Loading...

Ağıtlar

GİRİŞ

Ağıtlar Kitabı İ.Ö. 586'da Yeruşalim'in yıkılışı, sürgün ve bu yıkımın sonuçları üzerine yakılan beş ağıttan oluşmaktadır. Kitabın ilk dört bölümü akrostiş biçimde yazılmıştır. Ayetler sırasıyla İbrani alfabesinin harfleriyle başlar. Yalnız üçüncü bölümde üçer ayet aynı harfle başlıyor. Kitap genellikle yas niteliği taşımakla birlikte, geleceğe umut ve Tanrı'ya güven de görülmektedir. Ağıtlar, İ.Ö. 586 yılında İsrailliler'in yaşadığı ulusal felaketin anısına her yıl tutulan yas ve oruç günlerinde tapınmada Yahudiler'ce kullanılır.

Ana Hatlar:

1:1-22 Yeruşalim'in acıları

2:1-22 Yeruşalim'in cezası

3:1-66 Ceza ve umut

4:1-22 Yeruşalim'in viraneye dönmesi

5:1-22 Merhamet için edilen dua

1

1. Ağıt

 1O kent ki, insan doluydu,

Nasıl da tek başına kaldı şimdi!

Büyüktü uluslar arasında,

Dul kadına döndü!

Soyluydu iller arasında,

Angarya altına düştü!

 2Geceleyin acı acı ağlıyor,

Yanaklarında gözyaşı;

Avutan tek kişi bile yok

Bunca oynaşı arasında.

Dostları ona hainlik etti,

Düşman oldu.

 3Yahuda acı çekip ağır kölelik ettikten sonra

Sürgün edildi,

Ulusların arasında oturuyor,

Ama rahat bulamıyor.

O sıkıntıdayken ardına düşenler ona yetişti.

 4Siyon'a giden yollar yas tutuyor,

Çünkü bayramlara gelen yok.

Bütün kapıları ıssız, kâhinleri* inliyor,

Erden kızları sıkıntıda, kendisi de acı çekiyor.

 5Hasımları başa geçti, düşmanları rahat içinde.

Çok isyan ettiği için RAB ona acı çektiriyor,

Yavruları hasımlarının gözü önünde sürgüne gitti.

 6Siyon kızının* bütün güzelliği uçtu,

Önderleri otlak bulamayan geyiklere döndü,

Dermanları kesildi

Kendilerini kovalayanların önünde.

 7Yeruşalim sıkıntı içinde başıboş dolaşırken

Eski günlerdeki varlığını anımsıyor.

Halkı hasmının eline düşüp de

Yardımına koşan çıkmayınca,

Hasımları haline bakıp

Yıkılışına güldüler.

 8Yeruşalim büyük günah işledi,

Bu yüzden kirlendi.

Ona saygı duyanların hepsi

Şimdi onu hor görüyor,

Çünkü onu çıplak gördüler.

O da inleyip öbür yana dönüyor.

 9Kirliliği eteklerindeydi,

Sonunu düşünmedi;

Bu yüzden düşüşü korkunç oldu,

Avutanı yok.

“Ya RAB, düşkün halimi gör,

Çünkü düşmanım kazandı!”

 10Değerli her şeyine düşman el uzattı.

Tapınağına başka ulusların girdiğini gördü,

Topluluğuna girmesini yasakladığın uluslar.

 11Halkı inleyip ekmek arıyor,

Yeniden güçlerine kavuşmak için

Değerli neleri varsa ekmekle değiştiler;

“Bak da gör, ya RAB, ne kadar sefil oldum.”

 

 12“Ey sizler, yoldan geçenler,

Sizin için önemi yok mu bununz?

Bakın da görün, başıma gelen dert gibisi var mı?

Öyle bir dert ki, RAB öfkesinin alevlendiği gün

Başıma yağdırdı onu.

 13Ateş saldı yukarıdan,

Kemiklerimin içine işledi ateş;

Ağ serdi ayaklarıma,

Geri çevirdi beni;

Mahvetti, baygın kaldım bütün gün.

 14İsyanlarım boyunduruğa döndü,

RAB'bin eliyle birbirine tutturulup

Boynuma geçirildi, gücüm tükendi.

Rab karşı duramadığım

İnsanların eline verdi beni.

 15Hiçe saydı beni savunan yiğitleri,

Gençlerimi kırıp geçirmek için çağrı yaptı ordulara,

Rab erden Yahuda kızını

Üzüm sıkma çukurunda çiğnedi adeta.

 

 16“Ağlıyorum bunlara,

Gözlerimden yaşlar boşanıyor;

Çünkü beni avutan,

Canımı tazeleyen benden uzak.

Çocuklarım şaşkına döndü,

Çünkü düşmanım üstün çıktı.”

 

 17Siyon ellerini açmış,

Ama onu avutan yok.

RAB Yakup soyuna karşı buyruk verdi,

Komşuları ona hasım olsun, dedi.

Yeruşalim aralarında paçavraya döndü.

 

 18“RAB haklıdır, çünkü buyruğuna karşı geldim.

Şimdi dinleyin, ey halklar, çektiğim acıyı görün;

Erden kızlarım, gençlerim sürgüne gitti.

 19Oynaşlarımı çağırdım,

Ama aldattılar beni.

Yeniden güçlerine kavuşmak için yiyecek ararken

Kâhinlerimle önderlerim kentte can verdi.

 20Gör, ya RAB, ne sıkıntılar çektiğimi,

İçim kanıyor, yüreğim buruk,

Çünkü çok asilik ettim;

Dışarıda kılıç beni çocuklarımdan ayırmakta,

İçerdeyse ölüm kol gezmekte.

 21İnlediğimi duydular,

Beni avutan olmadı.

Bütün düşmanlarım başıma gelen felaketi duydu,

Sen yaptın diye sevinçten coştular.

İlan ettiğin günü getir,

Onlar da benim gibi olsunlar.

 22Yaptıkları her kötülüğü anımsa,

İsyanlarımdan ötürü bana ne yaptınsa onlara da yap;

Çünkü sürekli inliyor, baygınlık geçiriyorum.”

2

2. Ağıt

 1Rab öfkelenince Siyon kızını* nasıl bulutla kapladı!

İsrail'in görkemini gökten yere fırlattı,

Öfkelendiği gün ayağının taburesini anımsamadı.

 2Yakup soyunun yaşadığı her yeri acımadan yuttu,

Yahuda kızının surlu kentlerini gazabıyla yıktı,

Yerle bir etti onları,

Krallığını ve önderlerini alçalttı.

 3Kızgın öfkesiyle İsrail'in gücünüa kökünden kesti,

Düşmanın önünde sağ elini onların üstünden çekti,

Çevresini yiyip bitiren alevli ateş gibi Yakup soyunu yaktı.

 4Düşman gibi yayını gerdi,

Hasım gibi sağ elini kaldırdı,

Göz zevkini okşayan herkesi öldürdü,

Gazabını Siyon kızının çadırı üstüne ateş gibi döktü.

 5Rab adeta bir düşman olup İsrail'i yuttu,

Bütün saraylarını yutup surlu kentlerini yıktı,

Yahuda kızının feryadını, figanını arşa çıkardı.

 6Bahçe çardağını söker gibi kendi çardağını söküp attı,

Buluşma yerini yok etti,

RAB Siyon'da bayram ve Şabat* günlerini unutturdu,

Şiddetli öfkesi yüzünden kralı da kâhini de reddetti.

 7Rab sunağını attı,

Tapınağını terk etti;

Siyon saraylarını çeviren surları düşman eline bıraktı.

Bayram gününde olduğu gibi,

Düşman RAB'bin Tapınağı'nda sevinç çığlıkları attı.

 8RAB Siyon kızının surlarını yıkmaya karar verdi,

İpi gerdi ve yıkmaktan el çekmedi,

İç ve dış surlara yas tutturdu,

İkisinin de gücü tükendi.

 9Siyon'un kapıları yere battı,

RAB kapı sürgülerini kırıp yok etti,

Kralıyla önderleri başka ulusların arasında kaldı,

Kutsal Yasa uygulanmaz oldu,

Peygamberlerine RAB'den görüm gelmiyor artık.

 10Siyon kızının ileri gelenleri suskun, yere oturmuş,

Başlarına toprak saçıp çul kuşanmışlar,

Yeruşalim'in erden kızları yere eğmiş başlarını.

 

 11Gözlerim tükenmekte ağlamaktan,

İçim kanıyor;

Halkımın yıkımından

Yüreğim sızlıyor,

Çünkü kent meydanlarında çocuklarla bebekler bayılmakta.

 12Kent meydanlarında yaralılar gibi bayılıp

Can çekişirken annelerinin bağrında,

“Ekmekle şarap nerede?” diye soruyorlar annelerine.

 13Senin için ne diyeyim?

Ey Yeruşalim kızı*, seni neye benzeteyim?

Ey Siyon'un erden kızı, sana neyi örnek göstereyim de

Seni avutayım?

Sendeki gedik deniz kadar büyük,

Kim sana şifa verebilir?

 14Peygamberlerin senin için boş ve anlamsız görümler gördüler.

Suçunu ortaya çıkarsalardı, eski gönencine kavuşabilirdin;

Oysa seni ayartacak boş görümler gördüler.

 15Yoldan geçen herkes el çırparak seninle alay ediyor,

Yeruşalim kızına baş sallayıp ıslık çalarak,

“Bütün dünyanın sevinci, güzellik simgesi dedikleri kent bu mu?” diyorlar.

 16Düşmanlarının hepsi seninle alay etti,

Islık çalıp diş gıcırdatarak,

“Onu yuttuk” diyorlar,

“İşte beklediğimiz gün, sonunda gördük onu.”

 17RAB düşündüğünü yaptı,

Geçmişte söylediği sözü yerine getirdi,

Yıktı, acımadı,

Düşmanı senin haline sevindirdi,

Hasımlarını güçlü kıldıb.

 18Halk Rab'be yürekten feryat ediyor.

Ey Siyon kızının surları,

Gece gündüz gözyaşın sel gibi aksın!

Dinlenme, gözüne uyku girmesin!

 19Kalk, gece her nöbet başında haykır,

Rab'bin huzurunda yüreğini su gibi dök!

Her sokak başında açlıktan bayılan çocuklarının başı için O'na ellerini aç.

 

 20“Bak, ya RAB, gör! Kime böyle yaptın?

Kadınlar çocuklarını, sevgili yavrularını mı yesin?

Kâhinle peygamber Rab'bin Tapınağı'nda mı öldürülsün?

 21Gençler, yaşlılar sokaklarda, yerlerde yatıyor,

Kılıçtan geçirildi erden kızlarımla gençlerim,

Öfkelendiğin gün öldürdün onları, acımadan boğazladın.

 22Bir bayram günü davet eder gibi

Beni dehşete düşürenleri davet ettin her yandan.

RAB'bin öfkelendiği gün kaçıp kurtulan,

Sağ kalan olmadı.

Sevgiyle büyüttüğüm çocuklarımı

Düşmanım yok etti.”

3

3. Ağıt

 1RAB'bin gazap değneği altında acı çeken adam benim.

 2Beni güttü,

Işıkta değil karanlıkta yürüttü.

 3Evet, dönüp dönüp bütün gün bana elini kaldırıyor.

 4Etimi, derimi yıprattı, kemiklerimi kırdı.

 5Beni kuşattı,

Acı ve zahmetle sardı çevremi.

 6Çoktan ölmüş ölüler gibi

Beni karanlıkta yaşattı.

 7Çevreme duvar çekti, dışarı çıkamıyorum,

Zincirimi ağırlaştırdı.

 8Feryat edip yardım isteyince de

Duama set çekiyor.

 9Yontma taşlarla yollarımı kesti,

Dolaştırdı yollarımı.

 10Benim için O pusuya yatmış bir ayı,

Gizlenmiş bir aslandır.

 11Yollarımı saptırdı, paraladı,

Mahvetti beni.

 12Yayını gerdi, okunu savurmak için

Beni nişangah olarak dikti.

 13Oklarını böbreklerime sapladı.

 14Halkımın önünde gülünç düştüm,

Gün boyu alay konusu oldum türkülerine.

 15Beni acıya doyurdu,

Bana doyasıya pelinsuyu içirdi.

 16Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı,

Kül içinde diz çöktürdü bana.

 17Esenlik yüzü görmedi canım,

Mutluluğu unuttum.

 18Bu yüzden diyorum ki,

“Dermanım tükendi,

RAB'den umudum kesildi.”

 19Acımı, başıboşluğumu,

Pelinotuyla ödü anımsa!

 20Hâlâ onları düşünmekte

Ve sıkılmaktayım.

 21Ama şunu anımsadıkça umutlanıyorum:

 22RAB'bin sevgisi hiç tükenmezc,

Merhameti asla son bulmaz;

 23Her sabah tazelenir onlar,

Sadakatin büyüktür.

 24“Benim payıma düşen RAB'dir” diyor canım,

“Bu yüzden O'na umut bağlıyorum.”

 25RAB kendisini bekleyenler,

O'nu arayan canlar için iyidir.

 26RAB'bin kurtarışını sessizce beklemek iyidir.

 27İnsan için boyunduruğu gençken taşımak iyidir.

 28RAB insana boyunduruk takınca,

İnsan tek başına oturup susmalı;

 29Umudunu kesmeden yere kapanmalı,

 30Kendisine vurana yanağını dönüp

Utanca doymalı;

 31Çünkü Rab kimseyi sonsuza dek geri çevirmez.

 32Dert verse de,

Büyük sevgisinden ötürü yine merhamet eder;

 33Çünkü isteyerek acı çektirmez,

İnsanları üzmez.

 34Ülkedeki bütün tutsakları ayak altında ezmeyi,

 35Yüceler Yücesi'nin huzurunda insan hakkını saptırmayı,

 36Davasında insana haksızlık etmeyi

Rab doğru bulmaz.

 37Rab buyurmadıkça kim bir şey söyler de yerine gelir?

 38İyilikler gibi felaketler de Yüceler Yücesi'nin ağzından çıkmıyor mu?

 39İnsan, yaşayan insan

Niçin günahlarının cezasından yakınır?

 

 40Davranışlarımızı sınayıp gözden geçirelim,

Yine RAB'be dönelim.

 41Ellerimizin yanısıra yüreklerimizi de göklerdeki Tanrı'ya açalım:

 42“Biz karşı çıkıp başkaldırdık,

Sen bağışlamadın.

 43Öfkeyle örtünüp bizi kovaladın,

Acımadan öldürdün.

 44Dualar sana erişmesin diye

Bulutları örtündün.

 45Uluslar arasında bizi pisliğe, süprüntüye çevirdin.

 46Düşmanlarımızın hepsi bizimle alay etti.

 47Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.”

 48Kırılan halkım yüzünden

Gözlerimden sel gibi yaşlar akıyor.

 49Durup dinmeden yaş boşanıyor gözümden,

 50RAB göklerden bakıp görünceye dek.

 51Kentimdeki kızların halini gördükçe

Yüreğim sızlıyor.

 52Boş yere bana düşman olanlar bir kuş gibi avladılar beni.

 53Beni sarnıca atıp öldürmek istediler,

Üzerime taş attılar.

 54Sular başımdan aştı, “Tükendim” dedim.

 

 55Sarnıcın dibinden seni adınla çağırdım, ya RAB;

 56Sesimi, “Ahıma, çağrıma kulağını kapama!” dediğimi duydun.

 57Seni çağırınca yaklaşıp, “Korkma!” dedin.

 58Davamı sen savundun, ya Rab,

Canımı kurtardın.

 59Bana yapılan haksızlığı gördün, ya RAB,

Davamı sen gör.

 60Benden nasıl öç aldıklarını,

Bana nasıl dolap çevirdiklerini gördün.

 61-62Aşağılamalarını, ya RAB,

Çevirdikleri bütün dolapları,

Bana saldıranların dediklerini,

Gün boyu söylendiklerini duydun.

 63Oturup kalkışlarına bak,

Alay konusu oldum türkülerine.

 64Yaptıklarının karşılığını ver, ya RAB.

 65İnat etmelerini sağla,

Lanetin üzerlerinden eksilmesin.

 66Göklerinin altından öfkeyle kovala, yok et onları, ya RAB.

4

4. Ağıt

 1Altın nasıl donuklaştı,

Saf altın nasıl değişti!

Kutsal taşlar sokak başlarına dağılmış.

 2Değerleri saf altınla ölçülen Siyon çocukları

Nasıl çömlekçi işi, toprak testi yerine sayılır oldu!

 3Çakallar bile meme verip yavrularını emzirir,

Ama halkım çöldeki devekuşları kadar acımasız oldu.

 4Susuzluktan emzikteki bebeklerin dili damağına yapışıyor,

Çocuklar ekmek istiyor, veren yok.

 5Onlar ki, yemeğin en iyisini yerlerdi,

Sokaklarda perişan oldular;

Onlar ki, al giysiler içinde büyüdüler,

Çöp yığınlarını kapışır oldular.

 6*Halkımın suçu el değmeden, bir anda yıkılan

Sodom'un günahından daha büyüktür.

 7Beyleri kardan temiz, sütten aktılar,

Bedence mercandan kızıl, laciverttaşı kadar biçimliydiler.

 8Şimdiyse görünüşleri kömürden kara,

Sokaklarda tanınmaz oldular.

Bir deri bir kemiğe döndüler, odun gibi kurudular.

 9Kılıçla öldürülenler kıtlıktan ölenlerden mutludur,

Çünkü kıtlıktan ölenler tarla ürününün yokluğundan yıpranarak erimekteler.

 10*Merhametli kadınlar çocuklarını elleriyle pişirdiler,

Halkım kırılırken yiyecek oldu bu kendilerine.

 11RAB öfkesini boşalttı, kızgın öfkesini döktü,

Temellerini yiyip bitiren ateşi Siyon'un içinde tutuşturdu.

 12Dünyadaki kralların ve insanların hiçbiri

Yeruşalim kapılarından hasımların, düşmanların gireceğine inanmazdı.

 13Peygamberlerinin günahı, kâhinlerinin suçu yüzündendi bu,

Çünkü onlar kentin ortasında doğruların kanını döktüler.

 14Sokaklarda körler gibi dolaşıyorlar,

Kanla kirlendikleri için kimse giysilerine dokunamıyor.

 15“Çekilin! Kirliler!” diye bağırdılar onlara,

“Çekilin! Çekilin! Dokunmayın!”

Kaçıp başıboş dolaştıklarında,

Öteki uluslar, “Artık burada kalmasınlar” dediler.

 16RAB kendisi dağıttı onları,

Artık yüzlerine bakmayacak.

Kâhinleri saymadılar, yaşlılara acımadılar.

 

 17Boş yere yardım beklemekten gözlerimizin feri sönüyor,

Gözetleme kulesinde bizi kurtaramayacak bir ulusu bekledikçe bekledik.

 18İzlerimizi sürüyorlar,

Sokaklarımızda gezemez olduk.

Sonumuz yaklaştı, günlerimiz tükendi,

Çünkü sonumuz geldi.

 19Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti,

Dağların üstünde kovaladılar bizi,

Çölde bize pusu kurdular.

 20Yaşam soluğumuz,

RAB'bin meshettiği* kral onların çukurunda yakalandı;

Hani onun için, “Ulusların arasında onun gölgesinde yaşayacağız” dediğimiz.

 

 21Ûs ülkesinde yaşayan Edom kızı, sevin, coş,

Ancak kâse* sana da gelecek, sarhoş olup soyunacaksın.

 22Ey Siyon kızı*, suçunun cezası sona erdi,

RAB bir daha seni sürgüne göndermeyecek.

Ama, ey Edom kızı, suçun yüzünden seni cezalandırıp günahlarını ortaya çıkaracak.

5

5. Ağıt

 1Anımsa, ya RAB, başımıza geleni,

Bak da utancımızı gör.

 2Mülkümüz yabancılara geçti,

Evlerimiz ellere.

 3Öksüz kaldık, babasız,

Annelerimiz dul kadınlara döndü.

 4Suyumuzu parayla içtik,

Odunumuzu parayla almak zorunda kaldık.

 5Bizi kovalayanlar ensemizde,

Yorgun düştük, rahatımız yok.

 6Ekmek için

Mısır'a, Asur'a el açtık.

 7Atalarımız günah işledi,

Ama artık onlar yok;

Suçlarının cezasını biz yüklendik.

 8Köleler üstümüzde saltanat sürüyor,

Bizi ellerinden kurtaracak kimse yok.

 9Çöldeki kılıçlı haydutlar yüzünden

Ekmeğimizi canımız pahasına kazanıyoruz.

 10Kıtlığın yakıcı sıcağından

Derimiz fırın gibi kızardı.

 11Siyon'da kadınların,

Yahuda kentlerinde erden kızların ırzına geçtiler.

 12Önderler ellerinden asıldı,

Yaşlılar saygı görmedi.

 13Değirmen taşını gençler çevirdi,

Çocuklar odun yükü altında tökezledi.

 14Yaşlılar kent kapısında oturmaz oldu,

Gençler saz çalmaz oldu.

 15Yüreğimizin sevinci durdu,

Oyunumuz yasa döndü.

 16Taç düştü başımızdan,

Vay başımıza!

Çünkü günah işledik.

 17Bu yüzden yüreğimiz baygın,

Bunlardan ötürü gözlerimiz karardı.

 18Viran olan Siyon Dağı'nın üstünde

Çakallar geziyor!

 

 19*Ama sen, sonsuza dek tahtında oturursun, ya RAB,

Egemenliğin kuşaklar boyu sürer.

 20Niçin bizi hep unutuyorsun,

Neden bizi uzun süre terk ediyorsun?

 21Bizi kendine döndür, ya RAB, döneriz,

Eski günlerimizi geri ver.

 22Bizi büsbütün attıysan,

Bize çok öfkelenmiş olmalısın.

z 1:12 “Sizin için önemi yok mu bunun?” ya da “Bunlar sizin başınıza da gelmesin.”

a 2:3 “Gücünü”: İbranice “Boynuzunu”.

b 2:17 “Hasımlarını güçlü kıldı”: İbranice “Hasımlarının boynuzunu yükseltti”.

c 3:22 “RAB'bin sevgisi hiç tükenmez” ya da “RAB'bin sevgisi sayesinde yok olmadık.”

* 4:6 Yar.19:24

* 4:10 Yas.28:57; Hez.5:10

* 5:19 Mez.102:12

 

Turkish Bible

35.00 TL
 
 

Turkish Bible (Special designed cover)

35.00 TL
 
 

Book of Psalms

7.50 TL
 
 
Compass (Concordance on CD)

Compass (Concordance on CD)

25.00 TL
 
 

Bible Atlas

50.00 TL