaklarım bildiklerini içtenlikle söylüyor.

 4Beni Tanrı'nın Ruhu yarattı,

Her Şeye Gücü Yeten'in soluğu yaşam veriyor bana.

 5Elinden gelirse beni yanıtla,

Kendini hazırla, karşımda dur.

 6Tanrı'nın önünde ben de tıpkı senin gibiyim,

Ben de balçıktan yaratıldım.

 7Onun için dehşetim seni yıldırmasın,

Baskım sana ağır gelmesin.

 

 8“Sesin hâlâ kulaklarımda,

Şöyle demiştin:

 9‘Ben kusursuz ve günahsızım,

Temiz ve suçsuzum.

 10Yine de Tanrı bana karşı bahane arıyor,

Beni düşman görüyor.

 11Ayaklarımı tomruğa vuruyor,

Yollarımı gözetliyor.’

 

 12“Ama sana şunu söyleyeyim,

Bu konuda haksızsın.

Çünkü Tanrı insandan büyüktür.

 13İnsanın hiçbir sözünü yanıtlamıyor diye

Niçin O'nunla çekişiyorsun?

 14Çünkü insan anlamasa da,

Tanrı şu ya da bu yolla konuşur.

 15Rüyada, geceleyin görümde,

İnsanları ağır uyku basınca,

Yatakta yatarlarken,

 16Kulaklarına konuşur,

Uyarısıyla onları korkutur;

 17Onları yaptıkları kötülükten döndürmek,

Gururdan uzak tutmak,

 18Canlarını çukurdan,

Hayatlarını ölümden kurtarmak için.

 19İnsan yatağında acılarla,

Kemiklerinde dinmez sızılarla yola getirilir.

 20Öyle ki, içi yemek kaldırmaz,

En lezzetli yiyecekten tiksinir.

 21Eti erir, görünmez olur,

Gözükmeyen kemikleri ortaya çıkar.

 22Canı çukura,

Hayatı ölüm meleklerine yaklaşır.

 

 23“Yine de insana doğruyu bildirmek için

Yanında bir melek, bin melekten biri

Arabulucu olarak bulunursa,

 24Ona lütfeder de,

‘Onu ölüm çukuruna inmekten kurtar,

Ben fidyeyi buldum’ derse,

 25Eti çocuk eti gibi yenilenir,

Gençlik günlerine döner.

 26Dua ettiğinde Tanrı ondan hoşnut kalır,

O da Tanrı'nın yüzünü görüp sevinir.

Tanrı onun durumunu düzeltir.

 27Sonra insanların önünde türkü çağırır:

‘Günah işleyip doğru yoldan saptım,

Ama Tanrı hak ettiğim cezayı vermedi bana,

 28Canımı çukura inmekten O kurtardı,

Işığı görmek için yaşayacağım.’

 

 29-30“İşte, insanın canını çukurdan çıkarmak,

Onu yaşam ışığıyla aydınlatmak için

Tanrı bütün bunları iki kez,

Hatta üç kez yapar.

 

 31“İyi dinle, Eyüp, kulak ver,

Sen sus, ben konuşacağım.

 32Söyleyeceğin bir şey varsa söyle,

Çünkü seni haklı çıkarmak isterim.

 33Yoksa, beni dinle,

Sus da sana bilgelik öğreteyim.”

 

34

 1Elihu konuşmasına şöyle devam etti:

 

 2“Ey bilgeler, sözlerimi dinleyin,

Kulak verin bana, ey bilgi sahipleri.

 3Çünkü damak nasıl yemeği tadarsa,

Kulak da sözleri sınar.

 4Gelin, doğruyu seçelim,

İyiyi birlikte öğrenelim.

 

 5“Çünkü Eyüp, ‘Ben suçsuzum’ diyor,

‘Tanrı hakkımı elimden aldı.

 6Haklı olduğum halde yalancı sayılıyorum,

Suçsuz olduğum halde okunla yaraladın beni.’

 7Eyüp gibisi var mı?

Alayı su gibi içiyor!

 8Kötülük yapanlarla dostluk edip geziyor,

Kötülerle aynı yolda yürüyor.

 9Çünkü, ‘Tanrı'yı hoşnut etmeye çalışmak

İnsana yarar getirmez’ diyor.

 

 10“Bu yüzden, ey sağduyulu insanlar, beni dinleyin!

Tanrı kötülük yapar mı,

Her Şeye Gücü Yeten haksızlık eder mi? Asla!

 11*Çünkü O herkese yaptığının karşılığını öder,

Hak ettiğini başına getirir.

 12Tanrı kesinlikle kötülük etmez,

Her Şeye Gücü Yeten adaleti saptırmaz.

 13Kim yeryüzünü O'na emanet etti?

Kim O'nu bütün dünyanın başına atadı?

 14Eğer niyet eder de

Ruhunu ve soluğunu geri çekerse,

 15Bütün insanlık bir anda yok olur,

İnsan yine toprağa döner.

 

 16“Aklın varsa dinle,

Kulak ver sözlerime.

 17Adaletten nefret eden hiç hüküm sürebilir mi?

Adil ve güçlü olanı suçlayacak mısın?

 18Krallara, ‘Değersizsiniz’,

Soylulara, ‘Kötüsünüz’ diyen,

 19Önderlere ayrıcalık tanımayan,

Zengini yoksuldan çok önemsemeyen O değil mi?

Çünkü hepsi O'nun ellerinin işidir.

 20Gece yarısı bir anda ölürler,

Herkes sarsılır, ölüp gider,

Güçlüler de insan eli değmeden alınıp götürülür.

 

 21“Tanrı'nın gözleri insanların yolundan ayrılmaz,

Attıkları her adımı görür.

 22Kötülük yapanların gizlenebileceği

Ne karanlık bir yer vardır, ne de ölüm gölgesi.

 23Yargılanmak için önüne gelsinler diye,

Tanrı insanları sorgulamaya pek gerek duymaz.

 24Araştırmadan güçlü insanları kırar,

Onların yerine başkalarını diker.

 25Çünkü ne yaptıklarını bilir,

Gece onları deviriverir, ezilirler.

 26Herkesin gözü önünde

Kötülükleri yüzünden onları cezalandırır;

 27Artık O'nun ardından gitmedikleri,

Yollarının hiçbirini dikkate almadıkları için.

 28Yoksulun feryadını O'na duyurdular;

Düşkünlerin feryadını işitti.

 29Ama Tanrı sessiz kalırsa kim O'nu suçlayabilir?

Yüzünü gizlerse kim O'nu görebilir?

Bir ulusa karşı da bir insana karşı da O hep aynıdır,

 30Tanrısız insan krallık etmesin,

Halka tuzak kurmasın diye.

 

 31“Kimse Tanrı'ya,

‘Suçluyum, artık kötülük yapmayacağım’ dedi mi,

 32‘Göremediğimi sen bana öğret,

Haksızlık ettimse, bir daha etmem?’

 33O'nu reddettiğin halde,

Senin keyfince mi seni ödüllendirmeli?

Çünkü karar verecek olan sensin, ben değil,

Öyleyse anlat bana bildiğini.

 

 34“Sağduyulu insanlar,

Beni dinleyen bilgeler diyecekler ki,

 35‘Eyüp bilgisizce konuşuyor,

Sözlerinin değeri yok.’

 36Kötü biri gibi yanıtladığı için

Keşke Eyüp'ün sınanması sonsuza dek sürse!

 37Çünkü günahına isyan da ekliyor,

Önümüzde alay edercesine el çırpıyor,

Tanrı'ya karşı konuştukça konuşuyor.”

 

35

 1Elihu konuşmasına şöyle devam etti:

 

 2“ ‘Tanrı'nın önünde haklıyım’ diyorsun.

Doğru buluyor musun bunu?

 3Ama hâlâ, ‘Günah işlemezsem

Yararım ne, kazancım ne?’ diye soruyorsun.

 

 4“Ben yanıtlayayım seni

Ve arkadaşlarını.

 5Göklere bak da gör,

Üzerinde yükselen bulutlara göz gezdir.

 6*Günah işlersen, Tanrı'ya ne zararı olur?

İsyanların çoksa ne olur O'na?

 7Doğruysan, O'na verdiğin nedir,

Ya da ne alır O senin elinden?

 8Kötülüğün ancak senin gibi birine zarar verir,

Doğruluğun ise yalnız insanoğlu içindir.

 

 9“İnsanlar ağır baskı altında feryat ediyor,

Güçlülere karşı yardım istiyor.

 10Ama kimse, ‘Nerede Yaratıcım Tanrı?’ demiyor;

O Tanrı ki, gece bize ezgiler verir,

 11Yeryüzündeki hayvanlardan çok bize öğretir

Ve bizi gökteki kuşlardan daha bilge kılar.

 12Kötülerin gururu yüzünden insanlar feryat ediyor,

Ama yanıtlayan yok.

 13Gerçek şu ki, Tanrı boş feryadı dinlemez,

Her Şeye Gücü Yeten bunu önemsemez.

 14O'nu görmediğini söylediğin zaman bile

Davan O'nun önündedir, bekle;

 15Madem bu öfkeyle şimdi cezalandırmadı,

İsyana da pek aldırmaz diyorsun.

 16Bu yüzden Eyüp ağzını boş yere açıyor,

Bilgisizce konuştukça konuşuyor.”

 

36

 1Elihu konuşmasına şöyle devam etti:

 

 2“Biraz bekle, sana açıklayayım,

Çünkü Tanrı için söylenecek daha çok söz var.

 3Bilgimi geniş kaynaklardan toplayacağım,

Yaratıcıma hak vereceğim.

 4Kuşkusuz söylediğim hiçbir şey yalan değil,

Karşında bilgide yetkin biri var.

 

 5“Tanrı güçlüdür, ama kimseyi hor görmez,

Güçlü ve amacında kararlı.

 6Kötüleri yaşatmaz,

Ezilenin hakkını verir.

 7Gözlerini doğru kişiden ayırmaz,

Onu krallarla birlikte tahta oturtur,

Sonsuza dek yükseltir.

 8Ama insanlar zincire vurulur,

Baskı altında tutulurlarsa,

 9Onlara yaptıklarını,

Gurura kapılıp isyan ettiklerini bildirir.

 10Öğüdünü dinletir,

Kötülükten dönmelerini buyurur.

 11Eğer dinler ve O'na kulluk ederlerse,

Kalan günlerini bolluk,

Yıllarını rahatlık içinde geçirirler.

 12Ama dinlemezlerse ölür,

Ders almadan yok olurlar.

 

 13“Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler,

Kendilerini bağladığında Tanrı'dan yardım istemezler.

 14Genç yaşta ölüp giderler,

Yaşamları putperest tapınaklarında fuhşu iş edinmiş erkekler arasında sona erer.

 15Ama Tanrı acı çekenleri acı çektikleri için kurtarır,

Düşkünlere kendini dinletir.

 

 16“Evet, seni sıkıntıdan çeker çıkarırdı;

Darlığın olmadığı geniş bir yere,

Zengin yiyeceklerle bezenmiş bir sofraya.

 17Oysa şimdi kötülerin hak ettiği cezayı çekiyorsun,

Yargı ve adalet yakalamış seni.

 18Dikkat et, para seni baştan çıkarmasın,

Büyük bir rüşvet seni saptırmasın.

 19Zenginliğin ya da bütün gücün yeter mi

Sıkıntı çekmeni önlemeye?

 20Halkların yeryüzünden

Yok edildiği geceyi özleme.

 21Dikkat et, kötülüğe dönme,

Çünkü sen onu düşkünlüğe yeğledin.

 

 22“İşte Tanrı gücüyle yükselir,

O'nun gibi öğretmen var mı?

 23Kim O'na ne yapması gerektiğini söyleyebilir?

Kim O'na, ‘Haksızlık ettin’ diyebilir?

 24O'nun işlerini yüceltmelisin, anımsa bunu,

İnsanların ezgilerle övdüğü işlerini.

 25Bütün insanlar bunları görmüştür,

Herkes onları uzaktan izler.

 26Evet, Tanrı öyle büyüktür ki, O'nu anlayamayız,

Varlığının süresi hesaplanamaz.

 

 27“Su damlalarını yukarı çeker,

Buharından yağmur damlatır.

 28Bulutlar nemini döker,

İnsanların üzerine bol yağmur yağdırır.

 29Bulutları nasıl yaydığını,

Göksel konutundan nasıl gürlediğini kim anlayabilir?

 30Şimşekleri çevresine nasıl yaydığına,

Denizin dibine dek nasıl ulaştırdığına bakın.

 31Tanrı halkları böyle yönetir,

Bol yiyecek sağlar.

 32Şimşeği elleriyle tutar,

Hedefine vurmasını buyurur.

 33O'nun gürleyişi fırtınayı haber verir,

Sığırlar bile fırtına kopacağını bildirir.

 

37

 1“Yüreğim titrer buna,

Yerinden oynar.

 2Dinleyin, gürleyen sesini dinleyin,

Ağzından çıkan sesi!

 3Şimşeğini göğün altındaki her yere,

Yeryüzünün dört bucağına salar.

 4Ardından bir ses gümbürder,

Görkemli sesiyle gürler.

Sesi duyulunca şimşekleri alıkoymaz.

 5Tanrı'nın sesi şaşılacak biçimde gürler,

O, anlayışımızın ötesinde büyük işler yapar.

 6Çünkü kara, ‘Yere düş’ der,

Sağanağa, ‘Bütün şiddetinle boşal.’

 7Yarattığı bütün insanlar ne yaptığını bilsin diye,

Herkese işini bıraktırır.

 8Hayvanlar kovuklarına girer,

İnlerinde otururlar.

 9Kasırga yuvasından kopar,

Soğuk saçılan rüzgarlardan.

 10Tanrı'nın soluğu suları dondurur,

Geniş sular buz tutar.

 11Bulutlara nem yükler,

Şimşeğini her yana yayar.

 12Yeryüzünde ne buyurursa yapmak üzere

Bulutlar O'nun istediği yönde döner durur.

 13Ya insanları cezalandırmak

Ya da yeryüzünü sulayıp sevgisini göstermek için

Yağmur gönderir.

 

 14“Dinle, Eyüp,

Dur da düşün Tanrı'nın şaşılası işlerini.

 15Tanrı'nın bulutları nasıl düzenlediğini,

Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?

 16Bulutların dengesini,

Bilgisi kusursuz olanın şaşılası işlerini biliyor musun?

 17Dünyanın soluğu kesildiğinde

Güneyin kavurucu rüzgarı altında

Giysilerin seni terletmez mi?

 18Dökme tunç* bir ayna kadar sert olan gökkubbeyi

O'nunla birlikte yayabilir misin?

 

 19“O'na ne söyleyeceğimizi öğret bize,

Çünkü karanlık yüzünden sözümüze düzen veremiyoruz.

 20Konuşmak istediğim O'na söylenebilir mi?

Kimse yutulmak ister mi?

 21Rüzgar geçip göğü temizlediğinde

Gökte parıldayan ışığa kimse bakamaz.

 22Altın parıltısı geliyor kuzeyden,

Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.

 23Her Şeye Gücü Yeten'e biz ulaşamayız.

Gücü yücedir,

Adaleti ve eşsiz doğruluğuyla kimseyi ezmez.

 24Bu yüzden insanlar O'na saygı duyar,

Çünkü O, bilgeleri dikkate almaz.”

38

Tanrı Konuşuyor

 1RAB kasırganın içinden Eyüp'ü şöyle yanıtladı:

 

 2*“Bilgisizce sözlerle

Tasarımı karartan bu adam kim?

 3Şimdi erkek gibi kuşağını beline vur da,

Ben sorayım, sen anlat.

 

 4“Ben dünyanın temelini atarken sen neredeydin?

Anlıyorsan söyle.

 5Kim saptadı onun ölçülerini? Kuşkusuz biliyorsun!

Kim çekti ipi üzerine?

 6Neyin üstüne yapıldı temelleri?

Kim koydu köşe taşını,

 7Sabah yıldızları birlikte şarkı söylerken,

İlahi varlıklarj sevinçle çığrışırken?

 

 8*“Denizin ardından kapıları kim kapadı,

Ana rahminden fışkırdığı zaman;

 9Ona bulutları giysi,

Koyu karanlığı kundak yaptığım,

 10Sınırını koyduğum,

Kapılarıyla sürgülerini yerleştirdiğim,

 11‘Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin,

Gururlu dalgaların şurada duracak’ dediğim zaman?

 

 12“Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi,

Şafağa yerini gösterdin mi;

 13Yeryüzünün uçlarını tutsun,

Oradaki kötüler silkilip atılsın diye?

 14Mühür basılan balçık gibi biçim değiştirir yeryüzü,

Giysi kıvrımları gibi göze çarpar.

 15Kötülerin ışıkları alınır,

Kalkan kolları kırılır.

 

 16“Denizin kaynaklarına vardın mı,

Gezdin mi enginin diplerinde?

 17Ölüm kapıları sana gösterildi mi?

Gördün mü ölüm gölgesinin kapılarını?

 18Dünyanın genişliğini kavradın mı?

Anlat bana, bütün bunları biliyorsan.

 

 19“Işığın bulunduğu yerin yolu nerede?

Ya karanlık, onun yeri neresi?

 20Onları yerlerine götürebilir misin?

Evlerinin yolunu biliyor musun?

 21Bilmediğin şey yok zaten,

Çünkü onlarla aynı zamanda doğmuştun!

O kadar yaşlısın!

 

 22“Karın ambarlarına girdin mi,

Dolunun ambarlarını gördün mü?

 23Ben onları sıkıntılı günler için,

Kavga ve savaş günleri için saklıyorum.

 24Nerede ışığın dağıtıldığı,

Doğu rüzgarının yeryüzüne saçıldığı yere giden yol?

 25Kim sellere kanal,

Yıldırımlara yol açtı;

 26Kimsenin yaşamadığı toprakları,

İnsanın bulunmadığı çölü sulasın diye;

 27Kurak ve ıssız yeri doyursun,

Ot bitirsin diye?

 28Yağmurun babası var mı?

Çiy damlalarını kim yarattı?

 29Buz kimin rahminden çıktı?

Göklerden düşen kırağıyı kim doğurdu,

 30Sular taş gibi katılaşıp

Enginin yüzü donunca?

 

 31*“Ülker yıldızlarını bağlayabilir misin?

Oryon'un bağlarını çözebilir misin?

 32Mevsimlerinde çıkartabilir misin takımyıldızları?

Büyük ve Küçük Ayı'ya yol gösterebilir misin?

 33Biliyor musun göklerin yasalarını?

Tanrı'nın yönetimini yeryüzünde kurabilir misin?

 

 34“Başına bol yağmur yağsın diye

Bulutlara sesini duyurabilir misin?

 35Varıp da, ‘Buradayız’ desinler diye,

Şimşekleri gönderebilir misin?

 36Kim mısırturnasına bilgelik,

Horozak anlayış verdi?

 37Kimin bulutları sayacak bilgisi var?

Kim göklerin tulumlarını boşaltabilir,

 38Toprak sertleşip

Parçaları birbirine yapışınca?

 

 39“Dişi aslanlar için sen avlanabilir misin,

Genç aslanların karnını doyurabilir misin,

 40İnlerine sindikleri,

Çalılıkta pusuya yattıkları zaman?

 41Kuzguna yiyeceğini kim sağlıyor,

Yavruları Tanrı'ya feryat edip

Açlıktan kıvrandığı zaman?

 

39

 1“Dağ keçilerinin ne zaman doğurduğunu biliyor musun?

Geyiklerin yavruladığı zamanı sen mi gözlüyorsun?

 2Sen mi sayıyorsun doğuruncaya dek geçirdikleri ayları?

Doğurdukları zamanı biliyor musun?

 3Çöküp yavrularını doğurur,

Kurtulurlar sancılarından.

 4Güçlenir, kırda büyür yavrular,

Gider, bir daha dönmezler.

 

 5“Kim yaban eşeğini başı boş gönderdi,

Kim bağlarını çözdü?

 6Yurt olarak ona bozkırı,

Barınak olarak tuzlayı verdim.

 7Kentteki kargaşaya güler o,

Sürücünün bağırdığını duymaz.

 8Otlamak için tepeleri dolaşır,

Yeşillik arar.

 

 9“Yaban öküzü sana kulluk etmek ister mi?

Geceyi senin yemliğinin yanında geçirir mi?

 10Sabanla yarık açsın diye ona bağ vurabilir misin?

Arkanda, ovalarda tırmık çeker mi?

 11Çok güçlü diye ona bel bağlayabilir misin?

Ağır işini ona bırakabilir misin?

 12Ekinini getireceğine,

Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?

 

 13“Devekuşunun kanatları sevinçle dalgalanır,

Ama leyleğin kanatları ve tüyleriyle kıyaslanamaz.

 14Devekuşu yumurtalarını yere bırakır,

Onları kumda ısıtır,

 15Ayak altında ezilebileceklerini,

Yabanıl hayvanlarca çiğnenebileceklerini düşünmez.

 16Yavrularına sert davranır, kendinin değilmiş gibi,

Çektiği zahmetin boşa gideceğine üzülmez.

 17Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış,

Anlayıştan pay vermemiştir.

 18Yine de koşmak için kabarınca

Ata ve binicisine güler.

 

 19“Sen mi ata güç verdin,

Dalgalanan yeleyi boynuna giydirdin?

 20Sen misin onu çekirge gibi sıçratan,

Gururlu kişnemesiyle korku saçtıran?

 21Ayakları toprağı şiddetle eşer,

Gücünden ötürü sevinçle coşar,

Savaşçının üstüne yürür.

 22Korkuya güler, hiçbir şeyden yılmaz,

Kılıç önünde geri adım atmaz.

 23Ok kılıfı, parıldayan mızrak ve pala

Üzerinde takırdar atın.

 24Coşku ve heyecanla uzaklıkları yutar,

Boru çalınca duramaz yerinde.

 25Boru çaldıkça, ‘Hi!’ diye kişner,

Savaş kokusunu, komutanların gürleyen sesini,

Savaş çığlıklarını uzaklardan duyar.

 

 26“Atmaca senin bilgeliğinle mi süzülüyor,

Kanatlarını güneye doğru açıyor?

 27Kartal senin buyruğunla mı yükseliyor,

Yuvasını yükseklere kuruyor?

 28Uçurum kenarlarında konaklıyor,

Sivri kayalar onun kalesi.

 29Oradan gözetliyor yiyeceğini,

Gözleri avını uzaktan seçiyor.

 30*Onun yavruları kanla beslenir,

Leşler neredeyse, o da oradadır.”

 

40

 1RAB Eyüp'e şöyle dedi:

 

 2“Her Şeye Gücü Yeten'le çatışan O'nu yola getirebilir mi?

Tanrı'yı suçlayan yanıtlasın.”

 

 3O zaman Eyüp RAB'bi şöyle yanıtladı:

 

 4“Bak, ben değersiz biriyim,

Sana nasıl yanıt verebilirim?

Ağzımı elimle kapıyorum.

 5Bir kez konuştum, yanıt almadım,

İkinci kez konuşamam artık.”

 

 6RAB kasırganın içinden Eyüp'ü şöyle yanıtladı:

 

 7“Şimdi erkek gibi kuşağını beline vur da,

Ben sorayım, sen anlat.

 

 8“Adaletimi boşa mı çıkaracaksın?

Kendini haklı çıkarmak için beni mi suçlayacaksın?

 9Sende Tanrı'nın bileği gibi bilek var mı?

Sesin O'nunki gibi gürleyebilir mi?

 10Öyleyse şan ve şerefe bürün,

Görkem ve yücelik kuşan.

 11Gazabının ateşini saç,

Gururluya bakıp onu alçalt.

 12Gururluya bakıp onu çökert,

Kötüleri bulundukları yerde ez.

 13Hepsini birlikte toprağa göm,

Mezarda yüzlerini kefenle sar.

 14O zaman sağ kolunun seni kurtarabileceğini

Ben de kabul ederim.

 

 15“Seninle birlikte yarattığım Behemot'al bak,

Sığır gibi ot yiyor.

 16Bak, ne güç var belinde,

Karnının kasları ne güçlü!

 17Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor,

Sımsıkıdır uyluk lifleri.

 18Kemikleri tunç* borular,

Kaburgaları demir çubuklar gibidir.

 19Tanrı'nın yapıtları arasında ilk sırayı alır,

Yalnız Yaratıcısı ona kılıçla yaklaşır.

 20Tepeler ürünlerini ona getirir,

Bütün yabanıl hayvanlar yanında oynaşır.

 21Hünnap çalıları altında,

Kamışlarla örtülü bir bataklıkta yatar.

 22Hünnaplar onu gölgelerinde saklar,

Vadideki kavaklar kuşatır.

 23Irmak coşsa bile o ürkmez,

Güvenlik içindedir,

Şeria Irmağı boğazına dayansa bile.

 24Gözleri açıkken kim onu tutabilir,

Kim kancayla burnunu delebilir?

 

41

 1“Livyatan'ım çengelle çekebilir misin,

Dilini halatla bağlayabilir misin?

 2Burnuna sazdan ip takabilir misin,

Kancayla çenesini delebilir misin?

 3Yalvarıp yakarır mı sana,

Tatlı tatlı konuşur mu?

 4Seninle antlaşma yapar mı,

Onu ömür boyu köle edesin diye?

 5Kuşla oynar gibi onunla oynayabilir misin,

Hizmetçilerin eğlensin diye ona tasma takabilir misin?

 6Balıkçılar onun üzerine pazarlık eder mi?

Tüccarlar aralarında onu böler mi?

 7Derisini zıpkınlarla,

Başını mızraklarla doldurabilir misin?

 8Elini üzerine koy da, çıkacak çıngarı gör,

Bir daha yapmayacaksın bunu.

 9Onu yakalamak için umutlanma,

Görünüşü bile insanın ödünü patlatır.

 10Onu uyandıracak kadar yürekli adam yoktur.

Öyleyse benim karşımda kim durabilir?

 11*Kim benden hesap vermemi isteyebilir?

Göklerin altında ne varsa bana aittir.

 

 12“Onun kolları, bacakları,

Zorlu gücü, güzel yapısı hakkında

Konuşmadan edemeyeceğim.

 13Onun giysisinin önünü kim açabilir?

Kim onun iki katlı zırhını delebilirn?

 14Ağzının kapılarını açmaya kim yeltenebilir,

Dehşet verici dişleri karşısında?

 15Sımsıkı kenetlenmiştir

Sırtındakio sıra sıra pullar,

 16Öyle yakındır ki birbirine

Aralarından hava bile geçmez.

 17Birbirlerine geçmişler,

Yapışmış, ayrılmazlar.

 18Aksırması ışık saçar,

Gözleri şafak gibi parıldar.

 19Ağzından alevler fışkırır,

Kıvılcımlar saçılır.

 20Kaynayan kazandan,

Yanan sazdan çıkan duman gibi

Burnundan duman tüter.

 21Soluğu kömürleri tutuşturur,

Alev çıkar ağzından.

 22Boynu güçlüdür,

Dehşet önü sıra gider.

 23Etinin katmerleri birbirine yapışmış,

Sertleşmiş üzerinde, kımıldamazlar.

 24Göğsü taş gibi serttir,

Değirmenin alt taşı gibi sert.

 25Ayağa kalktı mı güçlüler dehşete düşer,

Çıkardığı gürültüden ödleri patlar.

 26Üzerine gidildi mi ne kılıç işler,

Ne mızrak, ne cirit, ne de kargı.

 27Demir saman gibi gelir ona,

Tunç* çürük odun gibi.

 28Oklar onu kaçırmaz,

Anız gibi gelir ona sapan taşları.

 29Anız sayılır onun için topuzlar,

Vınlayan palaya güler.

 30Keskin çömlek parçaları gibidir karnının altı,

Düven gibi uzanır çamura.

 31Derin suları kaynayan kazan gibi fokurdatır,

Denizi merhem çömleği gibi karıştırır.

 32Ardında parlak bir iz bırakır,

İnsan enginin saçları ağarmış sanır.

 33Yeryüzünde bir eşi daha yoktur,

Korkusuz bir yaratıktır.

 34Kendini büyük gören her varlığı aşağılar,

Gururlu her varlığın kralı odur.”

42

Eyüp'ün Yeni Bir Yaşama Dönüşü

 1O zaman Eyüp RAB'bi şöyle yanıtladı:

 

 2“Senin her şeyi yapabileceğini biliyorum,

Hiçbir amacına engel olunmaz.

 3*‘Tasarımı bilgisizce karartan bu adam kim?’ diye sordun.

Kuşkusuz anlamadığım şeyleri konuştum,

Beni aşan, bilmediğim şaşılası işleri.

 

 4*“ ‘Dinle de konuşayım’ dedin,

‘Ben sorayım, sen anlat.’

 5Kulaktan duymaydı bildiklerim senin hakkında,

Şimdiyse gözlerimle gördüm seni.

 6Bu yüzden kendimi hor görüyor,

Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.”

Rab'bin Kararı

7RAB Eyüp'le konuştuktan sonra, Temanlı Elifaz'a: “Sana ve iki dostuna karşı öfkem alevlendi” dedi, “Çünkü kulum Eyüp gibi hakkımda doğruyu konuşmadınız. 8Şimdi yedi boğa, yedi koç alıp kulum Eyüp'ün yanına gidin, kendiniz için yakmalık sunu* sunun. Kulum Eyüp sizin için dua etsin. Çünkü onun duasını kabul eder, aptallığınızın karşılığını vermem. Kulum Eyüp gibi hakkımda doğruyu konuşmadınız.” 9Temanlı Elifaz, Şuahlı Bildat, Naamalı Sofar gidip RAB'bin söylediğini yaptılar. RAB de Eyüp'ün duasını kabul etti.

Tanrı Eyüp'ü Yeniden Bolluğa Kavuşturuyor

10*Eyüp dostları için dua ettikten sonra, RAB onu eski gönencine kavuşturup ona önceki varlığının iki katını verdi. 11Bütün erkek ve kız kardeşleri, eski tanıdıklarının hepsi Eyüp'ün yanına gelip evinde onunla birlikte yemek yediler. Acısını paylaşıp RAB'bin başına getirmiş olduğu felaketlerden ötürü onu avuttular. Her biri ona bir parça gümüşö, bir de altın halka verdi. 12RAB Eyüp'ün sonunu başından bereketli kıldı. On dört bin koyuna, altı bin deveye, bin çift öküze, bin eşeğe sahip oldu. 13Yedi oğlu, üç kızı oldu. 14İlk kızının adını Yemima, ikincisinin Kesia, üçüncüsünün Keren-Happuk koydu. 15Ülkenin hiçbir yerinde Eyüp'ün kızları kadar güzel kızlar yoktu. Babaları, kardeşlerinin yanısıra onlara da miras verdi.

16Bundan sonra Eyüp yüz kırk yıl daha yaşadı, oğullarını, dört göbek torunlarını gördü. 17Kocayıp yaşama doyarak öldü.

z 1:6 “İlahi varlıklar”: İbranice “Tanrı oğulları”.

* 1:9-11 Va.12:10

* 3:1-19 Yer.20:14-18

* 3:21 Yer.8:3; Va.9:6

a 5:5 Süryanice ve Vulgata “Susamışlar”, Masoretik metin “Tuzak”.

* 5:13 1Ko.3:19

* 5:17 Özd.3:11-12; İbr.12:5-6

* 7:17 Mez.8:4; 144:3

* 9:9 Eyü.38:3l; Amo.5:8

b 9:13 “Rahav”: Kenan efsanelerinde geçen kaos ve kötülük güçlerini simgeleyen bir deniz canavarı.

* 12:21,24 Mez.107:40

c 13:15 “Beni öldürecek, umudum kalmadı” ya da “Beni öldürse bile O'na güvenim sarsılmaz.”

ç 13:24 İbranice “Düşman” sözcüğü “Eyüp” sözcüğünü çağrıştırıyor, bu yolla bir söz sanatı yapılmış.

* 15:35 Mez.7:14; Yşa.59:4

d 18:15 “Ateş oturacak” ya da “Hiç bir şey kalmayacak.”

e 19:26 “Yeni bedenimle” ya da “Etim olmadan.”

* 22:2-3 Eyü.35:6-8

f 24:14 “Gün ağarınca”: İbranice “Işıkta”.

g 26:12 “Rahav”: Kenan efsanelerinde geçen kaos ve kötülük güçlerini simgeleyen bir deniz canavarı.

h 26:14 Birçok uzmana göre 26:5-14 ayetleri Bildat'ın sözleridir.

ı 27:23 Bazı uzmanlara göre 27:13-23 ayetleri Sofar'ın sözleridir.

* 28:28 Mez.111:10; Özd.1:7; 9:10

i 32:3 “Eyüp'ü”: Bazı eski İbrani din bilginlerine göre “Tanrı'yı”.

* 34:11 Yşa.62:12

* 35:6-8 Eyü.22:2-3

* 38:2 Eyü.42:3

j 38:7 “İlahi varlıklar”: İbranice “Tanrı oğulları”.

* 38:8-11 Yer.5:22

* 38:31 Eyü.9:9; Amo.5:8

k 38:36 Mısırturnasıyla horozun havadaki olası değişikliği sezdikleri sanılırdı. Bu iki sözcük “yüreğimiz” ve “aklımız” anlamına da gelebilir.

* 39:30 Mat.24:28; Luk.17:37

l 40:15 “Behemot”: Behemot'un hangi hayvan olduğu kesin bilinmiyor. Su aygırı, fil, timsah ya da soyu tükenmiş bir hayvan olduğu sanılıyor.

m 41:1 “Livyatan”: Livyatan'ın hangi hayvan olduğu kesin olarak bilinmiyor. Timsah ya da soyu tükenmiş bir hayvan olduğu sanılıyor.

* 41:11 Rom.11:35

n 41:13 Olası metin “Kim onun iki katlı zırhını delebilir?” (bkz. Septuaginta), Masoretik metin “Kim çift gem takmak için ona yaklaşabilir?”

o 41:15 Olası metin “Sırtındaki” (bkz. Septuaginta, Vulgata), Masoretik metin “Gurur duyduğu”.

* 42:3 Eyü.38:2

* 42:4 Eyü.38:3

* 42:10 Eyü.1:1-3

ö 42:11 “Bir parça gümüş”: İbranice “Bir kesita”. Kesita ağırlığı ve değeri bilinmeyen bir para birimiydi.

 

Turkish Bible

35.00 TL
 
 

Turkish Bible (New Translation - Luxury)

45.00 TL
 
 

Old Testament

35.00 TL
 
 

Study Bible

65.00 TL
 
 

Bible Atlas

50.00 TL
 
 

Concordance

50.00 TL   40.00 TL